Manisa Manşet Gazetesi Bilim ve Teknoloji Wi-Fi Açıkken Güvende Değilsiniz: Telefonunuz Sessizce Sinyal Saçıyor

Wi-Fi Açıkken Güvende Değilsiniz: Telefonunuz Sessizce Sinyal Saçıyor

Akıllı telefonlar bir kablosuz ağa bağlı olmasa bile Wi-Fi açıkken çevredeki ağları tarayabiliyor. Araştırmalar, bu sırada yayılan sinyallerin cihazların tanınması ve kullanıcıların hareketlerinin izlenmesi için kullanılabildiğini gösterirken özel bir saldırı senaryosunda aktif bağlantının yalnızca 19 saniyede kesilebildiği belirlendi.

Wi-Fi Açıkken Güvende Değilsiniz: Telefonunuz Sessizce Sinyal Saçıyor
Okunma Süresi: 6 dk

Akıllı telefonların Wi-Fi özelliği, evden veya iş yerinden ayrıldıktan sonra da arka planda çalışmayı sürdürüyor. Cihazlar, daha önce kullanılan ağları yeniden bulabilmek ve yakındaki bağlantı seçeneklerini gösterebilmek için belirli aralıklarla kablosuz sinyaller yayıyor.

“Probe request” olarak adlandırılan bu sinyaller, cihazın internete bağlı olması gerekmeksizin gönderilebiliyor. Yakın çevrede uygun donanıma sahip kişiler tarafından görülebilen kablosuz trafik, bazı durumlarda cihazın tanınmasına ve kullanıcının hareketlerinin takip edilmesine yardımcı olabiliyor.

Ancak bu durum, Wi-Fi özelliği açık olan her telefonun doğrudan ele geçirileceği anlamına gelmiyor. Riskin seviyesi kullanılan telefonun yaşına, işletim sistemi sürümüne, gizlilik ayarlarına ve bağlanılan ağın güvenliğine göre değişiyor.

Telefonlar çevredeki ağları sürekli tarıyor

Telefonlar yakındaki kablosuz ağları bulabilmek için erişim noktalarına keşif paketleri gönderiyor. Özellikle eski telefonlarda ve güncel olmayan işletim sistemlerinde bu paketler, cihazın geçmişte bağlandığı ağlara ilişkin bilgiler içerebiliyor.

Hamburg Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği çalışmada incelenen isteklerin yaklaşık yüzde 23’ünde, cihazların geçmişte bağlandığı ağ isimlerine rastlandı. Araştırmacılar, bu bilgilerin belirli koşullarda ev, iş yeri veya daha önce ziyaret edilen noktalar hakkında ipucu verebileceğini belirtti. 

Modern Android ve iOS sürümleri, bu riski azaltmak amacıyla rastgele MAC adresleri kullanıyor ve geçmiş ağ adlarını daha az yayıyor. Buna rağmen cihaz modeli, desteklenen bağlantı özellikleri, sinyal seviyesi ve paketlerdeki diğer teknik ayrıntılar birleştirildiğinde bazı telefonların birbirinden ayrılması mümkün olabiliyor.

Kayıtlı ağ isimleri konum bilgisi verebilir

Bir telefon daha önce bağlandığı kablosuz ağın adını çevreye yayıyorsa bu bilgi tek başına önemsiz görünebilir. Ancak ağ isimlerinin kayıtlı olduğu konum veri tabanlarıyla eşleştirme yapılması, kullanıcının geçmişte bulunduğu yerlerle ilgili tahmin yürütülmesini sağlayabilir.

Ev veya iş yeri adı taşıyan kişiselleştirilmiş ağ isimleri riski daha da artırabilir. Telefonun belirli aralıklarla benzer sinyaller göndermesi, cihazın alışveriş merkezi, cadde veya etkinlik alanındaki hareketlerinin takip edilmesine de imkân tanıyabilir.

Bu nedenle Wi-Fi taramalarından elde edilen verilerin yalnızca teknik bilgiler olarak görülmemesi gerekiyor. Farklı bilgiler bir araya getirildiğinde kullanıcı alışkanlıklarına ilişkin daha kapsamlı bir profil oluşturulabilir.

Halka açık Wi-Fi bağlantılarında takip erken başlayabiliyor

Kafe, otel, havalimanı ve alışveriş merkezi gibi yerlerde sunulan ücretsiz Wi-Fi ağları da farklı gizlilik riskleri taşıyor.

67 halka açık kablosuz erişim noktasını inceleyen bir araştırmada, bazı ağların kullanıcı kullanım koşullarını kabul etmeden önce takip işlemlerini başlattığı belirlendi. İncelenen giriş sayfalarının bir bölümünde, kullanım süresi 20 yıla kadar ulaşabilen üçüncü taraf çerezlerine rastlandı.

Bazı ağların kişisel bilgiler ile cihaz verilerini şifrelenmemiş HTTP bağlantıları üzerinden üçüncü taraflara ilettiği de tespit edildi. Araştırma, sosyal medya hesabıyla giriş yapılmasının kullanıcı hakkındaki bilgilerin farklı hizmetlerle paylaşılmasına yol açabileceğine dikkat çekti. 

19 saniyelik saldırı nasıl gerçekleşti?

Kablosuz ağ güvenliğini inceleyen başka bir araştırma, şifreli Wi-Fi trafiğinde paket içerikleri okunamasa bile paket boyutlarının bazı saldırılar için ipucu oluşturabileceğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, şifreli bağlantılardaki çerçeve boyutlarını gözlemleyerek aktif TCP bağlantılarının belirli teknik bilgilerini tahmin edebildi. Kontrollü deneyde bir SSH oturumu 19 saniyede sonlandırılırken web trafiğine sahte veri ekleme işlemi 28 saniye içinde gerçekleştirildi.

Çalışmada dokuz üreticiye ait 30 farklı yönlendirici modeli test edildi. Denenen yönlendiricilerin hiçbirinin saldırıyı tamamen engelleyemediği belirtildi. Gerçek ortamda incelenen 80 Wi-Fi ağının 75’inde test edilen bağlantının başarıyla manipüle edildiği bildirildi. 

Bununla birlikte söz konusu 19 saniye, bir telefonun Wi-Fi özelliği açıldıktan sonra otomatik olarak ele geçirilme süresi değil. Saldırının gerçekleşmesi için hedefin aktif bir Wi-Fi bağlantısının bulunması, saldırganın kablosuz trafiği gözlemleyebilecek konumda olması ve araştırmada açıklanan teknik koşulların oluşması gerekiyor.

Şifreli ağ kullanmak tek başına yeterli olmayabilir

WPA2 veya WPA3 korumalı bir ağa bağlanmak, kablosuz iletişim güvenliğinin en önemli adımlarından biri. Ancak araştırma, saldırganların verinin içeriğini okumadan yalnızca şifreli paketlerin boyutlarını gözlemleyerek de bazı bağlantılara müdahale edebileceğini gösteriyor.

Bu durum, şifrelemenin işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Günümüzde internet sitelerinin büyük bölümü HTTPS kullandığı için halka açık ağlarda yapılan bağlantılar geçmişe göre daha güvenli kabul ediliyor. Yine de sahte erişim noktaları, güncel olmayan cihazlar ve yanlış yapılandırılmış ağlar risk oluşturmaya devam ediyor.

Sahte Wi-Fi ağlarına karşı dikkat

Saldırganlar kafe, otel veya havalimanındaki gerçek ağın adına çok benzeyen sahte bir erişim noktası oluşturabiliyor. Telefonun otomatik bağlanma özelliği açıksa cihaz, kullanıcı fark etmeden bu ağa bağlanabilir.

Örneğin daha önce “Cafe_WiFi” isimli bir ağa bağlanan telefon, aynı adla oluşturulan sahte bir ağı güvenilir bağlantı olarak değerlendirebilir. Kullanıcının sahte giriş sayfasına yazdığı e-posta adresi, telefon numarası veya parola saldırganların eline geçebilir.

Ağ adının doğru görünmesi tek başına bağlantının güvenli olduğunu kanıtlamaz. Halka açık bir ağa bağlanmadan önce ağın tam adının işletme çalışanlarından doğrulanması gerekiyor.

Telefon güvenliği için hangi önlemler alınabilir?

Kullanılmadığı zamanlarda Wi-Fi özelliğini kapatmak, cihazın çevredeki ağları aktif olarak taramasını sınırlandırabilir. Telefonun konum doğruluğu için Wi-Fi taramasını ayrı bir ayar üzerinden sürdürebileceği unutulmamalı; Android cihazlarda “Wi-Fi taraması”, iPhone’larda ise konum ve ağ ayarları ayrıca kontrol edilmelidir.

Daha önce kullanılan ve artık ihtiyaç duyulmayan halka açık ağlar kayıtlı bağlantılar listesinden silinmelidir. “Otomatik bağlan” seçeneğinin kapatılması da cihazın aynı ismi taşıyan sahte ağlara geçmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Telefonun işletim sistemi güncel tutulmalı ve bağlantılarda “özel Wi-Fi adresi” ya da “rastgele MAC adresi” özelliği etkinleştirilmelidir.

Halka açık ağlarda banka işlemleri ve hassas hesap girişleri mümkünse mobil veri üzerinden yapılmalıdır. İnternet sitesinin adresi kontrol edilmeli, HTTPS bağlantısı bulunmayan sayfalara kişisel bilgi girilmemelidir.

Hesaplarda güçlü ve birbirinden farklı parolalar kullanılmalı, mümkün olan her hizmette iki aşamalı doğrulama açılmalıdır. Güvenilir bir VPN, halka açık ağdaki yerel gözlem risklerinin bir bölümünü azaltabilir ancak sahte sitelere bilgi girilmesi gibi kullanıcı kaynaklı tehditleri tek başına engelleyemez.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız