Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, partisinin Manisa İl Başkanlığı önünde vatandaşlara hitap etti. Buluşmaya Özgür Özel’in eşi Didem Özel, kızı İpek Özel, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Semra Aliye Kavaf, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, belediye başkanları, ilçe başkanları, partililer katıldı. 
HER ŞEY 2009 YILINDA ŞU BALKONDA BAŞLADI
Özgür Özel, “Değerli hemşehrilerim biliyorum çok kızıyorsunuz, çok tepkilisiniz, çok üzüntülüsünüz. Ama bugün İzmir’de gördüm, Ankara’da gördüm, Türkiye’de gördüm. Maalesef ben 20 yıldır, 25 yıldır burada arkamda gördüklerinizle, arkamda duranlarla, yanımda duranlarla, balkondakilerle, bu baba evine hizmet eden herkesle birlikte bu Manisa’da, Manisa daha iyi olsun diye, partimiz daha iyi olsun diye, Türkiye daha iyi olsun diye koşturuyorum. Her şey 2009 yılında şu balkonda başladı. Şu balkonda. O balkondan çıkıp Manisa’nın belediye başkanı adayı olarak konuştuğumda bu sokağı doldurmuştunuz, arkamda durmuştunuz. Zor bir yola çıktığımızı biliyordunuz ve sonuna kadar o günden bugüne kadar hep arkamda durdunuz. Hepinizin canı yürekten, canı gönülden selamlıyorum. İyi ki varsınız” dedi. 
DEMİRHAN KARDEŞİME BURADAN YÜREKTEN SELAM OLSUN
Özel, şöyle devam etti: “Değerli Manisalılar, biz bu sokakların, bu kentin nabzını, duygusunu, düşüncesini bilen, bu kent sevinince sevinen, üzülünce üzülen, umudunu da gören ve bu sokakların sesini dinleyen insanlarız. Biliyorum bu sefer sokakta öfke hakim. Ama kendi memleketimde sizden rica ediyorum öfkenizi içinizde tutun, mücadele için direnç olarak tutun. Öfke sözleri değil, umut sözlerini hep birlikte haykıralım. Öncelikle tabii yarın bayram. Bir mitinge gelmedik. Bayramlaşmaya, büyüklerimizin elini öpmeye, yitirdiklerimizin kabrini ziyaret etmeye, hemşerileri görmeye, kucaklaşmaya geldik. Öncelikle tabii bu süreçte çok üzüldük, yorulduk ama en çok bizi üzen, kahreden ve yüreğimizin bir yanını ömür boyunca yakacak olan Ferdi Zeyrek kardeşimi rahmetle anıyorum. O Ferdi, ben bu balkondan o konuşmayı 2009’da yaptığımda rahmetli Baykal, adayımız rahatsızlanmıştı, yerine 40 gün kala beni aday göstermek istiyorlardı. Ortak aday, genç aday ve ben Sayın Baykal’a dedim, dedim ki ‘Genel Başkanım bir önceki seçim oyumuz yüzde 6. Geç kaldık, bu vakitten sonra bu seçimi kazanamayız.’ Deniz Bey demişti ki ‘Kazanacaksın. O Manisa’yı, bir gün sen kazanacaksın.’ Biz o seçimlerde yüzde 14 oy aldık. Öncesinde yüzde 6 almıştık, o seçimlerde yüzde 14 aldık. Manisa Belediye Başkanlığını kazanmak bana nasip olmadı ama yüzde 6 oy aldığımız şehirde Ferdi Zeyrek’le yüzde 60 aldık. Ben yüzde 6 oy alınan şehirde yüzde 6, yüzde 14, yüzde 20, yüzde 23, yüzde 26, yüzde 30 derken yüzde 60’a kadar basamak basamak çıkıp yüzde 60’ı söylediğimde grupta Ferdi ayağa kalkmış, ilk alkışı o başlatmıştı. Allah gani gani rahmet eylesin. Bu en zor günümde bir kolumu dayayacağım Ferdim yok yanımda, bir kolumu dayayacağım Demirhanımızı da aldılar götürdüler Silivri zindanına. Düpedüz bir yalana, bir söze, ismini bile doğru hatırlayanın ‘Özgür Özel’i zora sokacak bir şey söyle. Salalım seni’ sözüne evladından, eşinden dostundan ve bizlerden ayrı Silivri’de tutulan Demirhan kardeşime buradan yürekten selam olsun. Yine bu binada Gençlik Kolları Üyeliği yapan, Gençlik Kolları Başkanlığı yapan, hep koşan, gördüğü bebeğe sarılan, annenin elini öpen, Cumhuriyet Halk Partisi için kendini paralayan gencecik bir evladımız, bir kardeşimiz Gülşah Durbay bu şehrin seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanıydı. Bu ilçenin, Fatih Sultan Mehmet’i yetiştiren, altı padişahı yetiştiren bu ilçenin ilk kadın Belediye Başkanı Gülşah Durbayımızı da maalesef hastalık aldı elimizden. Şimdi onu da çok özlüyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin.” 
HİKAYENİN ÇOK CAN ALICI BİR YERİNDEYİZ
Özel, “Öyle içinde Ferdi olan, Gülşah olan, Gülşah’ın ‘Bir hikayemiz olması lazım’ deyip hep beraber yazdığımız hikayenin bir yerindeyiz. Emin olun ki sonunda değiliz. Hikayenin çok can alıcı bir yerindeyiz. Öyle bir noktaya geldi ki iş bizim azminiz, kararlılığımız, sizlerin sahiplenmesi, Manisa gibi bir şehirde yüzde 60, Denizli gibi bir şehirde yüzde 60, Türkiye’nin yüzde 65’inde belediyeleri kazanmak, nüfusun yüzde 84’ünü yönetmek ve Genel Başkan olduktan sonra söz verdiğimiz gibi sadece beş ay sonra 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak, AK Parti’yi 24 yıl sonra ilk kez yenmek, işte bizim suçumuz bu. İnanın ki yıllardır, aylardır sürekli aynı tehdit, aynı şantaj, aynı teklif. ‘Git, Ankara’ya dön, koltuğunda otur, partinde rahat et.’ Yani dedikleri şu; ‘Biz bizi yenen, bize direnen, Cumhurbaşkanı adayını içeri atınca ona sahip çıkan, iftiraları ifşa eden, mücadeleyi örgütleyen ve iktidara yürüyen bir Genel Başkan istemiyoruz. Ya yolumuzdan çekil ya da biz seni çekmesini biliriz.’ Kayyım atamaya kalktılar, kurultayı topladık. İlk turda 12 farkla kazandığımız kurultayı 6 Nisan günü tam oy kullanan bütün delegelerin, oy kullanan bütün üyelerin sadece bugün mutlak peşinde giden 20 küsur milletvekili hariç oy kullanan bütün delegelerin desteğiyle tekrar seçildik biz, o delegenin. Yine durmadılar. Bu sefer İstanbul il kongremizi iptal edip, yerine bir kayyım, partiden belediye başkanı adayı yapılmayınca istifa etmiş, partiye dünya kadar laf etmiş bir kayyımı koydular. O kongre iptal oldu kongrede fark 12’ydi, ‘Olmaz artık kongreniz sakatlandı’ dediler. Yine gittik, yine bütün delegelerin noterden imzasını aldık, 21 Eylül günü Ankara’da İstanbul delegeleri olmadan yeniden seçim yaptık ve o delegelerin geçerli oyların tamamını alarak, İstanbul olmadan tamamını alarak bir kez daha Genel Başkan seçildik. Değerli hemşerilerim, bu cevaplar, yani o 12 farkı, ikinci turda 250 farkı murdar etmeye çalışan, kongreyi kirletmeye çalışan, oradan buradan deli bozuk iftiracıların ifadelerini alanlar mahkeme karşısında rezil oldular. Ceza davasına gidildi, o sözleri söyleyenlere soruldu, ‘Sen bunu demişsin. Nerede gördün?’ ‘Görmedim.’ ‘Niye söyledin?’ ‘Başkasından duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Kimden duyduğumu da unuttum.’ Böyle ifadeler verdiler. Bu sırada biz hepiniz biliyorsunuz. Manisa’da parti içi demokrasi, böyle en ufak hücreye kadar işler. Burada sandık koyduk. Mahalle mahalle, Türkiye’de 973 ilçeden, her mahallede tüm üyeler geldiler sandıklarda ilçe kongresinde oy kullanacak mahalle delegelerini seçtiler. Doğru mu? Geldiniz mi? Sandık var mıydı? Oy kullandınız mı? O delegelerle ilçe kongresi yaptık. O ilçeden il delegelerini seçtik, il kongresi yaptık. O kongreden çıktık kurultaya gittik. Kurultayda rakip bekledik, rakip yok. ‘Yanlış yapıyorsun, ben daha iyi yönetirim’ diyen yok. Önceki dönem biliyorsunuz imza vardı. Mevcut genel başkan binin üzerinde imza toplardı, kalan imzadan sen yüzde 10 imza, sonra beşe indirdik, toplayacaksın, aday olacaksın. Aday olamazsın. Tüzüğü değiştirdim, ‘Mevcut başkan imza toplamaz’ dedim. Bin 300 imza herkese açık, ‘Ben toplamıyorum’ dedim. Toplamadım, bir tek rakip aday çıkmadı. ‘Gelin yarışalım’, kimse yarışmadı. ‘Çıkın eleştirin’, kimse bir şey söylemedi. Ama bir yandan o AK Parti’nin yargı kollarının açtırdığı butlan davasını takip etmeye devam ettiler. Görev verdik ‘Türkiye’yi gezdik, partiyi anlatın, emekli ile konuşun, çiftçiyi dinleyin, asgari ücretliye anlatın’ dedik. Görev verdiğimiz yere gitmediler, dönüp mahkeme başkanına teklifler yaptılar, baskılar yaptılar. Bizimle konuşmayanlar, bizim elimizi sıkmanlar, arka tarafta saray rejimi ile anlaştılar.”

ONUN İÇİN BU MÜCADELE PARTİ İÇİ BİR MÜCADELE DEĞİLDİR
Özel, “Değerli hemşerilerim, burada, kendi memleketimde baştan sona, tane tane söylüyorum. Son kurultay bin 303 delegenin oyunu aldım. ‘Üçünü bile kendime saymıyorum. Bunu partinin birliğine, beraberliğini ve iktidar yürüyüşüne destek olarak görüyorum. Gelin, bir olalım, birlikte olalım’ dedim. Çıktık, yol yürümeye başladık. Hepiniz biliyorsunuz. İlk aday olduğumda ‘Bir seçimi kaybedersem durmam’ demiştim. İlk seçimi kazandım. Yerel seçimlerde bir büyük başarıyı gencecik ekibimizle, kadınlarla ve örgütümüzün inancıyla başardık. O günden bugüne her ankette parti birinci parti. Kongre öncesi yüzde 13 ile aldığımız partiyi yüzde 20’ye, yüzde 25’e ve seçim günü yüzde 38’e, seçimden beri de tüm anketlerde birinci parti düzeyine getirdik. Bugün partiyi AK Parti’nin yargı kollarının faaliyetiyle elimizden almaya, bileğimizi bükmeye çalışıyor. Buradan kendi memleketinden söylüyorum. Nasıl Manisa’da yüzde 6’yla başlayıp yüzde 60’la son noktaya geldiysek Türkiye’de de 28 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra herkes kahrolmuşken, bu sokaktan gelen geçen kalmamışken, öğretmenevi boşalmışken, aşağıdan CHP’nin gittiği kahvelerde kimse kimsenin yüzüne bakmıyorken, herkes yerdeki gazoz kapağını tekmeliyor, göz göze gelmiyorken, gençler yurt dışına gitmeyi hesaplıyorken yüzde 12,7 ile partiyi aldık. Bugün geldiğimiz yerde son seçimde yüzde 38 aldık. Birinci partiyiz ve bütün mücadele buna yöneliktir, bizi durdurmaya yöneliktir. Onun için bu mücadele parti içi bir mücadele değildir.”

Özel, “Parti içinde birtakım hazımsızların Türkiye’deki yürüyüşümüzü durdurmak isteyen sarayın oyununa gelmesiyle, onların kayığına binmesiyle, 31 Mart 2023 seçimini kabullenemeyenlerle Cumhuriyet Halk Partisi’nin 5 Kasım 2023 kurultayını kabullenemeyenlerin, yani sultancılarla butlancıların ittifakı vardır karşımızda. Bunun için buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu sokak şahit. Bu binada, bu baba ocağında Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekili olarak 2011’den sonra, 2014’te belediyesi seçimlerinde çok yorulduk diye bana kontenjan teklif ettiler, ‘Koyalım birinci sıraya’ dediler. 2015’te Manisa’da ön seçim vardı. Geldik, bu binaya teslim olduk. Ön seçime girdik ve o ön seçimde 13 bin oyun 10 bin 650’sini, yüzde 84’ünü alarak tüm Türkiye’nin, tüm zamanların önseçim rekorunu kırarak milletvekili olmuş bir kardeşinizim ben. Son yaptığımız tüzüğe, gerçi şimdi ona da ‘Geçersiz’ diyorlar… Son yaptığımız tüzüğe ön seçimi söz verdiğimiz gibi derc etmiş, örgüte verdiğimiz sözü tüzüğümüze yazmışken, ardından 19 Mart darbesinden sonra da 23 Mart günü Cumhurbaşkanı adayımızı bütün üyelere oylatmışken şimdi partideki bu büyük krizi, bu büyük sorunu çözmek için Kemal Bey’e bir teklifte, açık bir çağrıda bulunuyorum. Bayramdan 15 gün sonraki pazar, 973 ilçede, 81 ilde bütün il ve ilçe başkanlıklarımıza sandıkları kurarak 2 milyon Cumhuriyet Halk Partisi üyesi ile Genel Başkanlık seçimini istiyorum. Şimdi hiç kimse evirip çevirmesin. Diyor ki ‘Kurultay yapacağım. Zamana yayacağım. Mahallelerden başlatacağım.’ Seçimlere bir yıl kalınca da kurultaylar yapılamıyor biliyorsunuz. Yani ‘Seçilmemiş olarak kalacağız, milletvekili seçimlerine, Cumhurbaşkanı seçimlerine bu kadroyla gideceğiz.’ Bu felakettir, bu felakettir.”
2 MİLYON ÜYEMİZE SANDIĞI KOYALIM
Özel, “Onun için direkt önerim şudur: Biz önümüzdeki ilk mesai gününde 1 Haziran’da yapılacak Parti Meclisi’nde 45 gün sonraya derhal kurultay kararını alalım. O 45 günün içinde 15 gün sonra olur, 20 gün sonra olur. 2 milyon üyemize sandığı koyalım. 2 milyon üye Türkiye’ye örnek olacak biçimde sandığa gitsin ve Genel Başkan adaylarını oylasın. Sandıktan kim çıkarsa kurultayda onun arkasında birleşelim, partiyi iktidara taşıyalım. Tüm üyelerin oy kullanmasıyla seçilecek bir Genel Başkanı kimse tartışamaz. Kendi yaptığınız kongrede, kendi yaptığınız delegelerle yarıştık, kazandım, hazmedemediniz. Yakıştıramadınız. ‘CHP’nin başına kimin geçeceğine devlet karar verir, bunu hesabı katmadık’ dediler. ‘Bir bahçıvanın torunundan, emekli öğretmen çocuğundan, Manisa’nın evladından Genel Başkan olmaz’ dediler. Şimdi buradan bütün Türkiye’deki siyasetçilere, Türkiye’deki gazetecilere, yazarlara, çizerlere, tüm vatandaşlara buradan sesleniyorum. Delege oyunları, yok delege hileleri, onlar bunlar. Ben ama son delegeyle ama bir öncekiyle ama Kemal Bey ile yarıştığımız delegeyle seçsinler, hangi delege ile olursa seçime varım, tüm üyelerle seçime dünden razıyım. Bütün üyelerin sandığa gidip mahalle, sonra ilçe, sonra il, sonra kurultay delegesini seçtiği sistemi eninde sonunda murdar ettiniz. Mahkemelere düşürdünüz. Kesinleşmiş mazbatayı AKP yargısına taşıdınız. Hiç şimdi kıvırmayalım. Şimdi 2 milyon üyeye direkt soralım. Açık söylüyorum, rakip çıksın yarışalım. Beni geçen olursa elini kaldırmayacağım, elini öpeceğim ve ömrüm boyunca peşinde gezeceğim. Ayrıca öyle en yüksek oyla değil, yüzde 50 ile değil. Ben bu üyenin bu şartlar altında en son 2011 Mart’ında Manisa’da yüzde 84 almıştım, üyenin tamamını. İddia ediyorum sandığı koyun, oy kullanan üyelerin yüzde 85’i istemezse yüzde 80 oy alsam görevi kabul etmeyeceğim.”
SİYASETÇİ OLAN, SANDIKTAN KAÇMAZ
Özel, “Siyasetçi olan, sandıktan kaçmaz. Partili olan üyeden kaçmaz. Partiliyseniz, demokrasiye inanıyorsanız ve partinin iktidar yürüyüşünü durdurmak istemiyorsanız yolu açın, iktidar yolundan çekilin. Bırakın, CHP iktidara yürüyor. Şunu söyleyeceğim. Bakın, birazdan buradan ineceğim. Genel Başkan seçildim, 25 tanesi büyük halk buluşması, 20’ye yakını tematik miting; 45 ve 105 tane de yerel seçim mitingi; 150, 111 tane de 19 Mart’tan beri ‘Milli İradeye Sahip Çıkıyoruz’ mitingiyle; 261, pazar genel merkezden çıkıp Meclis’in önünde, bugün İzmir’de ve şimdi burada; toplam 261 mitingdir ilk kez parti için mesele konuşuyoruz. Esnafın, emeklinin, emekçinin, köylünün, gençlerin sorununu konuşup iktidara yürümek varken parti içi mesele konuşuyoruz. Ama kimse yanılmasın. Bu konu, parti içi bir mesele değildi. Bu mesele, benimle Kemal Bey arasında değil; milletle AK Parti arasındadır. AK Parti’nin 20 bin lira maaşla yüzüstü bıraktığı, vefasızlık yaptığı emeklinin gazabından kurtulmak için, ‘28 bin liraya ya evde otur, aç kal. Ya karnını doyur, sokakta kal’ dediği asgari ücretlerin öfkesinden kurtulmak için, perişan ettiği çiftçiyi ve çiftçi, emekli, emekçi perişanken siftahsız dükkan kapatan esnafın gazabından kurtulmak için AK Parti, CHP’yi karıştırmaya, CHP’yi bölmeye, CHP’de ikilik çıkarmaya, CHP’yi yolundan etmeye çalışmaktadır. Çünkü biz ilk günden beri halkın partisi olarak yoksulluğa savaş açtık, yoksulluğu yok etmek üzere… Yönetmek değil, yok etmek üzere yola çıktık. Dirseği çürümüş, ellerini nasırlar bürümüş, gözlük camları büyümüş emeklinin sesini duyurmak için mücadele ettik. Sendikal mücadeleye destek verdik. ‘En kötü sendika sendikasızlıktan iyidir’ dedik. Soma’nın hakkını yedirmedik ve madencinin yanında durduk, emekçinin yanında durduk.” 
“BU ANLAYIŞLA SANDIĞA GİDİLİRSE YİNE REKOR KIRILACAK”
“Biliyor ki AK Parti, bu Cumhuriyet Halk Partisi bu yönetim anlayışıyla sandığa giderse 31 Mart’ta olduğu gibi rekorlar kırılacak, suskunlar sandıkta konuşacak. Ses etmeyenler, sorulan sorulara cevap vermeyenler, endişelerinden dolayı sokağa dökülmeyenler içini sandıkta dökecekler. Yine seçimden önce ‘Biz kazanıyoruz’ diye sandıkları seçimde nasıl tarihi hezimet yaşadılarsa ilk seçimde onları mutlaka yeneceğiz. Onların yenilmesinden korkan ne kadar yandaş müteahhit, ne kadar yolsuzluğa bulaşmış ve ne kadar bu milletin kanını emen kene varsa AK Parti’yi iktidarda tutmak için partimize her türlü iftirayı, her türlü hakareti, her türlü saldırıyı yapıyorlar. İşte bu yüzden bize yapılan saldırı emeklinin insanca yaşama hakkına yapılan saldırıdır. CHP’ye yapılan saldırı tüm işçilerin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarına kavuşma umuduna yapılan saldırıdır. Bize yapılan saldırı vatandaşlık temel geliriyle yoksulluğu yok edeceğimize yapılan saldırıdır. Bize yapılan saldırı YÖK’ü yok edip üniversiteleri özgürleştirme inancımıza yapılan saldırıdır. Bize yapılan tüm saldırılar aslında toplumu sindirmek, sindirdiği toplumu ayağa kaldıranlara had bildirmek ve bir mücadeleyi, bir yürüyüşü durdurmak için yapılan saldırıdır. Aynı zihniyet 19 Mart tarihinde, 19 Mart 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’na saldırmış, onu 14 aydır hapiste tutmaktadır. Buradan Silivri’de yatan başta Ekrem Başkan, bütün arkadaşlarımıza, yol arkadaşlarımıza, Ekrem Başkan’dan Demirhan Gözaçan’a kadar tüm yoldaşlara kuvvetli bir alkış.”
SİZ ÖZGÜR ÖZEL’İ BİLİYORSUNUZ
“Değerli hemşehrilerim, üç tekerlekli bisikletle Manisa’nın ara sokaklarında, arka sokaklarında, çıkmaz sokaklarında büyüdüm ben. Siz Özgür Özel’i biliyorsunuz. Ailesini biliyorsunuz. Esnaflığını biliyorsunuz. İnsanlığını biliyorsunuz. Buradan bütün Türkiye’nin önünde siz Özgür kardeşinizden razı mısınız? Ben de sizden razıyım. Atılan iftiralara inanan var mı? Bu yalancılara, bu sahtekarlara karşı evladınızın arkasında durmaya devam edecek misiniz? Ben de size söz veriyorum. Bu mücadeleden ölmek var, dönmek yok. Her şeyi alabilirler, otobüslerimizi aldılar, araçlarımızı aldılar, binamızı aldılar, personelimizi aldılar. Biz o binaya geldiğimizde o binanın ışıklarını seçim akşamları erkenden söndürmemenin, sabaha kadar yanmasının sözünü vermiştik. Benim o binayla ilişkim seçimi akşamı ışıklarının sönmemesi üzerindedir. Bunun için şunu bilin, Cumhuriyet Halk Partisi ilk kurulduğunda da genel merkezi yoktu. Seçim sonradan çıktı. Önce ülkeyi kurtarmak vardı. Kurtuluş mücadelesi vardı. Ordu kurmak vardı, düşmanı atmak vardı. Sonra ülkeye Cumhuriyeti kurmak, demokrasiyi getirmek sonra da sandığı getirmek vardı. Bu parti binalarda kurulmadı, binalardan yönetildiğinde yükselmedi. Bu parti ne zaman bu binalardan çıktı, sokağa indi, meydana koştu, vatandaşla buluştu. Bu parti o zaman birinci parti oldu. O yüzden biz bundan sonra birlikte olmaya, iktidar için mücadele etmeye, partimizi geri almaya ve ardından Türkiye’de iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Demin söyledim, ‘Sus Ankara merkezli siyaset yap. Git partinin başında otur, huzur bul. Arkadaşlarını sat. Bizimle anlaş’ diyenlere verdiğim cevap Manisalılar beni bilir, yatılı okul arkadaşlarım beni bilir, baş veririm, boyun eğmem, kimseyi satmadım bundan sonra satmayacağım. Bu partiyi de kimseye bırakmam, kimseye teslim etmeyeceğim.”
BUGÜN O YOL NOKTA KOYMADI AMA BİR VİRGÜL OLDU
“Değerli Manisalılar, değerli hemşehrilerim, burada görüyorum. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer yok. Yani 15 yıl boyunca, uğraş uğraş uğraş yüzde 6’dan yüzde 30’a gelsin parti, sonra 10 ayda yüzde 60’a çıksın. Bunun bir açıklaması var. Manisalılar, Manisa’nın bütün demokratları sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları, hepsi Manisa ittifakında birleştikleri için, canım ciğerim Ferdi kardeşimin yüzündeki o gülümsemede umudu ve birlikte kurduğu oturuşu gördükleri için biz bu başarıyı gösterdik. Hemşerilerine sahip çıktıkları için biz bu başarıyı gösterdik. Koyu AKP’lilerle yolda karşılaştık. Dediler ki ‘Isparta nasıl Süleyman Demirel’e sahip çıkıyorsa biz de ne yapacağımızı biliyoruz.’ Manisa’nın en bilinen ülkücüleri, en koyu milliyetçileri ‘Rizeliler ne yapıyorsa Manisa da onu yapacak’ dedi diye bu haldeyiz. Hepsine minnettarım. Şimdi de buraya bize sahip çıkmaya gelen Manisa’nın tüm renklerine, tüm partililerine, tüm demokratlarına yürekten teşekkür ediyorum. Her birinizi ayrı ayrı… Zaten her birinizi isim isim biliyorum. Her bir büyüğümü annem - babam gibi, akranlarımı kardeşim Barış gibi, küçüklerimi evladım İpek gibi seviyorum. Şimdi evlerinize gideceksiniz, ailenize de benden selam. Komşulara benden selam. Siz dünyanın en iyi insanlarısınız ve hakkınızı helal edin. Ben bir yola çıkarken geldim, helallik istedim. O yolun sonu iyi oldu. Bugün o yol nokta koymadı ama bir virgül oldu. Şimdi yine zorlu bir yolculuğa çıkıyorum hemşerilerim. Manisa size emanet, siz birbirinize emanetsiniz. Hakkınızı helal edin. Hepinizi çok seviyorum. Bayramınızı kutluyorum, bayramda buradayız. Hep birlikte olacağız. Söz veriyorum, çok daha güzel bayramları hep birlikte yaşayacağız. Bu yürüyüşte evladınızı hiç yalnız bırakmadınız. Bundan sonra da benimle birlikte yürümeye devam edecek misiniz? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar. Yürüyelim.” 






