BİZ ASLINDA NEYİ ÖZLÜYORUZ? 1. Bölüm
Son zamanlarda sosyal medyada 80’lere, 90’lara ait fotoğraflara daha sık rastlıyoruz. Eski sokaklar, mahalle araları, çocukluk fotoğrafları, o yılların evleri, kıyafetleri, arabaları… Bir fotoğrafın altında onlarca, yüzlerce yorum görüyoruz: “Ne güzel günlerdi”, “Çocukluğumu özledim”, “Keşke o günlere dönebilsek…”
Belki de hepimiz biraz aynı şeyi hissediyoruz. Geçmişe bakınca yalnızca yaşadığımız yılları değil, o yıllardaki kendimizi de hatırlıyoruz. Fakat sanırım özlediğimiz şey sadece eski günler değil. Hatta belki eski günlerden çok, o günlerde insanlar arasında var olan bazı değerleri özlüyoruz.
Çünkü bir zamanlar insan ilişkilerinde başka bir kalite vardı. İnsanlar birbirine daha dikkatli davranır, söylenecek sözün karşı tarafta nasıl bir iz bırakacağını biraz daha düşünürdü. Saygı, yalnızca büyüklerin elini öpmek ya da birine “siz” diye hitap etmek değildi. Karşımızdaki insanın da bizim kadar değerli olduğunu kabul etmekti.
Bir öğretmenin sınıfta söylediği sözün bir ağırlığı vardı. Veli, çocuğunun öğretmenine güvenirdi. Öğretmen de öğrencisinin yalnızca ders başarısından değil, nasıl bir insan olduğundan sorumlu hissederdi. Elbette o zaman da sorunlar vardı, hatalar vardı, yanlış davranışlar vardı. Ama bugün olduğu gibi her anlaşmazlığın hemen bir taraf tutmaya, suçlamaya ve birbirini değersizleştirmeye dönüşmediği zamanlar da vardı.
Esnafla müşteri arasındaki ilişki de yalnızca alışverişten ibaret değildi. Esnaf müşterisini, müşteri de esnafın emeğini bilirdi. Bir mahallede yıllarca aynı dükkâna girip çıkmak, birbirinin halini hatırını sormak sıradan bir şeydi. Komşuluk, kapının önünde karşılaşınca baş sallayıp geçmekten biraz daha fazlasıydı.
Belki de bugün eski fotoğraflara bakınca içimizi ısıtan şey tam olarak bunlar.
Birlikte geçirilen zamanın daha kıymetli olması, insanların birbirine ayıracak birkaç dakikasının bulunması, bir çocuğun sokakta oynarken yalnızca kendi ailesinin değil, mahallenin de çocuğu gibi görülmesi…
Bugün elimizde çok daha fazla imkân var. Dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde konuşabiliyor, istediğimiz bilgiye birkaç dokunuşla ulaşabiliyor, hayatımızı kolaylaştıran sayısız teknoloji kullanıyoruz.
Ama bütün bu kolaylıkların içinde birbirimize karşı neden bu kadar zorlaştık?
Belki de asıl özlediğimiz şey, geçmişin kendisi değil. İnsanların birbirine biraz daha özen gösterdiği o hâl.
Ve galiba asıl mesele de burada başlıyor…