Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri Başkan Mehmet Yılmaz, sürdürülebilirliğe  dikkat çekti 

Başkan Mehmet Yılmaz, sürdürülebilirliğe  dikkat çekti 

Manisa Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) tarafından düzenlenen Anadolu Panelleri kapsamındaki “Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik” konulu panele ev sahipliği yaptı.

Başkan Mehmet Yılmaz, sürdürülebilirliğe  dikkat çekti 
Okunma Süresi: 8 dk

Sürdürülebilir ve yenilenebilir olarak üretim yapabilirsek ayakta kalacağız

Manisa’da Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği organizasyonunda Manisa TSO ev sahipliğinde “Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik” konulu panel düzenlendi. 

SORUN BİZ BUNLARA NE KADAR HAZIRIZ?

İş dünyasında birçok katılımcının bir araya geldiği panelin açılış konuşmasını yapan Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, “Bir hafta sonra yıl dönümünü anacağımız 6 Şubat depreminde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Depremden, birden böyle derin bir konuya girmemin sebebi, bahsedilenlerin bugünkü toplantımız ile de alakalı olmasıdır. İfade etmeye çalıştığım konu: felaketler, doğal afetler, iklim değişimleri, küresel ısınma, depremler ve savaşlar dahil… Bu topraklarda zaten fazlasıyla yaşanmış. Bundan sonra da yaşanacak. Sorun biz bunlara ne kadar hazırız? Bütün bunlara rağmen nasıl ayakta kalabiliriz? Ülke olarak, toplum olarak, firma olarak, birey olarak nasıl bir üretim ve yaşam biçimine sahip olmalıyız? Ve tabi ki nasıl bir ekonomiye sahip olmalıyız? Kısaca hayatta kalmak için popüler deyim ile “survivor” olmak için neler yapmalıyız? Sürdürülebilir, daha az inişli çıkışlı, krizlere dayanaklı bir yaşam mümkün mü? cevap “evet mümkün”. Bizden önce bunu insanlar başardı, biz de başarabiliriz. Bunu başarabilmemizin çok basit dört kuralı var: “adil”, “şeffaf”, “hesap verebilir” ve “sorumlu” bir üretim biçimine sahip olmak. Örneğin, AB yeşil mutabakatı çerçevesinde yeşil bir üretimi hedeflememiz gerekiyor. İşletmeler olarak, bu mutabakata uygun üretimi yaparken, üretim faktörlerinin “karbon ayak izine”, “su ayak izine” dikkat etmemiz gerekiyor. Üretirken çevreye, suya, havaya ve insanlarımıza zarar vermememiz gerekiyor. Başkalarının yaşamını ve hakkını gözetmemiz gerekiyor. Yaşadığımız çevrenin tüm paydaşları ile açık ve adil bir iletişim sistemi kurmamız gerekiyor. “Köşeyi dönelim gerisi önemli değil” yaklaşımını bir tarafa bırakmak gerekiyor. Yeri geldiğinde değil, her zaman ve daima tüm paydaşlarla açık ve anlaşılabilir raporlar sunmamız gerekiyor.  Bu anlamda “sürdürülebilirlik raporlaması” ve “entegre raporlamanın” yaygınlaşması ve zorunlu olması ile ilgili çalışmaların hızlanması gerekiyor. Yani belli bir gurubun değil tüm oyuncuların hesap verebilir olması gerekir. Ben yaptım oldu bitti… Bu yaklaşımların artık günümüzde yeri yok. ve son olarak yaptıklarımızın hesabını verebilmemiz lazım. Bugün, ab ülkeleri artık firmalarımızdan yeşil üretim raporu istiyorlar” dedi. 


YEŞİL DÖNÜŞÜM YOLUNDA YAPILACAK HER ÇALIŞMA EKONOMİMİZİ REKABETÇİ KILAR

Başkan Yılmaz sözlerini şöyle noktaladı: “Ülke olarak, firma olarak bizim bu gelişmelere göre hareket etmemiz gerekiyor. Yeşil ekonomi hayali, uzakta olan, olursa olur, olmazsa olmaz bir konu değil. Kapımızda ve biz ne kadar hazırız? Açıkçası endişelerim var. Eğer sürdürülebilir, yenilenebilir ve tabiata uyumlu olarak üretim yapabilirsek ayakta kalacağız. Yapamazsak başta AB pazarı olmak üzere pazar kaybına uğrayacağız. Bu öyle uzak bir tarihte değil, yakında olacak. Rakiplerimiz ab mutabakatına karşı kendi yeşil dönüşüm planlarını uygulamaya başladı bile. Çin bu konuda oldukça hızlı çalışıyor. Malum, AB yeşil mutabakatı yeşil ekonomiyi zorunlu kılıyor. Su ayak izi, karbon ayak izi, enerji verimliliği gibi zorunlulukları her an önümüze çıkarıyor.   Mutabakatı uygulamak kolay değil, ancak başka şansımız da yok. Klasik bir görüştür. “her kriz bir fırsat olabilir” diye. Yeşil dönüşüm yolunda yapılacak her çalışma ekonomimizi rekabetçi kılar. Tıpkı gümrük birliğine giriş gibi, yeşil mutabakat, bize topyekün ekonomimizi çağ atlatma imkanı verebilir. Türkiye bu dönüşümü yapacak güçtedir. Ancak bu konuda daha hızlı hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum.” 


ADİLLİK, ŞEFFAFLIK, HESAP VEREBİLİRLİK VE SORUMLULUK İLKELERİ

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, “TKYD olarak ‘Kurumsal Yönetim’ anlayışının ülkede tanınması, gelişmesi ve en iyi uygulamalarıyla hayata geçirilmesi amacıyla 2003 yılından itibaren faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edilen kurumsal yönetim anlayışının, etki ettiği tüm alanlarda yol gösterici olma misyonuyla hareket ediyoruz. "Şehzadeler Şehri" Ege’nin ikinci büyük sanayi ve ticaret merkezi olan, Türkiye'nin en hızlı sanayileşen 3. kenti olan, tarihi güzellikleri ile görenleri kendine hayran bırakan Manisa’da olmaktan mutluluk duyuyoruz. Anadolu Buluşmaları ile TKYD’nin 21 yıldır edindiği bilgi birikimini yurt çapına yaymaya devam ediyoruz. Dernek olarak ‘Kurumsal Yönetim’ anlayışının ülkede tanınması, gelişmesi ve en iyi uygulamalarıyla hayata geçirilmesi amacıyla çalışıyoruz. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeler ile kurumsal yönetim kavramının ülkelerin ve kurumların rekabetçiliğini devam ettirebilmeleri için, ne derece önemli bir araç olduğunu biliyoruz.  Son yıllarda olumsuzlukları üst üste yaşıyoruz. COVİD-19 pandemisi, yaşadığımız deprem felaketi, geçtiğimiz yıl tüm dünyayı etkisi altına alan enerji krizi, savaş ve ekonomik zorluklar, hepimizin geleceğe dair beklentilerinde belirsizlik ve güvensizliğe yol açtı. Ekonomik zorluklar, barınma ihtiyacı ve daha birçok zorlukla karşı karşıyayız. Bu zor günlerde derneğimizin gelişiminde ülkemizin büyümesi ve refahı her zaman ön şart olmuştur. Ülkemizin bereketine ve gelecekteki büyümesine olan inancımız bize umut vermekte ve bizleri motive etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu zor dönemde organizasyonların devamlılıklarını sağlayabilmeleri için belirsizlik ve risklerden korunmalarının yolunun kurumsal yönetimden geçtiğine yönelik farkındalık daha da hızla artıyor. Aslında risk ve kriz yönetimi kurumların ajandasında oldukça uzun zamandır yer alan konular arasında bulunuyor.  Bu tabloda başta iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere her yapı hedefi olan uzun vadeli değer yaratmak ve rekabet kapasitelerini geliştirmek gibi önemli konuların hayata geçirilmesi için iyi bir yönetime ihtiyaç duymakta. İyi bir yönetimin bu hedeflere ulaşmasını mümkün kılan ise kurumsal yönetimdir.  TKYD olarak kurumsal yönetim temel bileşenlerinin daha iyi anlaşıldığı, daha fazla içselleştirildiği ve gerçek anlamda hayata geçirildiği bir anlayışın yerleşmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu değişimi yalnızca kendi şirketimiz için değil, ülkemizin, toplumumuzun refahı içinde gerçekleştirmeliyiz. Çünkü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iyi yönetim, iyi yatırım çeker. Şirketlerin çok daha uzun ömürlü olabilmeleri, rekabet edebilirlikleri ne kadar kurumsal yönetildiklerine bağlıdır. İşte bu amaçla Anadolu’daki illere bizzat giderek toplantılar gerçekleştirip kurumsal yönetimi anlatmaya çalışıyoruz. “Anadolu Panelleri” ile hedefimiz 2024 sonuna kadar  daha fazla ile ulaşmak olacak. Bu panellerde sanayi odaları ile birlikte hareket ediyor ve kurumsal yönetim ilkelerinin benimsenmesine katkı sağlamak için çalışıyoruz” dedi. 


ŞİRKETLERİN YÜZDE 90’INDAN FAZLASI AİLE ORTAKLIĞINDA ŞİRKETLER OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTA

Saka sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 90’ından fazlası aile ortaklığında şirketler olarak karşımıza çıkmakta. İşin sahibi aile fertlerinin işi bir kenara bırakıp aileleriyle ve sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmeleri, hobilerine vakit ayırmaları, yetkiyi ve sorumluluklarını gelecek kuşaklara veya profesyonellere devredebilmeleri için öncelikle sisteme güven duymaları, kendilerine bilginin doğru ve güvenilir bir şekilde aktığından emin olmaları gerekmekte.  Bu devirlerin sağlıklı ve kurumun sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak şekilde yapılabilmesi, sürdürülebilir büyüme için hem şirketin hem aile fertlerinin profesyonelleşmesi, iyi ve etkin yönetim mekanizmalarının oluşturulması, mevcut iç kontrol sisteminin etkinliğinin artırılması büyük önem taşıyor. Kurumsal yönetim ilkelerinin getirdiği başarıyla gelen sorumluluk, bir kurumun gelecek nesillere de aynı değerlerle katkıda bulunmasını ve tüm hissedarlarıyla çıkar sahiplerini tatmin etmesini getirecektir.  Kurumsal yönetim ilkelerinin, şirketlerin faaliyetlerini istikrarlı bir şekilde sürdürebilmelerine doğrudan etki etmesi nedeniyle, zaman içinde payları borsada işlem görmeyen şirketler için de önem kazandı.  Günümüzde Türkiye ekonomisi içerisinde büyük bir rol oynayan aile şirketlerinin varlığı, ekonomik dayanıklılığın artmasını ve güçlenmesini sağlıyor. Aile şirketlerinin kurumsallaşma süreçlerini, aile, şirket ve 3. aile malvarlığının ve şirketlerinin korunması ve nesiller boyu devamlılığının sağlanabilmesi için yeni nesillere devir planlarının oluşturulması ve zamanında hayata geçirilmesi sağlanmalı. TKYD olarak; kurumsal yönetimin, şirketlere yol gösteren, kolaylaştırıcı ve şeffaflığı artırıcı bir mekanizma olduğuna olan inancımız tam. Kurumsal yönetimi benimseyen şirketleri, süreçleri hakkında tüm paydaşlarını ve kamuoyunu bilgilendirmek üzere düzenli olarak her yıl Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi yaptırmaya davet ediyoruz.   Şirketlerimizin kurumsal yönetim uygulamalarından gerçek faydayı elde edebilmeleri davranışsal boyuttaki ilerlemeye doğrudan bağlıdır. Kurumsal Yönetimin davranışsal boyutu derken ifade etmeye çalıştığımız kurumsal yönetim ilkelerinin şirket yönetimleri tarafından ne kadar içselleştirilmiş olduğudur. Yaşadığımız birçok problemin temelinde sistem sıkıntısının yer aldığına inanıyorum. Bu nedenle artık sistemlerin ön plana çıktığı; Adillik, Şeffaflık, Hesap Verebilirlik ve Sorumluluk ilkelerini esas alan kurumsal yönetim ilkeleri üzerine kurulu bir yapı inşa etmeliyiz. TKYD olarak bu konuda elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da bu vesile ile bir kez daha belirtmek isterim. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’na desteklerinden ötürü teşekkürlerimi sunmak isterim.”  

CÜNEYT HASÇELİK

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız