Ara

KADIN BEDENİ AÇ KALMAZ, DENGE İSTER

YAYINLAMA:

Kadınlar çoğu zaman bedenleriyle bir mücadele içindedir. Daha zayıf olmak, daha fit görünmek, daha “kontrollü” hissetmek… Bu uğurda yapılan diyetlerin, atlanan öğünlerin ve kısıtlanan besinlerin ise çoğu zaman gözden kaçan bir bedeli vardır: hormonal  denge ve yumurtalık sağlığı.

Bugün adet düzensizlikleri, polikistik over sendromu, hormonal akne, şiddetli regl ağrıları ya da açıklanamayan yorgunluk neredeyse “normal” kabul ediliyor. Oysa bu belirtiler, kadın bedeninin fısıldayarak yardım istemesidir. Ve bu fısıltıların büyük bir kısmı, mutfakta başlar.

Yumurtalıklar yalnızca üreme organı değildir. Aynı zamanda vücudun enerji durumunu, stres seviyesini ve besin yeterliliğini algılayan son derece hassas yapılardır. Kadın bedeni, kendini güvende hissetmediğinde; yani yeterli ve dengeli beslenmediğinde, ilk olarak üreme sistemini geri plana alır. Çünkü biyoloji nettir: Hayatta kalma, üremeden önce gelir.

Bu nedenle uzun süreli açlıklar, aşırı düşük kalorili diyetler ya da yağdan tamamen arındırılmış beslenme modelleri; yumurtlamanın baskılanmasına, östrojen ve progesteron dengesinin bozulmasına yol açabilir. “Biraz daha zayıflayayım” düşüncesiyle başlanan süreç, aylar sonra adet kesilmesiyle sonuçlanabilir.

Hormonlar, sanıldığı gibi soyut kimyasal mesajcılar değildir. Proteinlerden, yağlardan, vitamin ve minerallerden üretilirler. Özellikle kadınlık hormonlarının hammaddesi sağlıklı yağlardır. Yağı düşman ilan eden beslenme anlayışı, kadın hormonlarını da aç bırakır. Buna karşın rafine şekerden zengin, liften fakir bir beslenme şekli; insülin direncini artırarak yumurtalıkların hormonal sinyallere yanıtını zayıflatır. Polikistik over sendromunun yaygınlaşmasının ardında yatan sebeplerden biri de tam olarak budur.

Son yıllarda bilimsel çalışmalar bir gerçeğin altını özellikle çiziyor: Bağırsak sağlığı olmadan hormon dengesi olmaz. Östrojenin vücutta aktif ya da pasif hale gelmesi, büyük ölçüde bağırsak florasına bağlıdır. Liften yoksun, işlenmiş gıdalarla dolu bir beslenme; östrojenin vücutta gereğinden fazla dolaşmasına neden olabilir. Bunun sonucu ise yoğun adet sancıları, PMS belirtileri ve bazı jinekolojik sorunlar olarak karşımıza çıkar.

Bir de çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen mikro besin eksiklikleri vardır. Demir, çinko, D vitamini, B grubu vitaminleri… Bunlar yalnızca kan tahlillerinde görünen rakamlar değildir. Yumurtalıkların sağlıklı çalışması, yumurtlama kalitesi ve hormonal geri bildirim mekanizmaları için hayati öneme sahiptir. Kadınlar çoğu zaman doyar, ama yeterince beslenemez.

Sonuç olarak kadın bedeni, sert kuralları sevmez. Açlıkla terbiye edilemez. Onun ihtiyacı olan şey ceza değil, dengedir. Sağlıklı beslenme kadınlar için yalnızca kilo kontrolü anlamına gelmez; hormonların uyum içinde çalışması, yumurtalıkların korunması ve yaşam kalitesinin sürdürülebilirliği anlamına gelir. Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Bedenimizi susturmaya mı çalışıyoruz, yoksa gerçekten dinliyor muyuz?

 

Sağlıkla kalın…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *