KENDİMİZE DÖNMEK İKİNCİ BÖLÜM
Kendimize dönmeye başladığımızda ise bazı şeyleri fark ediyoruz.
Mesela yıllardır “olması gereken” diye yaptığımız bazı şeylerin aslında bize hiç uymadığını… Sırf alışkanlık olduğu için hayatımızda tuttuğumuz insanları, düşünceleri, davranışları… Başkalarının bizim için çizdiği hayatın içinde kendi istediğimiz hayatı unutmuş olabileceğimizi…
Bence insanın kendine karşı en dürüst olduğu anlardan biri, “Ben gerçekten böyle yaşamak istiyor muyum?” diye sorduğu an.
Bu sorunun cevabı her zaman kolay olmuyor. Çünkü bazen değişmek istediğimizi bilsek bile nereden başlayacağımızı bilmiyoruz. Bazen de hayatımızdaki bazı şeyleri değiştirmek, alıştığımız düzeni bozmak anlamına geliyor.
Ama belki de kendimize dönmek zaten biraz cesaret istiyor.
Çünkü kendimizi dinlemeye başladığımızda bazı gerçekleri de görmeye başlıyoruz. Kimin yanında rahat olduğumuzu, kimin yanında sürekli kendimizi açıklamak zorunda kaldığımızı… Nelerin bizi mutlu ettiğini, nelerin sadece alışkanlıktan hayatımızda durduğunu… Ve en önemlisi, artık eskisi gibi olmak istemediğimizi.
Bunda yanlış bir şey yok.
İnsan değişebilir. Öncelikleri değişebilir. Hayattan beklentileri değişebilir. Bir zamanlar çok istediği bir şeyi bugün istemeyebilir. Hatta yıllarca kendisi için doğru sandığı bir şeyin aslında kendisine hiç iyi gelmediğini fark edebilir.
Bence kendimize dönmek biraz da bunu kabul etmek.
Kendimizi yeniden tanımak, yeniden dinlemek ve hayatımızda bize ait olan yeri geri almak.
Belki bu hafta hepimizin biraz buna ihtiyacı vardır. Her şeyi çözmeye değil, her şeyi değiştirmeye değil… Sadece biraz durup kendimize bakmaya.
“Ben nasılım?” diye gerçekten sormaya.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı yeni bir hayat değil; kendi hayatının içinde kendini yeniden bulmaktır.