Vatandaşların konu hakkında yanlış bilgilendirildiğini belirten Özkaya, özellikle "ARİ süt" ifadesinin yanlış anlaşıldığını söyledi. Bazı kişilerin kendisini arayarak "arı sütü" ifadesini bal arısının sütü olarak düşündüklerini aktaran Özkaya, bilgi kirliliğinin hem üreticiye hem de hayvancılık sektörüne ciddi zarar verdiğini ifade etti.
"BİLGİ KİRLİLİĞİ SEKTÖRE ZARAR VERİYOR"
Yanlış anlatımların sektör üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurgulayan Şenol Özkaya, süt üretiminin tüm toplumu ilgilendiren önemli bir konu olduğuna dikkat çekti. Özkaya, "Bilgi kirliliği veya yanlış anlatım sektöre çok büyük zarar vermektedir. Tüm toplumu ilgilendiren bir konu olan süt için yanlış bilgiler, hikayesi ve emeği büyük olan bu sektöre büyük zarar vermektedir. Bu konularda açıklama yapan kişiler kelimelerine çok dikkat etmelidir." dedi.
ARİ SÜT IŞLETMESİ NEDİR ?
ARİ işletmenin ne anlama geldiğini de açıklayan Özkaya, bu işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlendiğini belirtti. Özkaya, "Bakanlık tarafından düzenli olarak kontrole tabi tutulan, özellikle çiğ sütün gerekli ısıl işlem görmeden tüketilmesi durumunda insanlara geçebilen bruselloz ve sığır tüberkülozu hastalıklarından arındırılmış çiftliklere ARİ süt işletmeleri diyoruz." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 1 MİLYON SÜT ÜRETİCİSİ BULUNUYOR
Türkiye'deki süt üretim yapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Özkaya, ülkede yaklaşık 1000 ARİ süt çiftliği, 2500 civarında onaylı süt çiftliği ve yaklaşık 1 milyon küçük aile işletmesinin süt üretimi yaptığını söyledi.
Son günlerde bazı işletmelerin ARİ belgelerinin askıya alınmasının kamuoyunda büyük yankı uyandırdığını ifade eden Özkaya, bunun sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 1 milyon üreticiyi zor durumda bıraktığını dile getirdi.
BELGELER SÜRESİZ VERİLMİYOR
ARİ işletme belgelerinin sürekli geçerli olmadığını belirten Özkaya, tüm sertifikalarda olduğu gibi bu belgelerin de belirli periyotlarla denetlendiğini söyledi. Özkaya, "Ülkemizde sadece süt üretimi için değil her dalda üretim yapan sektörde bazı belgeler ve sertifikaların alınması önem arz eder. Bu belgeler işletmelere sonsuza kadar verilmez. Altı aylık ve yıllık periyotlarda kontrol edilir. Şartlar yerine gelmez ise belgeler askıya alınır. ARİ süt işletmeleri için de durum aynıdır." diye konuştu.
ARİ İŞLETMELER ÜRETİCİLERE ÖNEMLİ AVANTAJ SAĞLIYOR
Hayvancılıkta ARİ işletme olmanın zorunlu olmadığını ifade eden Özkaya, bu statünün üreticilere önemli ekonomik avantajlar sunduğunu belirtti. Özkaya, "ARİ işletme sahibi olmak maddi olarak büyük avantaj sağlar. ARİ işletmelerin sütleri çiğ olarak satılabilir, bakanlıktan özel destek alır. Normal işletmelerde buzağı başına 1.600 TL destek verilirken, ARİ işletmelerde bu rakam 7.000 TL'ye kadar çıkmaktadır. Çiğ süt desteği de normal işletmelere göre yaklaşık üç kat daha fazladır. ARİ çiftlik olmak ve bu şartları sağlamak elbette zordur. Keşke imkan olsa da tüm çiftliklerimiz ARİ işletme olsa. Bu işletmeler ülkemiz hayvancılığına önemli katkılar sağlamaktadır." ifadelerini kullandı.
ÇİĞ SÜT TÜKETIMİNDE BUNLARA DİKKAT
Bruselloz ve tüberküloz hastalıklarının çiğ süt yoluyla bulaşabileceğine dikkat çeken Özkaya, gerekli ısıl işlem uygulanmadan tüketilen süt ve süt ürünlerinin risk oluşturabileceğini söyledi.
Özkaya, "Sütün çiğ olarak, pastörize edilmeden veya kaynatılmadan tüketilmesi ile kaynatılmayan sütten peynir ve süt ürünleri yapılması durumunda bruselloz ve tüberküloz hastalıkları insanlara geçebilmektedir. Ancak ARİ süt çiftliklerinde bu hastalıklar kontrol altında olduğu için risk daha düşüktür." dedi.
"NORMAL ÇİFTLİK SÜTÜ DE GÜVENLE TÜKETILEBİLİR"
Türkiye'de tüketilen çiğ sütün büyük bölümünün normal süt çiftliklerinden geldiğini belirten Özkaya, uygun işlemlerden geçirilen sütlerin güvenle tüketilebileceğini söyledi. Özkaya, "Ülkemizde tüketilen çiğ sütün yaklaşık yüzde 80'i normal çiftlik sütüdür. Bu sütler gerekli işlemlerden geçirildiğinde oldukça sağlıklıdır ve insanlar için son derece faydalıdır." diye konuştu.
"UZMAN GÖRÜŞLERİ DİKKATE ALINMALI"
Hayvancılık konusunda uzman olmayan kişilerin yaptığı açıklamaların sektöre zarar verdiğini belirten Özkaya, veteriner hekimler, ziraat mühendisleri ve gıda mühendislerinin bilimsel değerlendirmelerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Özkaya, "Sırf kendi menfaati için ya da siyasi rant amacıyla, konunun uzmanları olan veterinerler, ziraat mühendisleri ve gıda mühendisleri olumsuz bir açıklama yapmazken, sadece hayvancılık yaptığını söyleyen kişilerin kulaktan dolma bilgilerle uzman meslek gruplarının önüne geçecek söylemler geliştirmesi ülkemiz çiftçiliğine zarar vermektedir. Her şeye olumsuz bakmak, Avrupa çiftçisini örnek göstererek üreticinin moralini bozmak doğru bir siyaset değildir." değerlendirmesinde bulundu.
"TARIMIN ÇÖZÜMÜ ÇİFTÇİ HEKİMLİĞİ SISTEMIDİR"
Uzun yıllara dayanan tecrübelerine dayanarak tarımın temel sorunlarının çözümüne ilişkin görüşünü de paylaşan Özkaya, "Ülkemiz tarımı ancak Çiftçi Hekimliği sistemi ile çözülür." ifadelerini kullandı.
GÖNÜLLÜ TARIM BAKANI
Açıklamasının sonunda üreticilerden gördüğü destekten de bahseden Özkaya, "Ülkemizde devletin Tarım Bakanı var, siyasetin gölge tarım bakanı var. Beni tanıyan ve bana ulaşan ülkemizin birçok yerindeki çiftçilerimizden güzel geri dönüşler alıyorum. Çoğu bana 'gönüllü tarım bakanı' diyerek teveccüh gösteriyor. Bu da bana güç veriyor. Ülkemiz tarımı için elimden geleni yapmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı.