HOMAY NEYİ BAŞARDI?
Türklerin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamadığını, kardeşi ve soydaşı olan çokça ülkenin de varlığını sürdürdüğünün genç kuşaklarca bilinmesi son derece önemli. Ülkemizin gücü gençliğindedir çünkü…
Bu bakımdan ülkemizdeki berrak ve duru akılları Türk illerini tanımanın yolu olarak tarih, edebiyat gibi bilimlerden faydalanmaktanta görüyorlar. Bu çok doğru bir husus. Kendi tarihini, atasını, büyüğünü bilen gençlik daima dünyadaki diğer milletlerin gençlerine göre fark atacaktır.
Ayrıca günümüzün her geçen gün büyüyen kültür ve medeniyetlerin arenasında kendi harsını tanımanın yolu tarih, edebiyat gibi bilimlerden geçtiği kadar sinema, müzikten de geçer. Hatta denilebilir ki sanat çoğu bakımdan bazı bilimlerden daha güçlü bir etkiye sahiptir.
Sinema mesela…
Bu bakımdan daha önce Türk Dünyası’nın ortak Oscar gibi bir ödül festivalinde buluşması gerektiğini söylemiştim. Ayrıca gençlik buluşmaları sayesinde Almatı’dan, Bakü’den, Taşkent illerinden pek çok soydaşımızın Anadolu’da ağırlanması gerektiğini de yine daha önceleri ifade etmiştim.
Bu söylemlerim yanıtsız değil çok şükür ki.
Başta kendi çevrem, memleketimin insanları sonra da tabandan tavana Türk kültürü ile ilgilenen kişilerin gerek sosyal medya, gerekse yazılı-görsel basın sayesinde dünyayı tanımaları beni epeyce mutlu ediyor.
Bu vesile ile 2025 yılında Instagram’da viral olan Başkurt asıllı Ay Yola isimli müzik grubunun Homay isimli parçası epeyce popüler oldu.
Türk Dünyası'na ilgi duymayan pek çok kişi bile yalnızca müzikal başarısından dolayı AY YOLA'yı dinlemeye başladı. .
Reelsler yayılıyor, gönderilerde Ay Yola karşımıza çıkıyordu.
Grubun, adını bir destan karakterinden aldığı ifade ediliyordu. Peki ya bu grubun ortaya çıkış hikayesine biraz bakalım mı?
2024 yılında kurulan grup Rusya’da Başkurdistan Cumhuriyeti’nin başkenti Ufa’da kuruldu. Grup, ‘’atalarının izinden’’ gitmenin vurgusunu yapıyor. Çok daha yeni kurulmuş olmasına rağmen bütün Türk Dünyası’nda ilgiyle dinlenmeleri ve çokça sevgi duyulması milletimizin kendi soydaşlarına ve uzak coğrafyalarına duyduğu ilgiyi göstermesi bakımından oldukça değerli. Böylece yazının başında ifade ettiğim Türklüğe olan ilginin tarih, edebiyat gibi alanlarla yükselmesinde müziğin ne kadar kudretli bir araç olduğunu cümle aleme bir kez daha gösterdiler. Bu grubu duyanlar Umay’a ilgi duydu. Umay kimdir? Umay’ın Türk Mitolojisi içinde yerinin ne olup olmadığını öğrendiler.
Ay Yola, pek çok kişinin senelerce başaramadığını başardı. Umay’ı da, Başkurtları da, Türklüğü de oldukça popüler hale getirdi.
Ay Yola sonrası hemen hemen aynı tarihlerde patlayan, gündeme oturan Kartal Dansı var ki…
Okul gösterilerinde, telefon zil sesi müziklerinde hep onu dinledik. Hep Kartal figürlerini gerçekleştiren Türk çocuklarını gördük.
Onlarla gurur duyduk.
Bu anlattıklarımız inandığımız davanın, gönül verdiğimiz Türk Dünyası’nın boşa atılmış sözler yığını olmadığını aksine Türklerin tarihin derinliklerinden günümüze getirdikleri kültürün ne kadar büyük bir anlatı olduğunu gözler önüne seriyor.
Bu ilginin geniş kitlelere ulaşması sonrası ilk konserleri Dadaşlar Diyarı Erzurum'da Ekim 2025’te Atatürk Üniversitesi’nde oldu.
Sonrasında ise Nisan 2026’da TRT AVAZ’ın -benim de mensubu olduğum- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ndeki Nevruz özel programında büyük bir ilgi gören grup uzun bir süre alkışlandı.
Grup bu sene Türkiye’ye geldi. Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Bu görüşme devletin zirvesinin Türk kültürüne olan ilgisini göstermesi bakımdan oldukça değerlidir.
Son konserlerini ise Mayıs 2026’da Kocaeli’nde Bir Gençlik Şöleni isimli programda verdiler. YouTube, Spotify gibi platformlarda oldukça popülerler.
Türk Dünyası’nın ekonomik, askeri, siyasi işbirliklerine olan inancı ve azmi her şeyden önce birbirini tanımak isteyen dev, büyük bir ailenin isteğidir. Bir ucu Adriyatik’te, bir ucu ise Çin Seddi’ne kadar giden bu birliktelikte kültürel hassasiyetlerin ne kadar önemli olduğu apaçık ortada.
Türk Dünyası'nın kültürel birlikteliğine gösterilen ilgi, tabandan devletin zirvesine kadar toplumun her kesiminde karşılık buluyor. Bu ilgi, bizi soydaşlarımıza yakınlaştırdığı gibi aynı töreden, aynı ruhtan ve aynı değerlerden beslenen Türk topluluklarının, bir şarkının tınısında ve bir notanın ezgisinde yeniden kökleriyle buluşmasının da sembolü hâline gelmiş durumda.