Doğu Karadeniz’in sisli vadilerinde yükselen bir taş yapı, son yıllarda Avrupa’dan gelen turistlerin yeni rotası haline geldi. Bir dönem yalnızca bölgeyi bilenlerin uğradığı bu tarihi kale, artan ziyaretçi sayısı ve başlatılan uluslararası tescil süreciyle artık Türkiye’nin “saklı kalesi” olmaktan çıkmaya hazırlanıyor.
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yer alan Zil Kale, 2025 yılında yerli ve yabancı olmak üzere 181 bin 446 ziyaretçiyi ağırladı. Rakamlar, kaleye olan ilginin yalnızca iç turizmle sınırlı kalmadığını, özellikle Avrupalı turistlerin Doğu Karadeniz’i keşif rotasına eklediğini ortaya koydu. Bu artışın ardından tarihi yapı için UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi süreci resmen başlatıldı.
UNESCO hedefi masada
Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalara göre, Zil Kale’ye olan ziyaretçi ilgisi her yıl yaklaşık yüzde 20 oranında artıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Alper Avluk, özellikle spor turizmi, doğa aktiviteleri ve uluslararası organizasyonların bölgeye olan ilgiyi artırdığını belirtiyor. Yalnızca kale değil, çevredeki tarihi kemer köprülerin de UNESCO Geçici Listesi kapsamına alınması için dosya hazırlandığı ifade ediliyor. Amaç, bölgenin kültürel mirasını uluslararası düzeyde tescillemek ve tanıtımı kalıcı hale getirmek.
Yüzyıllara meydan okuyan savunma yapısı
Fırtına Deresi yatağından yaklaşık 100 metre, deniz seviyesinden ise 750 metre yükseklikte sarp bir kaya kütlesi üzerine kurulu olan Zil Kale; 8 burç ve bir gözetleme kulesinden oluşuyor. Tarihi kaynaklar, kalenin temellerinin 5. yüzyıla kadar uzandığını, bugünkü mimari formunun ise büyük ölçüde 14. ve 15. yüzyıllarda şekillendiğini gösteriyor. Osmanlı döneminde de aktif kullanılan yapı, 1800’lü yılların sonuna kadar bölgedeki diğer kalelerle birlikte kervan yollarının güvenliğini sağlayan stratejik bir savunma hattının parçasıydı.
İlgi artıyor, planlama öne çıkıyor
Rize şehir merkezine yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki Çat Vadisi üzerinde konumlanan kale, hem tarihi dokusu hem de dramatik coğrafi manzarasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Yetkililer, UNESCO sürecinin tamamlanması halinde ziyaretçi akışının daha kontrollü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını öngörüyor. Bu adımın, Doğu Karadeniz turizmini mevsimsel yoğunluktan çıkararak yıl geneline yayması bekleniyor.