Bir Tas Aşurenin Hatırlattıkları
Hayat hızlandıkça birbirimizden de uzaklaştık sanki…
Eskiden komşular, kapıyı çalmak için bir sebep aramazdı.
Bir tabak yemek..
Bir bardak çay…
Bir” nasılsın?” sorusu…
Bunlar iki insanın birbirine yaklaşması için yeterliydi.
Şimdiyse aynı apartmanda oturuyor, aynı asansöre biniyor, aynı sokaktan geçiyoruz. Birbirimizi görüyoruz ama çoğu zaman fark etmiyoruz.
Belki bir” günaydın “…
Belki kısa bir tebessüm…
Sonra herkes kendi dünyasına çekiliyor.
Geçtiğimiz günlerde , yapılan aşure ikramında uzun uzun insanları izledim.
Normalde birbirine sadece selam veren insanlar sohbet ediyordu.
Hiç tanışmamış olanlar aynı masanın etrafında buluşmuştu.
Çocuklar birlikte oynuyor, büyükler birbirine hal hatır soruyordu.
Kimsenin acelesi yok gibiydi.
O an içimden “ demek ki insanlar birbirinden uzak durmak istemiyor…Sadece yeniden yakınlaşmak için küçük bir bahaneye ihtiyaç duyuyor” diye geçirdim.
Belki de o gün dağıtılan sadece aşure değildi.
İnsanların birbirine yeniden yaklaşabilmesi için uzatılmış sıcacık bir eldi. Aynı apartmanda , aynı sokakta yaşadığımız insanlara yeniden” komşum” diyebilmenin en güzel bahanesiydi. Birbirlerine yabancılaşan insanların arasındaki sessizliği bozan küçücük ama çok anlamlı bir adımdı.