Bugün sizlere geçmişimizi anlamak, bugünümüzü değerlendirmek ve geleceğimizi inşa etmek bakımından önemli olan ilim, irfan ve medeniyetin öneminden özetle bahsedeceğim.
İslâm medeniyeti, insanı insan yapan değerlerin medeniyetidir.
Bu medeniyetin temelinde; ilim vardır, hikmet vardır, adalet vardır, merhamet vardır, güzel ahlâk vardır.
İslâm medeniyetini anlamak için üç önemli kavramı birlikte düşünmemiz gerekir:
1) İlim: Hakikati öğrenmek ve doğru bilgiye ulaşmaktır.
2) İrfan: Bilginin iman, tefekkür, hikmet ve güzel ahlâkla insanın gönlünde derinleşmesidir.
3) Medeniyet: İlim ve ahlâkın toplum hayatına; adalet, eğitim, yardımlaşma, sanat ve hizmet olarak yansımasıdır.
İlim bize doğruyu gösterir.
İrfan o doğruyu yaşamaya yöneltir.
Medeniyet ise yaşanan doğruların toplum hayatında kökleşmesidir.
İslam medeniyetinin ilk emri “OKU” dur.
İslâm'ın ilk vahyi, insanlığa gönderilen büyük bir çağrıdır.
Yüce Rabbimiz Alak sûresinin ilk beş âyetinde buyuruyor: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı Ahlaktan (pıhtılaşmış kan, meni) yarattı. Oku! Senin Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O'dur. İnsana bilmediğini öğreten O'dur.”(Alak sûresi, 96/1–5)
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir incelik vardır:
Allah Teâlâ yalnızca “Oku!” buyurmuyor; “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” buyuruyor.
Demek ki okumak, insanı yaratılışın hikmetine ulaştırmalı.
Öğrenmek, insana sorumluluk bilinci kazandırmalıdır.
İnsan kendisini okumalıdır.
Kâinatı okumalıdır.
Tarihi okumalıdır.
Kur'ân'ı okumalıdır.
Yaratılmışlardan hareketle Yaratan'ın kudretini tefekkür etmelidir.
Ashâb-ı Suffe Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) Medine'deki Mescid-i Nebevî'sinde, ilim öğrenmeye ve dinî terbiyeye önem veren sahâbîlerin bulunduğu bir bölüm vardı. Peygamber Efendimiz (s, a, v. ) Mescid-i Nebevide ilk yatılı mektebi açtı.
Burada kalan sahâbîler Ashâb-ı Suffe olarak tanınmıştır.
Ashâb-ı Suffe'nin hayatı bizlere şunu göstermektedir:
İslâm'ın ilk neslinde mescit yalnızca namaz kılınan bir mekân değil, aynı zamanda ilim ve eğitim merkeziydi.
Bir tarafta ibadet, diğer tarafta öğrenme vardı.
Bir tarafta Kur'ân tilaveti, diğer tarafta ahlâk terbiyesi vardı.
İşte İslâm medeniyetinin ilk eğitim anlayışının canlı örneklerinden biri budur.
İlim insanı Allah'a yaklaştırmalıdır.
Yüce Rabbimiz Kuran Kerimde:
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”(Zümer sûresi, 39/9)
Bir başka âyet-i kerîmede: “Allah'a karşı gereği gibi saygı duyanlar, kulları arasından ancak ilim sahibi olanlardır.” (Fâtır:28)
Bu iki Âyet, birlikte düşünüldüğünde büyük bir hakikat ortaya çıkmaktadır.
İlim yalnızca zihinde biriken bilgi değildir.
Hakiki ilim, insanın Allah'a karşı sorumluluk bilincini de derinleştirir.
Bir insan çok şey öğrenebilir. Fakat ilmi onu kibirli, egoist, merhametsiz ve adaletsiz yapıyorsa öğrendiklerinin ahlâkî meyvesini henüz alamamış demektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Allah kimin hakkında hayır dilerse onu dinde derin anlayış sahibi kılar.”
(Buhârî, İlim, 10; Müslim, Zekât, 98)
Burada geçen fıkıh kavramı, dinin hükümlerini ve hikmetlerini derinlemesine anlamayı da ifade eder.
Demek ki yalnızca ezberlemek yetmez; anlamak, kavramak ve hayata geçirmek de gerekir.
Büyük İslam alimi İmam Gazali'ye göre ilim ve amel ilişkisi:
Gazâlî, ilimle amel arasındaki ilişkiye büyük önem vermiştir.
Özellikle İhyâü Ulûmi'd-Dîn ve Eyyühe'l-Veled (Ey Oğul) adlı eserlerinde bilgi, insanın ahlâkını ve yaşayışını güzelleştirmesi gerektiğini vurgular.
Gazâlî Ey Oğul adlı eserinde:
“İlimsiz, ihlassız doğru amel mümkün değildir.”
Bir insan düşününüz:
— Namazın farz olduğunu biliyor, fakat namazına önem vermiyor.
— Gıybetin haram olduğunu biliyor, fakat başkalarının arkasından konuşuyor.
— Kul hakkının büyük günah olduğunu biliyor, fakat haramla iştiğal ediyor.
— Anne babaya iyiliğin emredildiğini biliyor, fakat onlara saygı göstermiyor.
Kur'ân-i Kerime Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saf sûresi, 61/2–3)
İlim insana sorumluluk yükler.
Allah ilmiyle amel eden ve yaratanın rizasını öncelikli olarak ele alıp yaşamına yansıtan olmamız dileğiyle ile Allah'a emanet olun.
