HERKESİN BİR ŞEYİ VAR, AMA KİMSENİN VAKTİ YOK

YAYINLAMA:

 

I. BÖLÜM — “VAKTİM YOK” DİYEREK GEÇİYOR HAYAT

“Vaktim yok.”

Gün içinde belki de en sık kurduğumuz cümlelerden biri bu. İşe yetişirken, telefona bakarken, bir arkadaşımız aradığında, ailemizle konuşmamız gerektiğinde ya da kendimize ayıracak birkaç dakika bulamadığımızda hemen aynı cümle çıkıyor ağzımızdan: “Vaktim yok.”

Gerçekten yok mu?

Yoksa hayatımızda o kadar çok şey birikti ki, hangisine yetişeceğimizi şaşırdığımız için mi böyle hissediyoruz?

Sabah gözümüzü açar açmaz telefonumuza bakıyoruz. Birkaç dakika diye başladığımız sosyal medya gezintisi, fark etmeden yarım saate dönüşüyor. Sonra mesajlar, bildirimler, işler, toplantılar, alışveriş, evin sorumlulukları…

Derken akşam oluyor.

Gün bitmiş ama biz sanki hiçbir şey yapmamışız gibi hissediyoruz.

Çünkü belki de gün boyunca çok şey yaptık ama kendimiz için hiçbir şey yaşamadık.

Eskiden hayatımızda bu kadar fazla seçenek, bu kadar fazla bildirim, bu kadar fazla ulaşılması gereken insan yoktu. Şimdi dünyanın her yerinden insanlar cebimizin içinde. Herkes bize ulaşabiliyor, her şey birkaç saniye içinde önümüze düşüyor.

Ama garip olan şu:

İletişim arttıkça birbirimize ayırdığımız gerçek zaman azaldı.

Aynı masada oturup farklı ekranlara bakıyoruz. Birlikte yürürken telefonla konuşuyoruz. Bir yakınımız derdini anlatırken aklımızdan günün yapılacaklar listesini geçiriyoruz.

Bedenimiz bulunduğumuz yerde, aklımız başka yerde.

Belki de çağımızın en büyük yorgunluğu bundan kaynaklanıyor.

Çünkü insan sadece çalışmaktan yorulmuyor. Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmaktan da yoruluyor.

Herkese cevap vermek, her şeyi takip etmek, hiçbir şeyi kaçırmamak, sürekli üretmek, sürekli daha fazlasını istemek…

Sanki durursak geride kalacakmışız gibi yaşıyoruz.

Oysa hayat bir yarış değil.

Ve belki de en büyük yanılgımız, çok şey yapmayı çok yaşamak sanmamız.

Bir kahveyi acele etmeden içmek, sevdiğimiz biriyle gerçekten sohbet etmek, çocuğumuzun anlattığı küçücük bir hikâyeyi dinlemek, akşam gökyüzüne birkaç dakika bakmak…

Bunların hiçbiri büyük başarılar değil.

Ama hayat dediğimiz şey zaten çoğu zaman büyük olaylardan değil, farkına bile varmadan geçtiğimiz küçük anlardan oluşuyor.

Belki sorun gerçekten vaktimizin olmaması değil.

Belki biz zamanımızı nereye verdiğimizi uzun zamandır sorgulamıyoruz.

Ve bunun cevabı, düşündüğümüzden çok daha önemli olabilir.

Çünkü zamanımızın nereye gittiğini bulduğumuzda, aslında hayatımızın nereye gittiğini de görmeye başlayacağız.

Devamı ikinci bölümde…

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız