Sosyal devlet ilkeleri ve kapsayıcı büyüme modelleri doğrultusunda özel politika gerektiren bireylerin toplumsal hayata entegrasyonu için kamu lojistiği seferber edilmiş durumda. Geçmiş yıllarda kronik birer bürokrasi barikatına dönüşen proje başvuru tüzükleri, yapılan mevzuat reformlarıyla kökten değiştirildi. Bakanlık amirleri ve İŞKUR müfettişlerinin koordinasyonunda işletilen siber hibe havuzu, özel sektörün idari cezalarından beslenerek hak sahiplerinin hesaplarına kuruşu kuruşuna aktarılıyor.
Yeni nesil hibe tüzüğünde en fahiş pay, iş bulmakta en çok zorlanan dezavantajlı gruplara tahsis edildi. Geliştirilen "Destekli İstihdam Projesi" modeliyle otizmli, down sendromlu, serebral palsili, zihinsel veya ruhsal engeli bulunan vatandaşların korumalı iş yerlerinde kalıcı istihdam edilmesi tescilleniyor.
Yıllara göre bütçe havuzunda yaşanan fahiş artış grafiği, siber veri loglarında devlet kalkanının ulaştığı devasa boyutları kuruşu kuruşuna kanıtlıyor:
2023 Yılı Bilançosu: İki dönem halinde yürütülen takvimde 536 başvurudan 289'u desteklendi; toplam 37,9 milyon TL kaynak kullanıldı.
2024 Yılı Bilançosu: Desteklenen proje sayısı 488'e tırmanırken tahsis edilen bütçe 125,4 milyon TL seviyesine tescillendi.
2025 Yılı Bilançosu: Çağrı tüzüğünün altı döneme çıkarılmasıyla 1.443 başvurunun 1.023'üne tam 635,7 milyon TL can suyu verildi.
2026 Yılı (İlk İki Dönem): Henüz yılın ilk iki tescil periyodunda 1.121 müracaat alınırken, 792 stratejik projeye şimdiden 419,2 milyon TL hibe akışı saniyeler içinde tamamlandı.
Mevcut iş kanunu tüzüğü uyarınca, 50 ve üzeri personel çalıştıran özel sektör işletmeleri yüzde 3 engelli; kamu kurumları ise yüzde 4 engelli ve yüzde 2 eski hükümlü personel istihdam etmekle yasal sınır altında yükümlü bulunuyor. Bu kurumsal tüzüğü ihlal ederek kontenjan açıklarını kapatmayan işverenlerin siber hesaplarına ağır idari para cezaları fatura ediliyor.
Tahsil edilen bu cezalar, İŞKUR bünyesindeki yetkili komisyon koordinasyonuyla doğrudan engelli ve eski hükümlülerin kendi işini kurma projelerine finansman lojistiği olarak geri dönüyor. Böylece haksız bütçe açıkları, yine dezavantajlı sınıfların girişim sermayesine dönüştürülüyor.