Yıllarca "Taşa toprağa yatırım yapan her zaman kazanır" mottosuyla hareket ettik. Ancak Merkez Bankası'nın açıkladığı son veriler, bu asırlık kuralın fena halde çatırdamaya başladığını fısıldıyor. Evet, fiyatlar kağıt üzerinde, yani nominal olarak artıyor gibi görünebilir. Mart 2026'da endeks bir önceki aya göre yüzde 2'lik bir kıpırdanma yaşadı. Yıllık bazdaki o kâğıt üstü artış ise yüzde 26,4. Lakin işin içine o yakıcı enflasyon canavarını dâhil edip reel getiriye baktığınızda tablo tamamen tersine dönüyor. Konut fiyatları son bir yılda enflasyon karşısında tam yüzde 3,4 oranında değer kaybetti. Yani eve bağlanan para, enflasyonun hızına yetişemedi.
Şu an Türkiye genelinde 100 metrekarelik sıradan bir evin kapısını açmanın ortalama bedeli 4 milyon 832 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Ama gelgelelim metropollerde ve sahil şeridinde durum kelimenin tam anlamıyla bir yangın yeri.
Megakent İstanbul, barınma krizinin en sert hissedildiği yer olarak zirvede. Şehirde ortalama bir metrekarenin bedeli 79 bin 396 TL'ye ulaşırken, 100 metrekarelik bir dairenin faturası yaklaşık 7 milyon 939 bin TL olarak kayıtlara geçti. Onu adeta bir gölge gibi takip eden tatil cenneti Muğla'da ise rakam 7 milyon 925 bin TL. Turizmin ve yabancı yatırımcının cazibe merkezi Antalya (5,4 milyon TL) ile İzmir (5,2 milyon TL) de bu yüksek ateşten nasibini fazlasıyla almış durumda. Başkent Ankara'da ise aynı ebatlardaki bir konutun ortalama değeri sessiz ve derinden bir yükselişle 4 milyon 410 bin TL bandını aştı.
Peki, bu ülkede hiç mi uygun fiyatlı şehir kalmadı? TCMB'nin o soğuk ama gerçekçi istatistikleri, dar gelirli vatandaşın ve ucuza barınma arayışındaki kesimin rotasını keskin bir şekilde Doğu ve Güneydoğu'ya çeviriyor.
Türkiye'de 100 metrekarelik bir evin en makul fiyata alınabildiği il, 1 milyon 989 bin liralık ortalamasıyla Ağrı oldu. Ağrı'yı 2 milyon 272 bin TL ile Adıyaman, 2 milyon 118 bin TL ile Mardin ve 2 milyon 369 bin TL ile Şırnak izliyor.
İşin yatırımcıyı şaşırtan en ilginç yanı ise değer artışının yaşandığı lokasyonlar. Yıllık bazda evlerin değerine değer kattığı bölge ne sahil şeridi ne de İstanbul oldu. Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Yozgat'ı içine alan o kurak Orta Anadolu kuşağı, yüzde 31,5'lik yıllık değer artışıyla resmen şaha kalktı. En sönük performansı ise yüzde 21,1'lik zayıf bir artışla Edirne ve Tekirdağ hattı (Trakya) gösterdi.
Mevduat faizlerinin tarihi zirvelerde gezindiği, krediye ulaşmanın adeta aslanın midesine indiği şu günlerde, nakitte kalmak mı yoksa reel değer kaybına rağmen "barınma güvencesi" diyerek gayrimenkule sığınmak mı daha mantıklı? Bu kritik karar, milyonlarca yatırımcının uykularını kaçırıyor. Görünen o ki, konut piyasasındaki bu "bekle-gör" havası ve enflasyon karşısındaki erime bir süre daha bizimle olacak.