Yeni Bir Dönem, Yeni Bir Heyecan
Eylül gelince hayatın sesinde küçük bir değişiklik oluyor sanki. Yazın o uzun, biraz başıboş günleri geride kalıyor; sokaklarda yeniden okul telaşı başlıyor. Sabahın erken saatlerinde servis sesleri, elinden tutulan çocuklar, sırtlarında kendilerinden büyük çantalarla yürüyen öğrenciler…
Aslında okulun açılması sadece bir eğitim döneminin başlaması değil. Çocuklar için yepyeni bir hikâyenin ilk sayfası.
Kiminin içinde büyük bir heyecan var. Yeni çantasını, kalemlerini, kıyafetlerini hazırlarken gün sayıyor. Kimi arkadaşlarını özlediği için sabırsızlanıyor. Kimi yeni bir sınıfa, yeni bir öğretmene başlayacağı için biraz çekiniyor. Belki bazıları da “Acaba bu yıl nasıl geçecek?” diye kendi kendine düşünüyor.
Biz yetişkinler bazen bütün bunların üzerine hemen başarı hesaplarını koyuyoruz. “Bu yıl daha çok çalışmalısın.” “Notların yüksek olsun.” “Daha düzenli ol.” “Sınavlara şimdiden hazırlan.”
Oysa çocukların bazen bizden beklediği tek şey, onların heyecanına ortak olmamız.
Yeni bir kalemin kokusuna sevinen bir çocuğun yanında oturup “Çantanı hazırladın mı?” demekten önce, “Okulun açılınca en çok neyi merak ediyorsun?” diye sormak belki de daha güzel.
Çünkü çocukluk, sadece başarılı olunması gereken bir dönem değil. Hatırlanacak anıların biriktirildiği bir dönem.
Bir çocuğun okul yolunda kurduğu hayaller, teneffüste arkadaşlarıyla yaptığı sohbetler, öğretmeninden duyduğu güzel bir söz, ilk kez cesaret edip parmak kaldırması… Bunların hepsi en az bir karne notu kadar kıymetli.
Ve belki de yeni eğitim döneminin en güzel tarafı, hepimize yeniden başlama duygusunu hatırlatmasıdır.
Çünkü yeni bir dönem sadece çocuklar için başlamıyor.
Biz anne babalar için de başlıyor.
Ve galiba asıl mesele, çocuklarımızın elinden tutarken onların önüne kendi hayallerimizi değil, kendi hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir yol koyabilmek.