Anadolu’da onlarca medeniye ev sahipliği yapan, 1922’de Yunanların yaktığı Manisa, bütün olumsuzluklara rağmen ülkemizin en önemli illeri arasında yer alıyor. Birçok alanda ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle son dönemlerde dünyaca ünlü otomotiv firmalarının yatırım yapma gündeminde yer almaya başladı.
101 yıl önce Yunanların yakıp yıktığı Manisa, 2023 yılında Türkiye Yüzyılına destek oluyor. Türkiye’nin en önemli sanayi ve tarım kentlerinden biri olan Manisa, ülkemizin ekonomisine, geleceğine katkı sağlıyor. Manisa’da kurulan organize sanayi bölgeleri dünyanın en önemli markalarını bünyesinde barındırırken, ihracatını da sürekli artıyor. 10 milyar dolara yaklaşan dış ticaret hacmi ile ülkemize döviz sağlıyor. Bereketli Gediz Nehri kıyısında kurulu olan Manisa'da, tarım önemli geçim kaynaklarından birisidir. Tarımsal faaliyetlerin başında üzüm ve zeytin üretimi geliyor.
2012 YILINDAN BU YANA BÜŞÜKŞEHİR STATÜSÜNDE
Manisa, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık on dördüncü şehridir. 2022 TÜİK verilerine göre nüfusu 1.468.279 kişidir. Anadolu Yarımadası'nın batısında, Ege Bölgesi'nin ortasında yer alır. Doğudan Uşak ve Kütahya, güneyden Aydın ve Denizli, kuzeyden Balıkesir ve batıdan İzmir ile komşudur. 27°08’ ve 29°05’ doğu boylamları ile 38°04’ ve 39°58’ kuzey enlemleri arasında yer alır. 17 ilçesi bulunur. Toplam nüfus bakımından İzmir'den sonra Ege Bölgesi'nin 2. büyük ili ve ticaret merkezidir. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile büyükşehir oldu. 17 ilçesi bulunur. En büyük ilçesi Yunusemre ilçesidir. İl genelinde toplam 1089 mahalle yer alır. 2021-2022 döneminde 37 bin 527 göç verirken, 43 bin 466 göç aldı. En çok göçü İzmir’den alırken, en çok göçü de İzmir’e veriyor. 2022 yılında 528 bin 136 turist ziyaret etti.
MESİR MACUNU, SULTANİYE ÜZÜM EN ÖNEMLİ MARKALARI
“Şehzadeler Şehri" olarak da adlandırılan yerleşim; mesir macunu, sultaniye üzümü ve Manisa Tarzanı ile tanınır. Antik çağ'da "Magnesia", Roma İmparatorluğu döneminde tam ismiyle "Magnesia ad Sipylum" olarak anılmıştır. Şehir, Spil Dağı'nın eteklerinde kurulmuştur. Gediz Nehri'nin büyük bir bölümü il sınırları içerisinden geçmektedir.
MANİSA'NIN TARİHİ YONTMA TAŞ DEVRİ'NE KADAR UZANIYOR
Manisa'nın tarihi Yontma Taş Devri'ne kadar uzanır. Antik kaynaklar şehrin kurucuları olarak bugünkü Yunanistan’ın Teselya Bölgesi'ndeki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetleri işaret etmektedir. Magnetler, Batı Anadolu'ya göç ettiklerinde önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da Sipylos Dağı eteğindeki Magnesia’yı kurmuşlardır. Magnesia şehrini Menderes Magnesia’sından ayırt etmek için Magnesia ad Sipylum adını kullanmışlardır. Strabon tarafından Katakekaumene (Yanık Ülke), olarak anılan Kula yakınlarında 1,1 milyon yıl ile 12 bin yıl arası süreçte gerçekleşen volkanik patlamalar nedeniyle oluşmuş geniş bir arazi vardır. Yapılan araştırmalarda bölgede Yontma Taş Devri'nden kalma 15 bin ile 25 bin yıl öncesine ait ayak izleri bulunmuştur. Manisa sırasıyla Hititler, Frigler, İyonyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Saruhanoğulları ve Osmanlıların hâkimiyetinde kalmıştır.
PARAYI İLK BASAN LİDYALILAR MANİSA’DA HÜKÜM SÜRDÜ
Tunç Çağı'nın sonlarından başlayarak MÖ 6. yüzyıla kadar Manisa ve Aydın çevresinde hüküm süren Lidya Krallığı'nın başkenti, bugün Salihli ilçesi sınırlarında yer alan Sardes kentidir. Tarihte parayı ilk kez basan ve kullananlar Lidyalılar'dır. Altın-gümüş karışımı "elektrum" madeninden basılan bu ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığı'nın arması olan aslan başı bulunuyordu. Günümüzde Salihli ve Akhisar ilçeleri arasında kalan Bintepeler bölgesinde Lidyalılar'a ait tümülüsler ve kral mezarları bulunmuştur. Antik ticaret yolu olan Kral Yolu da İran ve Mezopotamya'dan başlayarak il sınırlarına girer ve Lidya Krallığı'nın merkezi Sardes şehrinden geçerdi. Lidya Krallığı, MÖ 546 yılında Ahameniş İmparatorluğu ile yaptığı savaşta yenilmiş ve krallığın başkenti Sardes ele geçirilmiştir. Bu yenilgi sonrası Lidya Krallığı dönemi sona ermiştir.
SARUHANBEY 1313 YILINDA MANİSA'YI BAŞKENT YAPTI
Anadolu Selçuklu Devleti dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde, 14. yüzyıl başlarında Manisa çevresinde Saruhan Bey tarafından kurulan bir beyliktir. Saruhanoğulları Beyliği, Afşar boyunun Saruhanlı kolundandır. Bazı kaynaklar Er Saru veya Saruhan adlı bir Harezm emirinin Selçuklu Devleti'nde görev yaptığını iddia ederler. Bu şahsın oğlunun adının Alpağı olduğu ve Saruhan Bey'in de Alpağı'nın oğlu olduğu söylenmektedir. Saruhan Bey, beyliğini kurduktan sonra 1313 yılında ele geçirdiği Manisa'yı başkent yaparak topraklarını genişletmiş, donanma kurarak Yunanistan sahilleri ve Trakya kesimine seferler yapmış, çevresindeki beylik ve devletlerle ittifaklar kurmuş, donanma sayesinde elde ettiği ganimetlerle ekonomik durumu düzeltip cami, medrese ve kütüphaneler yaptırmıştır. 1366/67 yılında yapılan Manisa Ulu Cami Saruhanlılar döneminden günümüze kadar ulaşabilen en önemli eserdir.
ŞEHZADELER’İN EĞİTİM ALDIĞI BİR KENT
Manisa, 1412 yılında Osmanlı egemenliğine girdikten sonra, Saruhan Sancağı adıyla anılarak, idari bir birim haline getirilmiştir. Şehir, özellikle 1437-1595 yılları arasında Osmanlı şehzadelerinin saltanat tecrübesini kazandıkları önemli siyasi eğitim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Manisa’da, sonraları tahta da oturan Osmanlı padişahlarının da içerisinde olduğu II. Murad, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murad, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi 16 şehzade bu dönemlerde sancak beyliği yapmışlardır. Manisa ve çevresinde Osmanlı idaresi altında nispeten sakin bir dönem geçmekle birlikte bölge 17. yüzyılda Kalenderoğlu, Birgili Cennetoğlu gibi isyancılar ile Yusuf Paşa ve İlyas Paşa gibi devlet görevlilerinin saldırı ve yağma hareketlerine maruz kaldı. 1833 yılında kısa bir süre için Kavalalı İbrahim Paşa komutasındaki Mısır egemenliği görüldü.
1922’DEKİ YANGINDA 18 BİN BİNADAN SADECE 500’Ü AYAKTA KALDI
Manisa şehri Yunan ordusu tarafından 26 Mayıs 1919'da işgal edildi ve 8 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusu tarafından geri alındı. Yunan ordusu Batı Anadolu'dan geri çekilirken yakıp yıkma taktiği uyguladı. Orta Doğu tarihçisi Nettleton Fisher konu hakkında, "Geri çekilen Yunan ordusu bir yakıp yıkma politikası benimsedi ve önüne gelen bütün savunmasız Türklere karşı vahşilikler uyguladı." diye yazmıştır. İskoçyalı tarihçi Kinross Yunan geri çekilişini, " Zaten onun (Yunan ordusu) önünde bulunan çoğu mahalle harap içindeydi. Tarihi kutsal şehir Manisa'da 18 bin binadan sadece 500'ü ayakta kalabilmişti." sözleriyle tasvir etmiştir. Bu çekilme sırasında 5 Eylül 1922 gecesi başlayan ve 8 Eylül'e kadar devam yangın ise "1922 Manisa yangını" olarak adlandırılır.
OTOMOTİV FİRMALARI YATIRIM İÇİN MANİSA’YA İLGİ GÖSTERİYOR
Manisa, güçlü sanayi ile birçok ulusal ve uluslar arası firmaların ilgi odağı haline geldi.
Türkiye'nin gelişmiş organize sanayi bölgelerinden birine sahiptir. Çağdaş sanayileşmenin tüm gereklerini yerine getiren Manisa Organize Sanayi Bölgesi, hem ülke ekonomisi için hem de yöresel gelişme için istihdamı arttırıcı bir özelliğe sahiptir. Katma değer yaratması ve yan sanayi olanaklarının gelişmesine paralel olarak ciddi bir ekonomik faaliyet kaynağı olması sebebiyle yatırımcıların gözde yatırım noktası haline gelmiştir. Bölge sürekli devam eden yatırım taleplerine cevap verebilmek için tevsii alanlarla büyümüş ve büyümeye devam etmektedir. Liman, tren yolu gibi ulaşım yollarına olan yakınlığından dolayı pek çok sanayi şirketinin üretim tesisi kurduğu şehir, 2005 yılında Financial Times tarafından dünyanın en iyi yatırım kenti seçilmiştir. Bu nedenle Vestel, Indesit, Bosch, Schneider, E.C.A., Eczacıbaşı, Ülker, Keskinoğlu, Ferrero, İnci Akü gibi birçok marka ve firma, Türkiye'deki üretim üslerini Manisa'da kurmuştur. Manisa, Ege Bölgesi'nin İzmir'den sonra ikinci büyük sanayi ve ticaret merkezidir. Manisa, 2022 yılında gerçekleştirdiği 5 milyar dolardan fazla ihracatla Türkiye’de 8. sırada yer aldı. Toplam dış ticaret hacmi ise 10 milyar dolara yaklaştı. Manisa son dönemde otomotiv alanda da adından söz ettiriyor. Dünyaca ünlü otomotiv firmaları Manisa’yı radarına aldı. Alman devi Wolkswagen siyasi nedenleri bahane ederek son anda yatırımdan vazgeçti. Dünyanın önemli otomotiv markalarından biri olan Çinli Chery’i firması Manisa’ya yatırım yapmayı gündemine aldı. Önümüzdeki dönemde yatırım netleşecek.
ÜZÜM ÜRETİMİNDE ÜLKEMİZDE İLK SIRADA
Bereketli Gediz Nehri kıyısında kurulu olan Manisa'da, tarım önemli geçim kaynaklarından biridir. Tarımsal faaliyetlerin başında üzüm üretimi gelmektedir. Özellikle Sultani cinsi üzüm üretiminde ülke tarımında önemli bir paya sahiptir. 2022 yılında 1 milyon 216 bin 195 ton kurutmalık çekirdeksiz üretimiyle Türkiye’de ilk sırada yer aldı. 374 bin 576 ton sofralık çekirdeksiz üzüm üretildi.
26 Milyondan Fazla Zeytin Ağacı Bulunuyor
Bunun yanı sıra il sınırları içerisindeki zeytin üretimi de önemli bir yere sahiptir. 26 milyon fazla zeytin ağacının bulunduğu Manisa’da 2022’de 212 bin 614 ton sofralık zeytin, 205 bin 541 ton ise yağlık zeytin üretimi gerçekleşti. Domateste ise 847 bin 541 ton üretim elde edildi. Tütün, susam, turşuluk hıyar, salçalık biber, kiraz, börülce, kavun kereviz, çilek, karpuz, mısır, kekik, buğday, arpa gibi bircçok tarım ürünü üretiliyor.
MANİSA TARZANI HER YERİ YEŞİLLENDİRDİ
Asıl adı Ahmet Bedevi olan Manisa Tarzanı'nın nüfus kayıtlarındaki ismi Ahmeddin Carlak'tır. 1888'de Bağdat'ta doğup Türk ordusunda askerlik yapan Carlak, daha sonra Millî Mücadele'ye katıldı, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Manisa'ya gelip yerleşen Bedevi, belediyede temizlik işçisi olarak göreve başladı ve daha sonraları bahçıvan yardımcısı ve itfaiye eri olarak çalıştı. Manisa'yı yeşillendirmek için özellikle Spil Dağı çevresinde adım attığı her yere ağaç fidanı ve tohumları diken Bedevi, yaz kış demeden üstsüz olarak giydiği siyah şortla dolaşmasından dolayı Manisa Tarzanı adını aldı. Spil'de bir kulübede yaşamını sürdürürken 31 Mayıs 1963'te yaşamını yitirdi.
ŞİFA SAÇAN MESİR MACUNU
Şifalı bir yiyecek olduğu kabul edilen mesir macununun ortaya çıkışı tarihsel bir öyküye dayanır. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Manisa’da nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalanır. Bu hastalığa çare için Sultan Cami Medresesi’nin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharatın karışımından oluşan bir macun hazırlar. Mesir macunu ismiyle günümüze kadar ulaşan bu şifalı karışım, Hafsa Sultan’ı kısa sürede sağlığına kavuşturur. Yardımsever kişiliğiyle bilinen Hafsa Sultan, iyileşmesini sağlayan mesir macununun her yıl Nevruz haftasında halka dağıtılmasını ister. Küçük kâğıtlara sarılan macun, Sultan Cami’nden halka saçılır. O günden bu güne her yıl aynı dönemde Sultan Cami etrafında toplanan halka, şenlikler yapılarak mesir macunu dağıtılır.
Mesir Macunu, kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel bilgiler doğrultusunda hazırlanmaktadır. Mesir macununun içeriğinde anason, çörekotu, hardal tohumu, Hindistan cevizi, kakule, karabiber, karanfil, kimyon, kişniş, ravent, safran, sakız, tarçın, vanilya, yenibahar, zencefil, havlıcan, portakal kabuğu, sinameki, rezene gibi bitki ve baharatlar bulunur. Macunu yapan aşçıbaşı, baharatların ve bitkilerin tazeliğini kontrol eder, malzemelerin oranlarını belirler, pişirme ortamını ve ekipmanını gözden geçirir. Aşçıbaşı, hazırlık aşamalarında yanında bulunan çıraklarına bilgi ve deneyimlerini sözlü ve uygulamalı olarak sürekli aktarır ve böylece geleneksel bilginin devamlılığını sağlar.
Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen binlerce kişi, atılan macunları yere düşmeden havada yakalayabilmek için birbiriyle yarışır. Festival programı süresince mesir karma ve dağıtma törenlerinin yanı sıra geleneksel mesir korteji yürüyüşü, yemek yarışması, halk konserleri, çocuklara yönelik eğlenceler, tiyatro ve halk oyunları gösterileri gibi etkinlikler yer alır. Mesir Macunu Festivali 2012 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne ülkemiz adına kaydettirilmiştir. Ancak 4 yıldır pandemi ve yaşanan büyük depremler nedeniyle yapılmasa da 483 yıldır festivale ev sahipliği yapıyor.
SPİL DAĞI MİLLİ PARKI
Spil Dağı 1969 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli Parkı jeolojik, morfolojik, arkeolojik ve mitolojik özelliklerinin yanı sıra, dağcılık sporuna uygun ve önemli bir rekreasyon alanıdır.
Mitolojide Kybele, Niobe, Tantalos ve Pandereos ile ilgili öykülerde adı geçen Spil Dağı’nın eteklerinde Tantal Kalesi kalıntıları, bereket tanrıçası Kybele’nin rölyefi, Niobe Ağlayan Kaya ve Bizans Dönemi’nden kalma Magnesia Kalesi’nin kalıntıları yer almaktadırlar.
Dağın en ünlü bitkisi kümeler halinde yetişen Spil ya da Manisa Lalesi adıyla anılan lalelerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’a götürülmüş ve bir döneme adını vermiştir.
Panoramik yönden çeşitlilik arz eden Spil Dağı’nın değişik yerlerinden Manisa’nın kuşbakışı manzarasını, İzmir Körfezi’ni ve Yunt Dağları ile Aliağa Körfezi’ni görmek mümkündür. 1995 yılında turizm merkezi ilan edilen ve milli parkın asıl gelişim bölgesi olan Atalanı Mevkii’nde dağ evleri, piknik - oyun alanları, bir kır kahvesi ve lokanta bulunmaktadır. Günübirlik kullanımın yanısıra, ziyaretçilerin Atalanı’ndaki kamp yerinde kendi çadır ve karavanlarıyla kalmaları veya rezervasyon yaptırmak suretiyle dağ evlerinde konaklamaları mümkündür. Ayrıca yine bu alanda bulunan, toplam 128 yatak kapasiteli dağ evlerinde de, önceden rezervasyon yaptırmak suretiyle dört mevsim kalınabilmektedir.
CÜNEYT HASÇELİK