Ara
Manisa Manşet Gazetesi Genel Manisa Basket’te belirsizlik, odalarda siyaset yarışı

Manisa Basket’te belirsizlik, odalarda siyaset yarışı

Gazeteci Önder Aydın yazdı.

KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 4 dk

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yoğun bir haftayı geride bıraktık. Sağ olsun, kurumlar, kuruluşlar ve STK’larımız Manisa basınıyla bir araya gelerek bu anlamlı günümüzde yanımızda olduklarını bir kez daha gösterdiler. Bu ilgiden memnuniyet duyduk. Ancak unutulmamalı ki basın sadece bir hafta hatırlanacak bir alan değil. Sorunlarımızı, eksiklerimizi ve önerilerimizi yıl boyunca, yerel ve ulusal düzeyde dile getirmeye devam edeceğiz.
Manisa’nın gündemi ise her zamanki gibi dopdolu. Kimi gelişmeler basına yansıyor, kimileri ise ne yazık ki kulaktan kulağa yayılan dedikodularla şekilleniyor. Bugün iki konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum.
Bir süredir Manisa Basket takımıyla ilgili “satıldı mı, kim aldı, bedeli neydi?” tartışmaları sürüyor. Merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in döneminde yapılan satışa dair, Zeyrek’in “Bir sponsor aracılığıyla, 5 yıl boyunca Manisa’da oynamak ve adı Manisa Basketbol Takımı olmak şartıyla satıldı; karşılığında 1 kuruş dahi almadık” şeklindeki açıklaması hafızalarda. Yani satış maddi değil, sembolik anlam taşıyordu. Ancak bu satıştan sonra yürütülen süreç şeffaf olmadı. Kulüp kimin elinde, ne kadar yatırım yapıldı, verilen vaatlerin hangisi gerçekleşti, bilen yok. Bu belirsizlik hem taraftarın kulüpten uzaklaşmasına hem de takımın ligde alt sıralara demir atmasına neden oldu.
Sonra ne oldu? “Glint” adlı bir firma sponsor olarak sahneye çıktı. Kulübün isminin önüne reklam verdi ve bir bakıma kulübün yeni sahibi gibi bir algı oluşmaya başladı. Ardından Glint firmasından tamamen bağımsız olarak iş insanı Ali Mazman’ın kulüp başkanlığına getirildiği açıklandı. Mazman, Glint ile herhangi bir organik bağı olmayan ve kulislerde duyulduğu kadarıyla firma ile mesafeli duran bir isim. Onun öncülüğünde şehirdeki siyasi aktörlerle, iş insanlarıyla ve STK’larla temas kurularak kulübe yeniden sahip çıkılmaya çalışıldı. “Manisa” adını taşıması, bu çabaya hızlıca destek kazandırdı fakat geçmişe yönelik şeffaflık sağlanamadığı için destek mesafeli kaldı. Şimdi yeniden bir hareketlilik var. “Kulüp Glint firmasına satıldı” deniyor. Fakat bu satışı kim yaptı, kaç paraya yapıldı, önceki anlaşmaların bu yeni süreçteki yeri ne? Tüm bunlara dair kamuoyuna tek bir açıklama yapılmış değil.
Eğer ortada gerçekten bir satış varsa, muhatapların çıkıp profesyonel bir basın toplantısıyla bu süreci tüm detaylarıyla açıklaması şart. Çünkü bu sadece bir spor kulübünün değil aynı zamanda bu şehrin meselesidir. Unutmayalım ki Manisa Basket, ilk kurulduğu yıllarda doğrudan belediyeye bağlı bir yapıydı. Yani halkın vergileriyle desteklenmiş, kamunun kaynaklarıyla büyütülmüş bir kulüpten söz ediyoruz. Bu durumda sadece taraftarın değil, her Manisalının bu satışın koşullarını, bedelini ve sürecin şeffaflığını öğrenmeye hakkı var. Hem kulübün geleceği hem de şehirde dolaşan bilgi kirliliğinin son bulması için açıklık artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu yorumumun amacı asla suçlamak ya da ima yoluyla birilerini töhmet altında bırakmak değil. Tam aksine, isminde “Manisa” geçen bir takıma tüm Manisa’nın gönül rahatlığıyla sahip çıkabilmesi için sürecin şeffaf ve güvenilir bir zemine oturtulması gerektiğini savunuyorum.

Oda seçimleri mi, siyasi yarış mı?
Gelelim ikinci gündem maddesine. Şehrimizdeki oda başkanlığı seçimleri adeta bir kampanya havasında geçiyor. Sosyal medya ve haber sayfaları başkan adaylarının vaatleriyle dolup taşıyor. Demokrasi açısından sevindirici bir tablo. Fakat bazı odalarda yarış, adaylardan çok siyasi partiler arasında geçiyor gibi bir hava oluştu. AK Parti–CHP rekabeti ya da AK Parti–CHP’li belediyeler ekseninde yorumlanan bu süreç, asıl amacı gölgeliyor.
Şunu açıkça belirtmeliyim ki elimde somut bir belge yok, bizzat şahit olduğum bir durum da değil. Ama ya adayların siyasi geçmişi böyle bir algıya sebep oluyor ya da gerçekten bir hizalanma var. Her ne olursa olsun, siyasetin her yere sızdığı bu ortamda bari oda seçimleri dışında tutulsun.
Zira zaten birçok odada 15–20 yılı aşan başkanlıklar, değişmeyen kadrolar mevcut. “Biz kimseye dokunmayalım, kimse de bize dokunmasın” mantığıyla yürüyen yönetimler esnafa ne kadar fayda sağlıyor, bu da ayrı bir tartışma konusu.
Bana kalırsa bu yapının artık yenilenmesi gerekiyor. Önerim, tüm odalar Manisa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) çatısı altında toplansın. İş ve işlemler buradan yürütülsün. Ayrı ayrı bina, personel gibi kaynak israfına son verilsin. Her oda için MESOB bünyesinde komiteler kurulsun, sorunlar, talepler orada tartışılsın. Bu modelin esnafın gücünü azaltacağını düşünenler varsa, dernekleşebilir. Hiçbir maaş beklentisi olmadan, gönüllü şekilde faaliyet gösteren iş kolu dernekleri STK modeliyle örgütlenebilir. En azından bu yapı değişmiyorsa bile oda başkanlığına “üç dönem kuralı” mutlaka getirilmeli. Taze fikirlerin, yeni enerjilerin önü açılmalı. Aslında değinmek istediğim birkaç başlık daha vardı ama lafı da fazla uzatmak istemem. Onları da bir başka yazıya bırakayım.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *