Herkes Gülümsüyor Ama Kimse Gerçekten Gülmüyor 1. Bölüm – Samimiyetin Yerine Ne Koyduk?

YAYINLAMA:

Bir süredir etrafımıza biraz daha dikkatli baktığımızda garip bir şey fark ediyoruz.

Herkes birbirine gülümsüyor ama kimse gerçekten birbirinin yüzüne bakmıyor. Herkes “Nasılsın?” diye soruyor ama çoğu zaman cevabını dinlemiyor. Herkes “Ne güzel olmuşsun” diyor ama bunu gerçekten düşündüğü için mi, yoksa söylemek gerektiği için mi söylediğini artık anlayamıyoruz.

Sanki hayatımızın birçok alanında samimiyetin yerini bir tür mecburi nezaket, içtenliğin yerini de yapay davranışlar aldı.

Sosyal medyada herkes mutlu.

Herkesin hayatı yolunda. Herkes başarılı, herkes güzel yerlerde, herkes çok iyi insanlarla çevrili. Kutlamalar, hediyeler, çiçekler, güzel sözler, kalp emojileri…

Ama telefonun ekranını kapattığımızda ne oluyor?

Gerçek hayatın içinde birbirimize aynı sevgiyi, aynı anlayışı gösterebiliyor muyuz?

İşte asıl soru burada başlıyor.

Çünkü insan bazen bir sosyal medya paylaşımının altına yazılan yüzlerce güzel sözden çok, gerçekten ihtiyacı olduğunda yanında duran tek bir insanı arıyor.

Bir “Geçmiş olsun” mesajından çok, kapısını çalıp “Nasılsın gerçekten?” diyen birini…

Bir doğum günü paylaşımından çok, zor gününde telefonunu açan bir dostu…

Bugün belki de en büyük eksikliğimiz insan sayısı değil, gerçek insan sayısı.

Çevremizde çok insan var ama kaç tanesinin yanında kendimiz gibi olabiliyoruz?

Kaçının yanında güçlü görünmek zorunda değiliz?

Kaçına “Ben bugün iyi değilim” diyebiliyoruz?

Ve daha önemlisi, kaç kişi bunu söylediğimizde bizi yargılamadan dinliyor?

Samimiyet biraz da budur.

Karşımızdaki insanın kusurlarını gördüğümüzde onu küçültmemek, başarısız olduğunda uzaklaşmamak, işimize yaramadığında değerini kaybetmiş gibi davranmamak…

Çünkü ilişkilerin en büyük sınavı, insanın sana ne kazandırdığı değil; sana hiçbir şey kazandırmadığı zaman ona nasıl davrandığındır.

Belki de artık birbirimize daha az “görünür”, daha çok gerçek olmamız gerekiyor.

Çünkü kusursuz görünmeye çalıştıkça birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, daha güzel cümleler değil…

Daha gerçek cümleler.

“İyiyim” demek yerine gerçekten iyi değilsek bunu söyleyebilmek.

“Her zaman yanındayım” demek yerine gerçekten ihtiyaç olduğunda orada olmak.

Ve “Seni seviyorum” demeyi alışkanlık haline getirmektense, sevgimizi davranışlarımızla göstermek.

Çünkü bazı şeyler söylenerek değil, yaşatılarak anlaşılır.

Ve samimiyet de tam olarak böyle bir şeydir.

Söylenmez. Hissedilir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız