Küresel gıda endüstrisinde biyo-teknolojik gelişmeler ve alternatif protein arayışları hız kazanırken, Türkiye Cumhuriyeti gıda egemenliğini ve toplum sağlığını koruma adına tarihi bir hukuki bariyer inşa etti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yönetmelik, gıda inovasyonu adı altında pazara sunulmak istenen sıra dışı bileşenlerin kontrolsüzce sofralara girmesini engellemeyi amaçlıyor. Yeni kurallar, hibrit üretim tekniklerinden nanomateryallere kadar geniş bir teknolojik yelpazeyi süzgeçten geçirecek.
Yönetmeliğin en net ve tavizsiz maddesi, tüketici hassasiyetlerini doğrudan koruma altına alan yasaklar bölümünde yer aldı. Avrupa ve Asya pazarlarında gıda katkısı olarak onay almaya başlayan un kurdu, çekirge gibi böcek türleri ile domuz kaynaklı hiçbir yeni gıda maddesi Türkiye'de yasal onay alamayacak. Bu tür ham maddeleri içeren ürünleri ithal etmek veya Türkiye'de üretmek isteyen şirketlerin başvuruları Bakanlık tarafından doğrudan reddedilecek.
Bir gıda maddesinin Türkiye sınırları içinde satışa sunulabilmesi için üç temel kritere tam uyum sağlaması zorunlu kılındı. Bu kriterler şu şekilde belirlendi:
İnsan sağlığına hiçbir biyolojik veya kimyasal zararının olmadığının bilimsel olarak kanıtlanması,
Mevcut geleneksel bir gıdanın yerine ikame edildiğinde tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olmaması,
Besleyicilik ve besin değeri açısından klasik yiyeceklerden daha kalitesiz bir yapı taşımaması.
Aralık 2025 tarihinden önce ülkemizde yaygın tüketimi bulunmayan "yeni gıda" unsurları maddeler halinde tanımlandı:
Laboratuvarda yapısı kasıtlı olarak değiştirilmiş yeni moleküler gıdalar,
Mikroorganizma, mantar veya alglerden (su yosunlarından) elde edilen yiyecekler,
Hücre veya doku kültüründen (laboratuvar ortamında yapay olarak) üretilen yapay et benzeri gıdalar,
"Nanomateryal" adı verilen, gözle görülmeyecek kadar küçük mikro parçacıklar içeren teknolojilerle üretilmiş yiyecekler,
Daha önce sadece vitamin hapı veya gıda takviyesi olarak satılırken, artık normal yiyeceklerin içine katılması planlanan fonksiyonel maddeler.
Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), gıda enzimleri ve bilinen klasik gıda katkı maddeleri ise zaten kendi özel kanunlarına tabi oldukları için bu yeni yönetmeliğin kapsamı dışında bırakıldı.
Gıda üreticileri ve ithalatçı şirketler, satmak istedikleri ürünün "yeni gıda" statüsünde olup olmadığını kendileri kontrol etmekle yükümlü olacak. Şüpheye düşülen durumlarda ise ürün piyasaya sürülmeden önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğüne resmi başvuru yapılacak.
Onay süreci başladığında Bakanlık dosyanın kurallara uygunluğunu 45 iş günü içinde ön incelemeden geçirecek. Evrakları eksiksiz olan dosyalar, alanında uzman bilim insanlarından oluşan "Bilimsel Komisyon"a devredilecek. Bu bağımsız komisyon, ürünü tam 9 ay boyunca en ince biyolojik detayına kadar inceleyerek sağlık risk raporu hazırlayacak.
Geleneksel Yabancı Gıdalara Hızlı Prosedür Uygulanacak
Dünyanın başka bir ülkesinde en az 25 yıldır insanlar tarafından güvenle tüketildiği resmi belgelerle kanıtlanan geleneksel gıdalar için ise daha hızlı bir onay mekanizması işletilecek. Şirketler bu durumu kanıtladığında, Bilimsel Komisyon ürünün güvenliğini 4 ay içinde karara bağlayacak.
Ayrıca bilim insanlarının hazırladığı tüm değerlendirme raporları, 30 gün boyunca internet üzerinden halkın ve sektörel ilgililerin görüşüne açılacak. Haklı bir siber veya tıbbi itiraz gelmediği takdirde ürün onay alacak; en küçük güvenlik riskinde ise başvuru tamamen iptal edilecek.