Ara

Beyaz  Önlüğün Ardındaki Görünmeyen Emek

YAYINLAMA:

 

  Bir hastane koridorunda sabaha kadar yanan ışıklar vardır. O saatlerde şehir uyurken birileri hala ayaktadır. Bir ameliyatın başında, bir hastanın başucunda ya da bir acil odasında hayatla  ölüm arasında ince bir çizgide mücadele ederler.

Her yıl 14 Mart’ta “ Tıp Bayramı” kutlanır. Aslında bugünün kökeni de oldukça anlamlıdır. 14 Mart 1827’de Osmanlı’da ilk modern tıp okulunun açılmasıyla başlayan bu tarih, yıllar içinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının günü olarak kabul edilmiştir. Ancak bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda hatırlatma günüdür. 

Benim için de bugünün ayrı bir anlamı var. Çünkü benim kardeşim bir doktor. Onun öğrencilik yıllarını, nöbetlerini, uykusuz geçen gecelerini, bayramlarda bile hastanede oluşunu yakından gördüm. Bir hastanın iyileşmesi için verilen o büyük emeğin, dışarıdan göründüğünden çok daha ağır bir sorumluk taşıdığını biliyorum.

Doktorluk yalnızca reçete yazmak değildir. Bazen bir annenin gözyaşına umut olmaktır. Bazen bir çocuğun yeniden gülümsemesini sağlamaktır. Bazen de saniyelerle yarışılan bir hayat mücadelesidir. 

Ama ne yazıkki bugün doktorlarımızın , sağlık çalışanlarımızın yaşadığı  zorluklar da az değil. Uzun nöbetler, yoğun çalışma temposu, tükenmişlik ve giderek artan bir sorun: sağlıkta şiddet. 

Son yıllarda ne yazık ki görevini yaparken saldırıya uğrayan, darp edilen hatta hayatını kaybeden doktorların haberlerini sık sık duyuyoruz. Bir hastanın hayatını kurtarmaya çalışan hekimin şiddetle karşılaşması, aslında sadece o doktorumuza değil, insanlığa yapılmış bir saldırıdır. 

Hastane koridorlarında bazen sözlü hakaretler, bazen fiziksel saldırılar yaşanıyor. Kimi doktor görev başında yaralanıyor kimi ise  görevini yaparken hayatını kaybediyor. Bu acı olaylar yalnızca bir meslek grubunun değil, toplumun vicdanını yaralayan olaylardır. 

Beyaz önlüğün içinde duran insanlar da birer evlat, birer kardeş, birer anne ya da babadır. Onlar da yorulur, üzülür , kırılır… Ama yine de ertesi gün aynı fedakarlıkla görevlerinin başına geçerler. 

Bugün hastane koridorlarında gece gündüz demeden çalışan binlerce doktor, sağlık çalışanı var. Kimi ailesini günlerce göremiyor, kimi bayram sabahını hastane nöbetinde geçiriyor. Ama yine de görevlerini bırakmıyorlar. Çünkü onlar mesleklerini sadece bir iş olarak değil; bir sorumluluk, bir vicdan görevi olarak görüyor. 

Bu yüzden 14 Mart sadece”  kutlu olsun” denilip geçilecek bir gün değildir. Bugün aynı zamanda şunu hatırlatma günüdür:

Sağlık çalışanlarına saygı göstermek nezaket değil, insanlık borcudur. 

Başta kardeşim olmak üzere, beyaz önlüğün içinde büyük bir sorumluluk taşıyan tüm doktorların ve sağlık çalışanlarının 14 Mart tıp bayramı kutlu olsun. 

Dilerim ki; artık hiçbir doktor görevini yaparken korku duymasın, hiçbir sağlık  çalışanı şiddet tehdidi altında çalışmak zorunda kalmasın. Hastaneler umut kapısı olmaya devam ederken, o kapının ardında çalışan insanlar güven içinde olsun.

Çünkü hayat kurtaran ellere karşı şiddeti değil saygıyı borçluyuz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *