37 yıldır imarı olmayan Manisa plansız büyüyor
İZMİR’İN GÖLGESİNDE KALAN MANİSA
Başkan Akyüz, “Manisa'mız hakikaten güzel bir şehir. Manisa'mız yaşanılabilir bir şehir. Manisa'mız emekli şehri. Manisa'mız her şeyle ucuz üreten bir şehrimiz. Dolayısıyla sanayisiyle, tarımıyla, üniversitesiyle ve askeriyesi ile ünlü bir şehrimiz. Ama maalesef bunlardan yararlanılan konumlar da var, yararlanamayan konumlar da var. Şimdi üniversite şehri diyoruz. Üniversite şehrimizin 15 km ilerisine kuruldu. İzmir'e daha yakın yakın oluşu trafik konusundan, taşıma konusundan İzmir'e yakın olduğu için Çiğli-İzmir üzerinden onlar İzmir tarafı yararlanıyor. Öğrencimizden ne kadar sebeplenebiliyoruz? Ne kadar yararlanabiliyoruz? Bunun hesabını yapmak gerekir. Tarım şehri diyoruz. Tarımı da betonlaştırmaya çalışıyoruz. Ne acık ki. Ayrıca askeriye diyoruz. Bugün Isparta, Burdur vesaire Türkiye'nin belirli illerinde asker ve öğrenciden geçinir. Ama maalesef biz askerden yıllardır esnaf ve Manisa askeriyeden herhangi bir faydalanma sağlayamıyor. Şehrimizin de tabii ki komşu il İzmir'e yakın oluşundan dolayı İzmir'in gölgesinden bir türlü kurtulamadık maalesef” diye konuştu.
İMAR OLSA ÇARPIK YAPILAŞMA OLMAZ
Manisa’nın 37 yıldır yapılamayan imar nedeniyle şehrin çok sıkıştığının altını çizen Akyüz, “Manisa kozmokolik bir il. Her ilde çalışma eskiden tarımla çalışan Manisa'da kaldı. Sanayiye işçi olarak geldi. Burada evlendi. Ailesini buraya taşıdı. Dolayısıyla Manisa hızlı bir şekilde göç alan bir şehir. Ben 50 yılı aşkın esnafım, ticaret yapıyorum. Ve 35 yılda emlak müşavirliği işi yapıyorum. Dolayısıyla Manisa'mızda ne acı ki 37 yıldır 1989 yılından bu yana imarla mücadele veren, boğuşan bir il. Yani 37 yıldan beri imar oluşmamış bir il. Sıkışmış kalmış bir il. Bir tarafına bakıyorsun, doğu tarafına bakıyorsun çarpık yapılaşma. Güneyine bakıyorsun Orada da bir çarpık yapılaşma Ulaşma şimdi Toki'lerin bazı mahallelere konut yapısından dolayı biraz daha oraları düzene sokulmaya çalışıyor. Ve kuzeyine bakıyorsun nehir diyoruz. Yani o tarafta nehir var. Batısına bakıyoruz sıkışmış bir il. Bir tarafında sanayileşme, bir tarafında yarı açık konut alanı oluşturulmuş Muradiye'ye doğru Karaali tarafına doğru giden bir şehrimiz. Maalesef yani neden sıkışıyor? İşte 37 yıldan beri hareket sağlanamadığı için ve bu çarpık yapılaşmadan bir türlü kurtulamadığı için imar olursa bu çarpık yapılaşma falan kalır mı? Hiçbirisi kalmaz. Tabii ki burada imar oluşmadığı için çarpık yapılaşmalar da aynı yerinde duruyor. İşte adı üstünde gece geldi kondu misali. Ondan sonra şehrimiz nereye büyüyecek? Nasıl güzelleşecek? Vizyonu nasıl değişecek? Hepimiz bir yerden geldik. Başka şehirlerden geldik. Orada doğduk ama Manisa'da 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl her neyse burada doyduk, duyuyoruz. İşimiz, eşimiz, aşımız her şeyimiz burada. Ben kendime misal verecek olursam 1971 yılında Balıkesir'den buraya okumak üzere geldik ve burada kaldık. O zamandan beri Manisa'da. Ve doğduğumuz yer değil bence doyduğumuz yer önemlidir. Dolayısıyla bizim için Manisa önemlidir” dedi.
YÖNETİCİLER VAATLERİNİ YERİNE GETİRMİYOR
Her dönemde yöneticilerin Manisa için yapılacakların vaatlerini verdiğini ama yerine getirmediğini kaydeden Akyüz, “Manisa'nın çok yapılacak şeyleri var. Her iktidar döneminde gerek yerel gerek genel olsun milletvekili seçimlerinde olsun herkes gelip bir vaatte bulunur. İşte Gediz Nehri'ni, Gediz Nehri'ni suyunu içilebilir, eskisi gibi balık tutulabilir yapacaklarını söylüyorlar maalesef. Maalesef ne acı ki bunlar yıllardır aynı hamamda aynı şeyi dövüyorlar. Onun için yapılan hiçbir şey yok. Her dönem yönetici geliyor. Teleferik yapacağını söylüyor ama hiç kimse teleferik yapmıyor. Teleferik hep hayal oluyor. Spil Dağımız var. Oraya 2 tane 5 yıldızlı sağlık oteli yapılacaktı. Alt yapısı yapıldı. Ama ne yazık ki oteller bir türlü yapılamadı. Her gelen yerel yöneticiler imarı çözeceğini söylüyor. Mesleğimin içinde olduğundan ve mesleğinin de başında olduğun için ayrıca ben emlak müşavirlerinin de başkanıyım. Yani ne acı ki, yıllardır imar imar imar diye diye diye diye hiçbir şey bir yol katledemedik. Ve ufak çaplı imarlarla ilgileniyorlar. Yani şimdi şöyle belki bilmeyenler vardır. Manisa'mızda 100.000'lik imar geçti. 50.000 imarlar çalışması yapılıyor. Ama 25.000'lik imarlar büyükşehirler tarafından yapılması lazım. Maalesef bu yapılmıyor. 5.000'lik imarları yüzüne gözüne bulaştırıyorlar. Onları da yapamıyorlar. O da büyükşehir. Binlik imarları bazı ilçe belediyeleri binlik imarlarını yolunu açıp bir şeyler yapılmaya çalışıyor ama maalesef genel imar olmadığı müddetçe hiçbir şey yapamaz. İşte Manisa'mız sıkışmış. Dediğim gibi dağıyla, nehiriyle sağı, solu çarpık yapılaşmayla sıkışmış bir yer” dedi.
MANİSA'MIZ ÇOK GÜZEL BİR ŞEHİR
Manisa’da yaşamanın önemli olduğunu kaydeden Akyüz, “Ben daha önce de bunu iddia ettim. Aslında Manisa'da çok şey yapılır ama hiçbir şey yapılmaz. Neden yapılmaz? Çok acı ve gerçek şunu söylemek istiyorum. Manisa'da siyaset de yapılmaz, ticaret de yapılmaz. Neden siyaset yapılmaz? Sivrilirsin, bir yere gelirsin kafanı koparırlar. Ticaret yapılmaz. Bak, Manisa'nın zenginleri İzmir'dedir, İstanbul'dadır, şurada, buradadır. Çok büyük zenginler. Neden? Burada yaşayamazlar, barınamazlar. Manisa'nın zengini bir yere gelir, mutlaka bir şeyi çıkarırlar. Arkasından bir Ali Cengiz oyunu oynarlar. Dolayısıyla ya Manisa'mız çok güzel bir şehir. Bakın, hepimiz başka bir ilden geldik ama Manisa'nın havası, suyu, insanı, yaşam tarzı, yaşam hayatı her şey mükemmel. Onun için Manisa'da yaşamak bir nimettir. Ben gerçekten acıyorum. Bazı zaman kendi kendime diyorum ki acıyorum şu Manisa'nın haline diyorum. Sokağını geziyoruz, caddesini geziyoruz, sağını solunu geziyoruz, iç acıcı hiçbir şey yok. Bırak emekli burada yaşamaya şeyini emekli kaçıyor burada. Eski eksiği gibi emek ucuz şehir de değil burası galiba bundan sonra. Yani ne bileyim her türlü şeyiyle pahalı bir şehir oldu. Tabii ki Türkiye genelinde ama Manisa daha farklı” diye konuştu.
ESKİDEN KÖYDEN ŞEHRE GÖÇ VARDI ŞİMDİ ŞEHİRDEN KÖYE GÖÇ BAŞLADI
Eskiden Manisa’ya köyden göçün olduğunu ancak bu durumun terse döndüğünü şehirden köye göçün başladığını vurgulayan Akyüz, “Eskiden inanın ucuz diye yaşanabilir havası, suyu her şey güzel diye insanlar burada çalışıp burada emekli olup burada kalıyordu. Çocukları buraya işe geliyordu. Annesini, babasını buraya getiriyordu ki burada yaşam tarzı biraz daha değişik diye ama maalesef bu değişti. Nasıl köyden şehre eskiden gençlerimiz, köydeki gençlerimiz köyden şehire geliyordu. Köy hayatından bıkıyordu. Hayvancılıktan, tarımdan vesaire. Ama şimdi nasıl oldu bilmiyorum. Tersine döndü. Şehirden köye göç var. Şehirden köye göç var. Aile birleştirmeleri var arkadaşlar. Bunu düşünebiliyor musunuz? Şimdi buraya geliyor. Tabii ki kız haklı. Gelin kız haklı. Ben diyor Manisa'da evleniyorsam Manisa'da evimi isterim. Manisa'da oturmak isterim diyor. Tabii ki, cicim ayları bittikten sonra da yaşam tarzı biraz değişiyor, zorlaşıyor. Bu sefer diyor ki, yaşam sıkıntılı, asgari ücretli geçimler, şunlar, bunlar, asgari şuradan bugün Manisa'da en beğenmediğin evin kirası 20.000 liradan aşağı değil arkadaşlar. Kaç para asgari ücret? İşte buyurun. En beğenmediğin bunu beğenin dediğin zaman normal ortalama evler 30-35.000 lira. Bu nedir? Ki asgari ücretin iki katı. Dolayısıyla ne yapıyor? Şehirdeki yeni evlenen genç de 3-5 ay sonra bakıyor ki bıçak kemiğe dayanıyor. Aileyi birleştiriyor. Tekrar köye dönüyor. Babasının, annesinin yanına yerleşmek zorunda kalıyor mecburiyet. Yani buna dikkat çekmemiz lazım” dedi.
BİZ KONUŞALIM MANİSA BATMASIN
Akyüz, “Biz çok toplantılara gidiyoruz. Konuşalım mı? Konuşmayalım mı? Konuşursak kendimiz batarız. Konuşmazsak Manisa batar diyoruz. Ama biz konuşalım batalım. Manisa batmasın. Ülke batmasın. Biz bunu istiyoruz. Biz bizim batmamız önemli değil. Biz de aynı şekilde o da sivil toplum kuruluşları seçimden geliyor. Zaten 15 Ocak'ta bir savaştan çıktık. Hepimiz işte ocak ayında seçimlerimizi yaptık. Biz ticareten konuşuyorsak sivil toplum olarak konuşsak tabii bunun evveliyatı da sivil şey siyaset şeyimiz de var. Tabii ki her insan mutlaka ki siyaseti tatması lazım. STK'yı tatması lazım. Yani sosyalliği tatması lazım. Sosyal olması lazım ki bazı şeyler anlayabilesin diye. Biz konuşmaya devam edeceğiz ama Manisa'mız için ne yapılması gerekiyorsa el birliği ile hep beraber inşallah yaparız. Yani bu konuştuklarımızda bir yere gider. Konuşmasak bizim ayıbımız diyoruz. Konuştuk mu da diyoruz. Hiç kimse kayda almıyor iyi almıyor diyoruz. Toplantılar olur. Bugün 3 kişiyle olur, yarın 23 kişiyle olur. Hiçbir şey fark etmez. Ben de 20 yıl üstünde siyaset yaptım. Bu işler de çok kolay değil” diye konuştu.