Betonlaşan şehirlerden kaçıp rahat bir nefes almak isteyenlerin son yıllardaki en büyük furyasıydı tarladan hisse alıp üzerine prefabrik veya bungalov bir ev oturtmak. Kovid-19 döneminde adeta bir salgın gibi yayılan bu plansız yapılaşma, Türkiye'nin en verimli ovasından en ıssız köyüne kadar tarım arazilerini adeta yutmaya başladı.
Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Resmi Gazete'de yayımlayarak resmen yürürlüğe soktuğu Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, bu "tarım gecekonduları" için yolun sonunun geldiğini çok net bir dille ilan etti. Artık kimse "Benim tarlam, istediğimi yaparım" diyemeyecek.
Yeni yönetmelik, tarım arazilerinde tarımsal üretimi desteklemeyen hiçbir beton veya ahşap yapıya müsamaha göstermiyor. Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel'in de altını çizdiği üzere; tarım alanlarında bina, apartman, villa, köy evi, çiftlik evi ve özellikle bungalov tarzı yapılar tamamen yasaklanmış durumda.
Peki, mevcut olanlara ne olacak? İşte işin en can alıcı noktası burası. Yönetmelik, izinsiz yapılan tüm bu yapıların yıkılarak arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hale getirilmesini şart koşuyor. İşlem çok hızlı ilerleyecek: Bakanlık, durumu ilgili belediyeye veya il özel idaresine bildirecek. Yerel yönetimin o kaçak yapıyı yıkmak için sadece 1 (bir) ay süresi var.
Diyelim ki belediye ağırdan aldı veya işlemi yapmadı. O zaman ne olacak? Yönetmelik burada yerel yönetimlerin inisiyatifini de ortadan kaldırıyor. Bir ay içinde yıkılmayan yapıları Bakanlık kendi ekipleriyle bizzat yıkacak veya yıktıracak.
Üstelik bu yıkımın faturası oldukça ağır. İşlemler sırasında arazinin eski haline getirilmesi için harcanan temizleme ve yıkım masrafları doğrudan yapı sahibinden tahsil edilecek. Hatta Ali Yüksel'in belirttiğine göre bu bedel, bazı şartlarda yüzde 100 zamlı olarak istenebilecek. Bu bedel de ödenmezse, devlet belediyelere göndereceği ödeneklerden kesinti yapacak. Yani kaçış yok!
Sistem sadece yıkımla da yetinmiyor. Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz'ın uyarıları, bu tarz "hobi bahçesi" yatırımı yapanların uykularını kaçıracak cinsten.
Kiraz, imar mevzuatını 'bypass' ederek arazileri gizli şekilde imara açanlara karşı üç bakanlığın adeta "milli bir dava" yürüttüğünü belirtiyor. Kaçak yapılarda ısrar edenler, yıkım masraflarının yanı sıra bozulan arazinin her metrekaresi için çok ağır idari para cezaları ödeyecek. Eğer süre sonunda aykırılık devam ederse ceza üç katına çıkacak ve işin sonunda yapı sahipleri aleyhinde Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunularak hapis cezası istemiyle kamu davası açılacak.
Dahası var! Sadece yapıyı yapanlar değil; bu tarlaları "hisse hisse" bölerek satan uyanık emlakçılar, bu kaçak projelere imza atan veya onay veren mimar ve mühendisler de aynı ceza çemberinin içine alınacak.
"Af Beklentisine Girmeyin, Kendiniz Yıkın"
Uzmanların vatandaşa uyarısı son derece hayati: "Sakın bir imar affı gelir diye beklemeyin!" Eğer tarlanızda böyle izinsiz bir hobi eviniz veya bungalovunuz varsa, devletin kapınıza ağır cezalarla dayanmasını beklemeden yapıyı bizzat kendiniz sökün. İnternet sitelerinde pıtrak gibi çoğalan "Kooperatif hisseli hobi bahçesi" ilanlarından da kesinlikle uzak durun. "Ben kanunu bilmiyordum" mazeretinin artık mahkemelerde hiçbir geçerliliği yok.