Doğru Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık'ın Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesindeki dağ yamaçlarında yer alan "Ne Mutlu Türküm Diyene", "Türk, Öğün, Çalış, Güven", "Önce Vatan" ve "Her Şey Vatan İçin" gibi yazıların tamamen silinmesini ve kaldırılmasını talep etmesini sert dille eleştirdi. İlkay Şimşek, "Siz ve sizin gibiler içinde Türk ve vatan gibi kelimeler geçen cümleleri dağlardan değil, tek bir çakıl taşından bile silemeyeceksiniz, her seferinde hevesiniz kursağınıza takılı kalacak" dedi. İlkay Şimşek konuya dair açıklamasında şunları söyledi: "Sırrı Sakık, içinde Türk ve vatan gibi kelimelerin bulunduğu cümlelerin ırkçılığı çağrıştırdığını, bu tür yazıların ve sloganların tekçi bir anlayışı temsil ettiğini iddia etmiş. Bir de üstüne sanki Türkiye vatandaşı değilmiş, Türk Devleti milletvekili değilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında değilmiş gibi, barışçıl bir ortamın sağlanması için Kürt vatandaşların hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğini savunmuş. Her fırsatta Anadolu toprakları üzerinde ve Misak-ı Milli sınırları içinde Türk-Kürt ayrımı varmış gibi ifadelere başvuran, bölücü ve ayrıştırıcı söylemleri ön plana çıkaran, 'Tek Millet' kavramını bir türlü içselleştiremeyen Sırrı Sakık, bu terörize edici davranışlarına ne zaman son verecek?"
SIRRI SAKIK'A BİR DERS VERMEMİZ GEREKİYOR
DYP Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, "Sırrı Sakık bu davranışlarına son vermeyecekse, ona buradan bir ders vermemiz gerekiyor" diyerek açıklamasına şöyle devam etti: "Bak Sırrı Sakık, bu dersi iyi dinle; 'Ne Mutlu Türküm Diyene' ifadesi ve bu ifadenin kamusal alanlardaki özellikle dağlardaki veya tabelalardaki varlığı, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal hafızasında önemli bir yer tutar. Bu söz Mustafa Kemal Atatürk tarafından 29 Ekim 1933 tarihinde, Cumhuriyet’in 10. Yıl Nutku’nun kapanış cümlesi olarak söylenmiştir. İmparatorluğun dağılmasının ardından kurulan yeni devlette, ırk veya etnik köken merkezli değil, kültürel ve ideal birliği esas alan bir ulus kimliği inşa edilmek istenmiştir. 'Türküm Diyene' vurgusu ile kendini bu ülkeye ait hisseden, dışlayıcı değil kapsayıcı ve iradi bir vatandaşlık tanımı amaçlanmıştır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesinde hukuki sınır net bir şekilde çizilmiştir; Türkiye Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Buradaki 'Türk' ifadesi etnik bir kimliği değil, hak ve ödevler bakımından eşit olan, aynı devlete sadakatle bağlı bulunan tüm TC vatandaşlarını kapsayan siyasi ve hukuki bir terimdir. Ve tabi ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün nutku boyunca ve diğer tüm zamanlarda hitabı sürekli 'Türk Milleti' ve 'Yurttaşlarım' şeklindedir. Dolayısıyla buradaki bağlam ırksal bir aidiyetten ziyade, Cumhuriyet idealleri etrafında birleşmiş, kader birliği yapmış ve çağdaş uygarlık hedefine doğru yürüyen tüm vatandaşların ortak kimliğini ve coşkusunu ifade eder. Bunu o kafanız niye almıyor, niye anlaşılması çok net olan bu gerçekliği inkar yoluna gidiyorsunuz ve zıttı üzerinden terörize söylemlerde bulunuyor, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü sarsmaya çalışıyorsunuz? Siz hangi akla, hangi makama, hangi güce hizmet ediyorsunuz? Devam edin o halde, ama biz dağlara, taşlara, akan suya, uçan kuşa Türk yazmaya devam edeceğiz."