Yunusemre Belediyesi geçtiğimiz aylarda 50. Yıl Mahallesi’ne Çok amaçlı olarak tasarlanan ve içerisinde düğün salonu, kafeterya, etkinlik alanları, otopark gibi birçok işlevi olan bir etkinlik merkezi açılacağını ve açılan merkezin adının “Yılmaz Güney Etkinlik Merkezi” olacağını duyurmuştu. Yapılan açıklama sonrası Milliyetçi Kongre Derneği (MKD) Manisa İl Temsilcisi Hüseyin Alp İlker etkinlik merkezine verilecek olan “Yılmaz Güney” ismine tepki gösterdi. Merkezlere örnek şahsiyetlerin isimlerinin verilmesi gerektiğini savunan İlker, “Belediyenizin internet sitesindeki haberler ve kaldırımlardaki ilan panolarından gördüğümüz üzere, 50. Yıl Mahallesi’ne bir etkinlik merkezinin yapılacağı anlaşılmaktadır. Bu etkinlik merkezinin adının ise “Yılmaz Güney Etkinlik Merkezi” olacağı ifade edilmektedir. Belediyenizin etkinlik merkezi yapması çok mühimdir. Kamu kurumları, Anayasa’da ifade edilen “sosyal devlet ilkesinin” bir gereği olarak vatandaşları eğitmeli ve onların sosyal ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. Muasırlaşmış ve şehirli bireylerin yetişmesi sağlanmalı; böylece örnek vatandaşlar meydana getirilmelidir. “Örnek vatandaş” meydana getirilirken, bu vatandaşların etkinlik yapacağı merkezlerin adlarını da örnek şahsiyetler arasından seçmek gerekir. Barış Manço, Cüneyt Arkın, Aziz Sancar, Oktay Sinanoğlu gibi millete mâl olmuş isimlerin yanı sıra Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi, Morris Şinası, Ali Suat Ertosun gibi Manisalı isimler örneklik teşkil etmeye uygundur. Saydığımız bu gibi önerilerin ortak özellikleri ahlaklı olmaları, çalışkan olmaları ve iyi insan olmalarıdır.” dedi.
YILMAZ GÜNEY AĞALIK REJİMİNİN ÇİRKİN YÖNLERİNİ TEMSİL ETMEKTEDİR
Yılmaz Güney’in ağalık rejimini temsil eden birisi olduğunu iddia eden İlker, “Hâlbuki Yılmaz Güney, iyi insan olmak için gereken özellikleri taşımayan bir kişidir. Kendisinin ideolojisi, düşünce özgürlüğünü ifade eden Anayasa maddeleri (25. ve 26. maddeler) ile korunduğu için buna saygı duyarız. Fakat ideolojik görüşünün ötesinde Yılmaz Güney, devletin hâkimini haksız yere öldürdüğü için cinayetten hüküm giyen ve kadınlara şiddet uygulayan bir kişidir. Diğer bir deyişle Yılmaz Güney, ağalık rejiminin çirkin yönlerini temsil etmektedir. Korumasız ve zayıf kişilere zulmeden, emeği sömüren ve canı istediği zaman başkasının kanını kendisine hak gören bir anlayıştır bu. Benzer şekilde Abdullah Öcalan’ı sevmememizin sebebi sadece onun bebek katili olması değil, zorla veya yalanlarla ikna ederek dağlara çıkardığı kızların namuslarına ve canlarına kastetmesidir.” ifadelerini kullandı.
CHP’NİN ALTI OKU ARASINDA YER ALAN “MİLLİYETÇİLİK” TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİDİR
Yılmaz Güney’in adının kamu tesislerine verilmesinin etnik kimlik üzerinden siyaset yapmak isteyenlere yardımcı olduğunu ileri süren İlker sözlerini şöyle tamamladı: “Bünyesinde seçimi kazandığınız CHP’nin altı oku arasında yer alan “milliyetçilik” ile kastedilen Türk Milliyetçiliğidir. Mezkûr kavram, milletin lehine olan işleri yapmayı gerektirir. Bunu yaparken Türk Milleti’ni ayrıştırmamalısınız. 50. Yıl ve Horozköy Mahalleleri de Türk Milleti’nin bir parçasıdır, Alaybey ve Karaköy Mahalleleri de… O halde ilkesel olarak “Türk Milleti” kavramıyla sorunu olan Yılmaz Güney ve benzerlerinin adını kamu tesislerine vermek, Türk Milleti kavramını “etnik kimlik” olarak tanımlamak isteyen veya etnik kimlik üzerinden siyaset yapmak isteyen insanların ekmeğine yağ sürecektir.”