Manisa
Açık
weather
20°

BİZ ASLINDA NEYİ ÖZLÜYORUZ? 2. Bölüm

Geçmişi düşündüğümüzde çoğu zaman güzel taraflarını hatırlıyoruz. Elbette 80’ler ve 90’lar kusursuz yıllar değildi. O dönemlerde de hayatın zorlukları, insanların birbirine yaptığı haksızlıklar, aile içindeki sorunlar, ekonomik sıkıntılar ve pek çok başka problem vardı. Bu yüzden “Eskiden her şey çok güzeldi” demek kolay ama gerçekçi değil. Fakat bugün geçmişe baktığımızda bize iyi gelen başka bir şey var: İnsanların birbirleriyle kurduğu ilişkilerdeki samimiyet. Belki de bugün en çok bunu arıyoruz. Bir öğretmenin öğrencisine, bir velinin öğretmene, bir esnafın müşterisine, müşterinin esnafa, komşunun komşusuna biraz daha anlayışla yaklaşmasını… Bir yanlış anlaşılmada hemen karşı tarafı suçlamak yerine konuşabilmeyi… Birinin hatasını gördüğümüzde onu küçük düşürmeden söyleyebilmeyi… Her konuda haklı çıkmaya çalışmak yerine bazen sadece birbirimizi anlamayı… Çünkü hayatın içinde hepimiz birilerinin karşısındaki insanız. Bugün müşteri olduğumuz yerde yarın esnaf olabiliriz. Bir gün veli olduğumuz yerde başka bir gün öğretmen olabiliriz. Çocuğumuzun davranışlarından şikâyet ederken, başka birinin çocuğuna nasıl davrandığımıza da bakmamız gerekebilir. Trafikte kızdığımız insan, belki birkaç saat sonra bizim yerimize koyulmamız gereken başka bir hayatın sahibi olabilir. Bence insan ilişkilerindeki kalite tam da burada başlıyor. Karşımızdaki insanın kim olduğuna göre değil, insan olduğu için saygı gösterebilmekte… Son yıllarda hepimiz daha hızlı yaşıyoruz. Daha hızlı tüketiyor, daha hızlı karar veriyor, daha hızlı kızıyor ve çoğu zaman daha hızlı vazgeçiyoruz. Sosyal medyada bir fotoğrafı, bir haberi, hatta bir insanı birkaç saniye içinde beğenebiliyor ya da silebiliyoruz. Belki de bu hız, gerçek hayattaki ilişkilerimize de bulaştı. Birini dinlemeden cevap veriyoruz. Tanımadan hüküm veriyoruz. Bir hatayı affetmek yerine hemen etiketliyoruz. Birbirimize tahammül etmek yerine birbirimizi hayatımızdan çıkarmayı daha kolay buluyoruz. Oysa belki biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Bir selamı esirgememeye, teşekkür etmeyi unutmamaya, özür dilemekten çekinmemeye, bir çocuğa kızmadan önce neden öyle davrandığını anlamaya, bir öğretmenin emeğini, bir esnafın çabasını, bir annenin kaygısını, bir babanın yorgunluğunu görebilmeye… Belki de sosyal medyada paylaşılan o eski fotoğraflara bakarken aslında yılları değil, kendimizden uzaklaştırdığımız bazı değerleri özlüyoruz. Geçmişe dönmek mümkün değil. Zaten mesele de geçmişe dönmek değil. Mesele, geçmişte güzel olan bazı şeyleri bugünün hayatına yeniden taşıyabilmek. Çünkü teknoloji değişebilir, sokaklar değişebilir, alışkanlıklarımız değişebilir. Ama saygının, empatiyin, nezaketin ve samimiyetin modası geçmez. Belki de özlediğimiz 80’ler ve 90’lar değil… Birbirimize daha iyi davrandığımız günlerdir.
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız