Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün. Bu depremde 50 kişi yaşamını yitirmiş ve 150 kişide yaralanmıştı. Tamamen yıkılan veya çok ağır hasar gören ev ve iş yerinin sayısı ise 4 bin 651 olarak kayıtlara geçti. 800 yıllık Şeyh Sinan Camisi de depremde yerle bir olmuştu. Depremin ardından gazete manşetlerinde, “Alaşehir ve Sarıgöl’de evlerin yüzde 80’i yıkıldı, yer altından sular fışkırdı. İzmir yolu trafiğe kapandı. Tarihten bir miras kalan 800 yıllık Şeyh Sinan Camii yaşanan deprem sonrası ortadan ikiye bölündü” ifadeleriyle yer almış, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel bölgeye ziyarete geldiğinde, “Her şeyi yeniden inşa edeceğiz” demişti.

BÖLGE SİT ALANI, BİNALAR YENİLENEMİYOR
Aradan geçen yıllara rağmen ilçede depremin izleri tamamen silinmiş değil. Özellikle Soğuksu Mahallesi’nde çok sayıda metruk yapı, hem geçmişin izlerini taşıyor hem de günümüzde risk oluşturmaya devam ediyor. 2009 yılında alınan kararla Alaşehir’in büyük bölümünün sit alanı ilan edilmesi ise bu sorunu daha da derinleştirdi. İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan karar nedeniyle bu alanlardaki yapıların ne yenilenmesi ne de yıkılıp yeniden yapılması mümkün oluyor. Bu durum, kentsel dönüşüm sürecini zorlaştırıyor.

GEDİZ GRABENİ BÜYÜK DEPREM POTANSİYELİ TAŞIYOR
Uzmanlar bölgenin halen ciddi deprem riski taşıdığını belirtiyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Kerem Oğuz, Manisa’nın deprem üretme potansiyeline sahip Gediz Grabeni içerisinde yer aldığına işaret ederek, “Bu bölgede tarih boyunca yaklaşık 300 yılda bir yıkıcı depremler yaşandığı biliniyor. 1969 Alaşehir depremi bunun en son örneklerinden biri. Ancak önemli olan depremin ne zaman olacağı değil, ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur” dedi.

DEPREM DEĞİL BİNA ÖLDÜRÜYOR!
İnşaat Mühendisi Adem Aslan ise özellikle 2000 yılı öncesi yapılan binaların risk taşıdığına dikkat çekerek, vatandaşların mutlaka performans analizi yaptırması gerektiğini ifade etti. Aslan, “İnsanları deprem değil, dayanıksız binalar öldürür. Mevcut yapıların beton ve demir kalitesi mutlaka test edilmeli” dedi.



