KAÇ TANE ENGELLİ MUHTAR, BELEDİYE MECLİS ÜYESİ, BELEDİYE BAŞKANI VEYA MİLLETVEKİLİ VAR?
Başkan Zengin, “Doğrudan temsil ediliyor muyuz? Karar alanlar içinde var mıyız? Kamu kurum ve kuruluşlarında kaç tane engelli yönetici var? Kaç tane engelli muhtar, belediye meclis üyesi, belediye başkanı veya milletvekili var? Tabii ki engelliden kastımız; doğrudan engelli kuruluşlarının içerisinde bulunup mücadele eden kişiler veya engelli kişilerin birinci derece yakınlarıdır. Yoksa kendisi engelli olduğu hâlde engelli kuruluşlarının yakınından bile geçmeyen, engelli hakları mücadelesine omuz vermeyen, hatta diğer engellileri küçümseyen engelli kişilerden bahsetmiyoruz. Yukarıda sorduğumuz soruların cevapları maalesef hep olumsuz. Bu olumsuzluğun nedeni de biz engellileriz; yani kabahatin çoğu bizde. Siyaset kurumu bizleri ciddiye almıyor, baskı grubu olarak kabul etmiyor; çünkü örgütlü değiliz. Derneklerimizin baskı yapacak gücü yok. Bir de üzerine eğitimsizlik, işsizlik ve yoksulluk eklenince; hem örgütsüz hem de çaresiz engellileri neden ciddiye alsınlar ki? Bana inanmıyorsanız şu rakamlara bakınız: Avrupa'da halkın genel örgütlenme oranı yani bir derneğe veya kuruluşa üye olma oranı %30-45 arasındadır; Amerika'da bu oran %50’nin üzerindedir. Yine Avrupa'da engelli vatandaşların örgütlenme oranı %15-20 civarındayken, Amerika'da yaşayan engellilerde bu oran %25’i geçmektedir. Gelelim Türkiye'ye: Türkiye'de genel örgütlenme oranı %7-10 arasındadır. Ancak Türkiye'de yaşayan engelli vatandaşların herhangi bir derneğe veya kuruluşa üye olma oranı sadece binde üçtür” dedi.
SİYASET KURUMU BİZİ CİDDİYE ALMIYOR
Zengin, “Sadece engelliler açısından baktığımızda bile, 1000 engelliden yalnız üç tanesi bir kuruluşa üye olmuş durumdadır. Üstelik engelliler sadece engelli kuruluşlarına değil, başka kuruluşlara da üye olmuyorlar. Çalışan engelliler iş yerlerinde sendikaya üye olmuyor, emekli engelliler emekli derneklerine katılmıyor. Siyasetle ilgilenseler bile kendilerine yakın gördükleri partilere üye olmuyor; çevre derneklerine, hobi kuruluşlarına veya toplumsal mücadele alanlarına destek vermiyorlar. En önemlisi de kendileri için kurulmuş ve mücadele eden engelli derneklerine üye olmuyorlar. Engellilerin örgütlenme oranı bu kadar düşük olduğu için siyaset kurumu bizleri ciddiye almıyor; bizleri sadece yardım edilmesi gereken, elinden tutulması gereken "nesneler" olarak görüyorlar. Çözüm aslında kolay. Marx'ın baş çelişkiyi bulabilmek için verdiği örnek, bizim bu sorunumuzu çözmemize de yardım edecektir: Diyelim ki midemiz ağrıyor; mide ağrısına bağlı olarak iştahımız yok, iştahsızlığa bağlı olarak başımız ağrımaya başladı ve baş ağrısı nedeniyle uykumuz kaçtı. Şimdi biz; önce uyku hapı içip uyku sorununu mu çözmeliyiz, ağrı kesici içip baş ağrısını mı dindirmeliyiz, iştah şurubu içip iştahsızlığımızı mı gidermeliyiz, yoksa bir mide koruyucu içip bütün sorunları kökten mi çözmeliyiz? Engellilerin baş çelişkisi de: örgütsüz olmamızdır. Engellilerin örgütlenme oranını en azından Türkiye'deki genel orana nispeten, yüzde 3 seviyesine çekebilirsek; engelliler öncelikle kendi kuruluşlarına, sonra diğer sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere üye olurlar ise sorunlar kökten çözülür. Eğer bu örgütlenme düzeyini yakalarsak; her ilçede engelli muhtarlar, belediye meclis üyeleri ve belediye başkanları görebiliriz. İşte o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde en az 60 tane engelli milletvekili yer alabilir. Bugün bir engelli olarak yapmamız gereken şudur: Görme engelliysek ilimizdeki en güçlü görme engelli derneğine, bedensel engelliysek en doğru mücadeleyi veren bedensel engelli derneğine, zihinsel engelli ailesiysek doğru çizgideki bir aile derneğine üye olacağız ve engelli hakları mücadelesine omuz vereceğiz. Eğer dernekler mücadele çizgisinde değillerse, onları doğru çizgiye getirmek için içeriden mücadele verecek, yol gösterecek ve yapıcı katkı sunacağız” dedi. CÜNEYT HASÇELİK