Dünya var olduğu müddetçe tarımın, hayvancılığın dolayısıyla çiftciliğin var olacağına dikkat çeken Şenol Özkaya, 33 yıllık birikime sahip olduğunu ve sektörde yaşanan sıkıntıları en ince ayrıntısına kadar bildiğini belirterek sözlerine başladı.
ÇİFTÇİLİKTE ASIL OLAN BİLGİ VE EMEKTİR. ÇİFTÇİ ÜZERİNDEN ŞOV YAPILAMAZ.
Tarım ve hayvancılık uygulamalarını alelade eleştirerek, somut çözüm önerileri sunmadan sektöre ilişkin açıklamalarda bulunmanın ‘Şov’dan öteye geçemeyeceğini dikkat çeken Özkaya, “ülkemizde hayatını ziraate adamış çok değerli akademisyen bilim adamları ve sektörde tecrübeli eğitimi ziraat olan veteriner olan gıda mühendisi olan insanların emekleri göz ardı edilerek ,
gölge bakanların , şov tarzı yüksek sesle çiftçimize söylemleri ile akıl vermeleri faydadan çok türk tarım ve hayvancılığına zarar verir, bu söylemler çiftçiyi desteklemez, tam tersine çiftçilikten kaçışa sebep olur. Ziraat Mühendisi olarak bu sektöre 33 yılımı verdim ve hâlâ sektörde aktif olarak çalışmaktayım. Hiçbir bir zaman açıklamalarımda şovmenlik yapmadım, popülist söylemlerde bulunmadım. Çözüm yollarını somut olarak ortaya koydum.” dedi. Son günlerde gündemde olan , gölge bakanın şovmenlik sözleri gerçeği yansıtmıyor sadece hayal saçıyor, bu kadar emek ve bilgi birikimi hiçe sayılması doğru bir davranış değildir.
“ÇİFTÇİ HEKİMLİĞİ SİSTEMİ DEVREYE GİRMELİDİR”
Türk çiftçisinin her yıl kan kabettiğini vurgu yapan Şenol Özkaya, genç nüfusun giderek tarım ve hayvancılıktan uzaklaştığını, günümüzde çiftçiliğin yaş ortalamasının 60’lara kadar ulaştığını söyledi. Türkiye’nin her fırsatta tarım ülkesi olduğunu söyleyenlerin, bu duruma bir çare bulamaması durumunda, ithalata mahkum kalmaya devam edileceğinin altını çizen Özkaya, açıklamasına şöyle devam etti:
“Son dönemde ‘Gölge Tarım Bakanı’ olarak söylemlerde bulunan kişiler çiftçimize zarar veriyor. Bu işler yüksek sesli söylemlerle olmaz. Ayrıca devamlı yurt dışındaki çiftçileri örnek göstermekle çiftçimizin moralini bozmak da doğru bir yaklaşım değil.
Çiftçilerin sorununu çözmek için bir model belirlemek gerekiyor. Bu modelde ‘Çiftçi Hekimliği’ sistemidir. Aynı aile hekimliği sistemi gibi uygulanabilir. Çiftçi hekimliğinde, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, gıda mühendisleri ile özel sektörde veya serbest çalışan bu meslek grubundaki kişiler görev almalıdır. Serbest ve özel sektör meslek grubu ziraat odaları ve bakanlık kontrolünde görev yapmalıdır.
Çiftçi hekimleri, öncelikle dünya ile entegre olarak ürün ekim planı, bir yıl sonraki ürünün arz talep dengesinin çiftçiye anlatılması, piyasa şartları analizi, kar zarar öngörüleri, ürün yelpazesi gibi onlarca konuda üreticiye bilgi verecek. Ayrıca ürünün kalitesini ve verimini artırmak için yapılması gereken yöntemleri, havza bazlı üreticiler ile birlik içinde olmasını sağlayacak çalışmalara öncülük yapacak. Bunun yanında finansman ve kredilendirme konusunda çiftçiye doğru bilgi verecek. Her şeyden önemlisi gerekli durumlarda eğitim ve seminerler düzenleyecek, dünyadaki tüm teknolojik ve sektörel gelişmeleri anında çiftçiye anlatacak. Böylelikle sürdürülebilir kazanç elde edecek.”
TARIM BAKANLIĞINA ÖNERİDE BULUNDU.
Çiftçi hekimliği uygulamasının devreye alınması için hükümet yetkililerine de seslenen Özkaya, “Bu sistem ile çiftçimizin geleceği şekillenir. Bu sistem ile çiftçimiz kazanır, ülkemiz kazanır, biz kazanırız.” dedi.
“YEREL YÖNETİMLER ÜRETİMDE ÇİFTÇİMİZİN YANINDA OLMAK ZORUNDA”
Ziraat Mühendisi Özkaya, devlet destekleri verilirken gerçek anlamda çiftçilikle uğraşanların ve tek geçim kaynağı çiftçilik olanların pozitif ayrımcılık ile korunması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “Böylece devletin desteği çiftçilikte kullanılacak, kişinin başka işinde kullanılmasına izin verilmemeli. Küçük aile işletmeleri desteklenmeli, kendi köyünde ikamet ederek üretime katkı sağlayan üreticilere, maddi durumuna göre en az asgarî ücret maaş ve sigorta desteği sağlanmalıdır.
Türk çiftçisi kanaatkardır, vefalıdır, her koşulda üretim yapar. Onun için çiftçimizin moralini üst seviyede tutmak lazımdır. Gölge bakanın dediği gibi hiç bir çiftçimiz bakanlığa kapıları kırıp girme eğiliminde bulunmaz. Hatta bu söylemlere şiddetle karşı çıkar. Çiftçimizin sofrası herkese açıktır.
Yerel yönetimler de kendi bölgelerindeki çiftçinin yanında olmak zorundadır. Çiftçilerimize ekipman desteği, yol bakımı, hibe tohum, gübre, fide desteği gibi destekler sağlanabilir. Kooperatifler oluşturulup çiftçinin ürünleri bu kooperatifler aracılığıyla alınabilir. Kadın çiftçiler desteklenebilir.
Yine bunların yanında toprak, su, gübre analizi laboratuarları, lisanlı depoculuk, modern mezbaha, soğuk hava deposu, kantar gibi birçok çiftçinin yararına işletmeler kurulabilir.”