Belki de Mesele Aşure Değildi
Geçen yazımın sonunda insanların aslında birbirinden uzak durmak istemediğini; sadece yeniden yakınlaşmak için küçük bir bahaneye ihtiyaç duyduğunundan bahsetmiştim. O günden beri aklımda aynı düşünce dolaşıyor. Belki de bize bunu en güzel anlatan şeylerden biri aşurenin kendisi.
Bir Tas Aşurenin Hatırlattıkları
Hayat hızlandıkça birbirimizden de uzaklaştık sanki…Eskiden komşular, kapıyı çalmak için bir sebep aramazdı. Bir tabak yemek. Bir bardak çay…Bir” nasılsın? ” sorusu…Bunlar iki insanın birbirine yaklaşması için yeterliydi.
Değerini Kaybedince Değil Yaşarken Bilmek
Yıllar geçiyor…İnsan bir gün eski bir fotoğrafın karşısında duruyor. Belki bir çekmeceyi karıştırırken…Belki telefonunda eski görüntülere bakarken…Belki de yıllardır duymadığı bir şarkıyı duyduğunda…Ve birden geçmişten bir kapı aralanıyor. İşte o zaman fark ediyor.
Özlediğimiz Şeyler Bir Zamanlar Bugündü
İnsan, galiba en çok sahip olduklarına alışıyor. Öyle alışıyor ki, bir zamanlar hayalini kurduğu şeyler bile zamanla sıradanlaşıyor. Dün “ keşke benim de olsa. ” dediği ne varsa , bugün hayatının doğal bir parçası haline geliyor. Sonra gözünü yeniden başka şeylere çeviriyor.
Bugün Karşına Çıksa Ona Ne Söylerdin (2)
Geçen yazıda çocuklarımızın omuzlarına yüklediğimiz beklentilerden, bitmek bilmeyen sınavlardan ve onları anlamaya çalışırken kendi çocukluğumuzu hatırlamamız gerektiğinden söz etmiştik. Bugün bu düşüncenin peşinden gitmek istiyorum. Bir an için hayal edin.