Yere düşen bir yiyeceği hızla alıp “Daha 5 saniye olmadı” diyerek yemeye devam etmek, günlük hayatta sık karşılaşılan alışkanlıklardan biri.
Ancak yıllardır anlatılan bu kuralın bakteriler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmuyor. Mikroorganizmalar kronometre tutmuyor ve yiyeceğe geçmek için beş saniyenin dolmasını beklemiyor.
Yapılan araştırmalar, bakteri transferinin yüzeyle temas edildiği ilk saniyede başlayabildiğini gösteriyor.
5 saniye kuralı gerçekten doğru mu?
Yiyeceklerin yere düştükten sonra ilk 5 saniye içinde alınması hâlinde temiz kalacağı düşüncesi bilimsel açıdan doğrulanmış bir kural değil.
Bu inanış üzerine yapılan deneylerde bakterilerin yiyeceğe bir saniyeden daha kısa sürede bile geçebildiği görüldü.
Temas süresi uzadıkça aktarılan bakteri miktarı artabiliyor. Ancak bu durum, yiyeceğin ilk birkaç saniye içinde tamamen güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Kısacası risk beşinci saniyede başlamıyor. Yiyecek zemine değdiği anda bulaşma ihtimali ortaya çıkıyor.
İlk saniyede bile bakteri bulaşabiliyor
5 saniye kuralını araştıran ilk çalışmalardan biri 2003 yılında Jillian Clarke tarafından gerçekleştirildi.
Deneylerde bakterilerin yiyeceğe yalnızca bir saniyelik temas sırasında dahi geçebildiği belirlendi. Böylece “Hızlı davranılırsa bakteri bulaşmaz” düşüncesinin güvenilir olmadığı ortaya konuldu.
Clemson Üniversitesi tarafından salmonella bakterisiyle yapılan başka bir araştırmada ise kirli yüzeyle kısa süreli temas eden yiyeceklere binlerce bakterinin geçebildiği gözlemlendi.
Bulaşma miktarı yüzeyin kirlilik seviyesine, yiyeceğin yapısına ve temas süresine göre değişse de bakterilerin geçiş için uzun süreye ihtiyaç duymadığı anlaşıldı.
Karpuz, ekmek ve jelibonla test edildi
Rutgers Üniversitesi tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen kapsamlı araştırma da benzer sonuçlar verdi.
Araştırmacılar karpuz, sade ekmek, tereyağlı ekmek ve jelibon gibi farklı yapıdaki yiyecekleri paslanmaz çelik, seramik, ahşap ve halı gibi yüzeylerle temas ettirdi.
Yiyeceklerin yüzeylerde bir saniyeden beş dakikaya kadar değişen sürelerde bekletildiği deneylerde bakteri transferinin temasın hemen ardından başlayabildiği tespit edildi.
Temas süresi uzadıkça bulaşan bakteri miktarı genel olarak artsa da yiyeceğin türünün ve düştüğü yüzeyin en az süre kadar önemli olduğu görüldü.
Nemli yiyeceklerde risk daha yüksek
Her yiyecek yere düştüğünde aynı miktarda bakteri toplamıyor.
Karpuz, domates, şeftali ve benzeri su oranı yüksek besinler, kuru bisküvi veya krakerlere göre mikroorganizmaları daha kolay üzerine çekebiliyor.
Nemli yüzeyler bakterilerin yiyeceğe tutunmasını kolaylaştırdığı için bulaşma miktarı da artabiliyor.
Bu nedenle yere düşen sulu meyveler, soslu yiyecekler, peynirler ve pişmiş yemekler kuru gıdalara göre daha yüksek risk taşıyabilir.
Ancak kuru bir yiyeceğe bakteri bulaşmayacağı düşüncesi de doğru değil. Bulaşma daha düşük olsa bile tamamen ortadan kalkmıyor.
Halı mı fayans mı daha riskli?
Yiyeceğin temas ettiği yüzey de bakteri transferini doğrudan etkiliyor.
Seramik, fayans ve paslanmaz çelik gibi düz yüzeyler bakterilerin yiyeceğe daha kolay aktarılmasına neden olabilir. Bu tür zeminlerde yiyecek ile yüzey arasında daha geniş bir temas alanı oluşuyor.
Halı gibi yüzeylerde bazı deneylerde bakteri geçişinin daha düşük olduğu görüldü. Ancak bu, halıya düşen yiyeceğin güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Halıların arasında toz, saç, hayvan tüyü, küf sporları ve farklı mikroorganizmalar bulunabilir. Bu nedenle yalnızca bakteri miktarına bakarak yiyeceğin güvenli olduğuna karar vermek mümkün değil.
Evin zemini her zaman temiz sayılmaz
Düzenli süpürülen veya silinen bir ev zemini dışarıdan bakıldığında temiz görünebilir. Ancak çıplak gözle görülmeyen mikroorganizmalar yüzeyde yaşamaya devam edebilir.
Ayakkabılarla taşınan kirler, evcil hayvanların temas ettiği alanlar, dökülen çiğ gıda sıvıları ve mutfaktaki çapraz bulaşma zemindeki bakteri yükünü artırabilir.
Özellikle çiğ et veya tavuk hazırlanırken zemine sıçrayan sıvılar salmonella, kampilobakter ve benzeri mikroorganizmalar açısından risk oluşturabilir.
Bu alanlara düşen yiyeceklerin görünüşü temiz olsa bile tüketilmemesi daha güvenli bir yaklaşım olacaktır.
Ortak alanlarda risk daha da büyüyor
Yiyeceğin düştüğü yer, alınan riski büyük ölçüde belirliyor.
Ev zeminiyle sokak, okul, hastane, restoran, toplu taşıma aracı veya alışveriş merkezi zemini aynı hijyen koşullarına sahip değil.
İnsan trafiğinin yoğun olduğu ortak alanlarda farklı kaynaklardan taşınan mikroorganizmaların bulunma ihtimali daha yüksek.
Bu nedenle kamusal bir alanda yere düşen yiyeceği saniye hesabı yaparak tüketmek, gereksiz bir sağlık riski oluşturabilir.
Çocuklar ve yaşlılar daha dikkatli olmalı
Yere düşen yiyeceklerden kaynaklanabilecek risk herkes için aynı olmayabilir.
Küçük çocuklar, hamileler, yaşlılar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve kronik hastalığı bulunanlar gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha ağır etkilenebilir.
Bu gruptaki kişilerin yere temas etmiş yiyecekleri tüketmemesi daha doğru olacaktır.
Özellikle bebeklerin ellerine verilen gıdalar konusunda daha dikkatli davranılması ve düşen yiyeceklerin yeniden verilmemesi öneriliyor.
Yiyeceği silmek bakterileri temizler mi?
Yere düşen yiyeceğin peçeteyle silinmesi veya üzerine üflenmesi bakterilerin tamamını ortadan kaldırmaz.
Su altında yıkanabilen meyve ve sebzelerde yüzeydeki bazı kirler azaltılabilir. Ancak gıdanın yapısına geçmiş mikroorganizmaların tamamen temizlendiği garanti edilemez.
Ekmek, kek, peynir, et ve hazır yemek gibi yıkanması mümkün olmayan ürünlerde en güvenli seçenek yiyeceği tüketmemektir.
5 saniye kuralı bir şehir efsanesi
Bilimsel araştırmaların ortak sonucu oldukça açık: Bakteriler yiyeceğe bulaşmak için beş saniye beklemiyor.
Temas süresi uzadıkça risk artabiliyor ancak ilk saniyeler güvenli bir zaman dilimi oluşturmuyor. Yiyeceğin nem oranı, zeminin türü, ortamın temizliği ve mikroorganizmanın miktarı sonucu doğrudan etkiliyor.
Yere düşen bir yiyeceğin tüketilip tüketilmeyeceği konusunda en güvenli yaklaşım, süre tutmak yerine bulunduğu ortamı ve olası sağlık risklerini değerlendirmek.
Özellikle hijyeninden emin olunmayan yüzeylere düşen yiyeceklerde “Bir şey olmaz” düşüncesi yerine çöpe atmak çok daha güvenli olabilir.