Ekonominin temeli antik Sardes Kenti’nde atıldığı belirtildi. Araştırmacı Tarihçi Mehmet Şahin, Tarih sahnesinde Lidyalıların ismi geçtiği zaman akla ilk gelenin her zaman para olduğunu belirterek,” parayı ilk kez icat eden ve bunu da ilk defa altın olarak darp eden Lidyalılardır. Lidya Parasının Özellikleri Basılan ilk Lidya paraları Elips şeklindedir. %40 Altın % 60 gümüş katılarak elde edilen Elektron dediğimiz madenden yapılmaktaydı. Buna beyaz altın da denir. Lidyalılar altın ve gümüşü sadece para basımında değil süslemede, takı sanatında kullanmışlardır. Paranın ilk kez Lidyalılar tarafından darp edildiği bilgisini Herodot’tan ve Eski Yunan’daki Kolophon’lu Ksenophanes’den öğrenebilmekteyiz. Herodot para icadı ile ilgili şunları söyler: Bizim bildiklerimiz içinde ilk olarak altın ve gümüş para basan ve kullanan Lidyalılardır. Bu tezler zaten arkeolojik kazılarda çıkan sikkeler tarafından doğrulanmaktadır” dedi.
İnsanlık tarihinin en önemli icadı” para”
Şahin konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada,” Tarih sahnesinde Lidyalılar ismi geçtiği zaman akla ilk gelen her zaman para olmuştur. Oysa birçok tarihçi bu tezi çürütmeye çalışarak; ilk paranın Çin ya da Hititlere ait olduğunu ileri sürmüşlerdir. Fakat bir maddenin para olarak kullanılması için şu özelliklere ihtiyaç vardır: belirli bir ağırlığının bulunması ve ayarının devlet tarafından onaylanarak garanti altına alınıp devlet sınırları içinde ve dışında geçerli olması gerekir. Bu özellikleri de sağlayan tek para: Lidya parasıdır. Yani Sardes sikkeleridir. Bir devlet kâğıt ta olsa madeni de olsa para basma yetisine sahip olduysa ekonomi olarak belli bir seviyeye ulaşmış demektir. Devletler ilk paralarını bakır ya ada gümüş olarak; geliştikleri vakit ise altın olarak basarlar. Yani paranın maddesi devletin ilerlemesiyle değişmektedir. Ama Lidyalılar tarihteki bu sırayı altüst edip ilk paralarını altın olarak darp etmişlerdir. Paranın ilk kez Lidyalılar tarafından darp edildiği bilgisini Herodot’tan ve Eski Yunan’daki Kolophon’lu Ksenophanes’den öğrenebilmekteyiz. Herodot para icadı ile ilgili şunları söyler: Bizim bildiklerimiz içinde ilk olarak altın ve gümüş para basan ve kullanan Lidyalılardır. Bu tezler zaten arkeolojik kazılarda çıkan sikkeler tarafından doğrulanmaktadır” dedi.
“Sardes sikkeleri ilk başlarda altın ve gümüş alaşımından yapılıyordu”
Sardes’te sikkelerin ilk başlarda altın ve gümüş alaşımından yapıldığını belirten Şahin, ”Sardes sikkeleri ilk başlarda altın ve gümüş alaşımından yapılıyordu. Altını, paralar da bu kadar çok kullanabilmelerinin sebebi altın akan ırmaklardır. İlk başta elektron olarak adlandırdığımız; altının işleme öncesindeki halidir. Elektron MÖ 7. yy da Paktolos nehrinde ve diğer Lidya bölgesi ırmakları ile madenlerinde büyük miktarlarda elenir, kazılır ve Lidya kral hanedanlarının zenginliğini ortaya çıkarırdı. Fakat bir sıkıntı vardı: oda altının ticarette elektron olarak kullanılmasının dengesizliğiydi. Bu dengeyi sağlamak için para tarifinde de bahsettiğimiz gibi belli bir ağırlık ve ayarının olması gerekmekteydi. Lidyalılar bu sorunu çözmek için elektronları külçelerini bileşenlerine ayırmayı düşündüler. Bu tıpkı matematikte çarpanlarına ayırmaya benziyordu. Elektron külçeleri bileşenlerine ayrıldıktan sonra para olarak basılmaya başlandı. Arkeolojik kazılarda üzerinde farklı simgeler bulunan birçok sikkeler bulundu. Bu sikkeler; Lidya içinde yerel hanedanlar ve büyük arazi sahipleri tarafından da darp edildiği izlenimi vermektedir. Ephesos kazılarında bulunan sikkeler arasında sayıca en fazla olanlar profilden aslan başı taşıyanlardır. Bunlardan altı tanesinin üzerinde Lidya dilinde WALWET lejantı yer alır. Ardys dönemi para Bazı kitaplarda Lidya’nın para basımı ile ilgili şöyle denir; ‘ Tarihte ilk altın parayı Lidyalılar bastı.’ Bu tanım kesinlikle yanlıştır. Çünkü daha önce para başka bir madenden basılmışta; altın olanını Lidyalılar basmış gibi ortaya çıkıyor. Doğru tanım ise; parayı ilk kez icat eden ve bunu da ilk defa altın olarak darp eden Lidyalılardır. A)Lidya Parasının Özellikleri Basılan ilk Lidya paraları Elips şeklindedir. %40 Altın % 60 gümüş katılarak elde edilen Elektron dediğimiz madenden yapılmaktaydı. Buna beyaz altın da denir. Lidya sikkelerinin diğer ismi de kaynaklarda Stater diye geçer. M.Ö 7. yüzyıl başlarında basılan ilk para fasulye tanesi şeklindeki “electrum” madeninin topaklarındandı ve adına ‘elektrum’ ya da ‘dump’deniyordu. Dumplar 7,2 gr. Gelen ağırlıkları ve boyutları ile kolayca el değiştirilemiyordu. Üstelik üzerlerinde değerlerini belirten bir damga da yoktu sadece kralın mührü vardı Lidya döneminde ilk para Mermnadlar hanedanlığını devletin iktidarına getiren Gyges döneminde basıldı. Bu dönemdeki ilk paraların ön yüzleri önce düzdü, daha sonra motifler işlenmeye başlanmış; Arka yüzlerinde ise; kare, dikdörtgen ve üçgen şekiller vardır. Bu semboller büyük ihtimalle paranın birimini ifade etmektir. Gyges dönemi paralarının ardından tahtın başına geçen Alyattes para bastırdı. Alyattes dönemi paralarında ise paranın önyüzünde aslan ve boğa resimleri bulunan staterler bulunmaktadır. Kroisos dönemine geldiğimizde ise Gyges ve Alyates dönemi staterlerinin yanında ikinci bir para bastırıldı. Bu dönem parası diğerlerinden farklı idi. Kroisos dönemi paralarına Kraisos’un ismi kullanılarak “ Kraisos parası” da denmiştir. Kraisos parası saf altından yapılmış ayrıca 14 gr ağırlığındadır. Kroisos dönemi paralarında ağzı açık, pençe gösteren bir aslan ve boğa başı kullanılmıştır. Bazı paralarda iki aslan başı karşılıklı resmedilmişti. Bu staterlerin arka yüzünde ise gül veya çekiç biçimli bir alet yer almaktaydı. Lidya dönemi para kullanımına baktığımızda devlet güvencesi, paranın biriminin kontrol edildiğini çok rahat anlayabiliyoruz. Lidyalılar altın ve gümüşü sadece para basımında değil süslemede, takı sanatında kullanmışlardır. Yapılan arkeolojik kazılarda çıkan buluntular bunu doğrulamaktadır” dedi
“Lidya Devleti'nin son kralı Kroisos (Krezus/Karun)’tur”
Lidya Devleti'nin son kralı Kroisos (Krezus/Karun) olduğunu belirten Şahin, “Babası Alyates’ in 57 yıllık krallığından sonra tahta geçen Kroisos, Lidya Devleti'nin ve tarihinin en zengin kralıdır. 35 yaşında tahta çıkmış olan Kroisosla ilgili Grek yazarları onun ünlü ve akıl almaz zenginliğinden söz ederlerdi. Özellikle MÖ. 5 yy. Da lirik ozanı Pindoras, Kroisos için “iyiliklerinin ve yardımseverliklerinin anısı ölmez" der. Bunun yanında da batılı yazarlar Kroisos'un kişiliğinde iyilikseverlik ile öç alma duygusunu; dine bağlılık ile dine saygısızlığa varan davranışları bir arada görmüşlerdir. Kroisos’un krallığında yaptığı önemli işlerin başında şüphesiz, Kimmerler tarafından yakılıp yıkılan Ephesos Artemis tapınağının inşası için yardımda bulunmuştu. “Kral Kroisos vakıf etti" şeklindeki Grekçe yazıt kabartmalarla süslü bütün parçaları üzerinde yazılıydı. Kroisos döneminde Lidya Devletinin sınırları batıda Ege denizi, doğuda Kızılırmak, kuzeyde Karadeniz ve güneyde Toroslara uzanmaktaydı. Devlet sınırlarını, bu kadar genişletince Anadolu'nun batı kıyısındaki devletler, Lidya'ya yüklü vergiler ödeyen, bağımlı kent ya da devlet durumundaydı. Ayrıca Lidyalıların tarihe kazandırdığı, ilk altın para Yunan kentleri arasında hızlıca yayıldı.
“Karun kadar zengin” sözü
Kral Kroisos’un yaşadığı dönemde zenginliğiyle çok ünlü olduğunu belirten Şahin, “Bu ün günümüze kadar gelmiş ve dilimizde “Karun kadar zengin” sözü yer almıştır. MÖ 1. Yy da yaşamış olan Romalı devlet adamı ve hitabet ustası Çiçero'dan beri tarihin babası olarak anılan Herodotos, dahil Kroisos’un zenginliğini ve bu zenginliğin diğer devletler tarafından kıskanıldığını yazmaktadır. Herodotos kitabında bununla ilgili şöyle der. O zamanlar işe yarar diye bilinen ne kadar adam varsa Yunanistan’daki böyleleri hep oraya koşarlardı. Zenginliği en üst noktasına varmış olan Sardes'e üşüştüler. Herodotos ayrıca kitaplarda Solon'unda Sardes'e geldğini ve kralın adamları tarafından krala ait hazinenin de gezdirildiğini de belirtir” dedi.
“UNESCO tescilli Lydia park bölgenin en zengin açık hava müzesi konumunda”
İzmir-Ankara karayolu üzerinde yer alan UNESCO tescilli Lydia park ise bölgenin en zengin açık hava müzesi konumunda olduğunu Şahin, ”Lidya ve Sardes uygarlığının objeleri, kültürü, faaliyetleri hakkında olabildiğince çok ve çeşitli görsellerin tasarlandığı Lydia park bölgenin en zengin açık hava müzesi konumunda. Lidyalılar ve Anadolu kültüründen çeşitli görsellerin yer aldığı Lydia Park’ta hayata geçirilen önemli objeler var. İlk para simgesi ve sembolü, kolye, sabun, magnet gibi eşyalar üzerinde çalışıldı. Devamında bu eşya yelpazesi genişletilerek kilimden ahşaba, testiden radyoya her çeşit antika ürünler ile devam etti. Öte yandan tamamen Turizm amaçlı ve kültürü daha yakın tanıtacağı fikriyle, ilk parayı “ darp etmek suretiyle “ basmak üzere bir “ darphane odası kuruldu. Takas odasında, paranın icad olmadığı zamandaki alış-veriş şekilleri tiyatral bir zeminde temsili gösterilecek. UNESCO heyeti iki defa geldi. Yapılan değerlendirmeler sonucu UNESCO’ya kaydedilerek tescilli bir açık hava müzesi oldu. Dünya Nato Toplantısında Türkiye’yi temsil etti. Tamamen ahşapla kurulu ve hiç beton kullanılmadan dekorasyonu yapılan Lydia park, ilginç yerleşimi ile dikkat çekiyor çünkü hiçbir şehirde örneği yok. Bu ilginç yerleşimi ile Hitit Üniversitesi’nin seminer derslerinde konu oldu “dedi.
HABER MERKEZİ