Ara

Şiddetin Normalleştiği Okullar

YAYINLAMA:

Bir zamanlar okullar güvenli  alanlardı. Çocuğun kendini geliştirdiği, öğretmenin saygı gördüğü , velinin  destek olduğu bir yerdi. 

    Bugün ise bambaşka bir içeriğe büründü okullarımız. Öğretmenine şiddet uygulayan lise öğrencisi, düşük not verdiği için darp edilen öğretmen, okul basıp tehdit savunan veliler, acımasızca arkadaşına şiddet uygulayan çocuklar ,gençler…

     Artık mesele sadece akran zorbalığı değil; şiddetin her yöne doğru  yayılması.

Zorbalık  Ailede Başlar:

     Hiçbir çocuk dünyaya zorba olarak gelmez ancak gördüğünü öğrenerek büyür.

 Evde bağırarak iletişim kurulan bir ortamda büyüyen çocuk, ses yükseltmenin normal olduğunu düşünür. 

  Sorunların konuşarak değil, bastırarak çözüldüğünü gören çocuk, gücü baskıyla eşleştirir. 

   Sürekli eleştirilen, kıyaslanan, aşağılanan bir çocuk ise değersizlik duygusunu ya içine atar ya da başkasına yöneltir. 

    Zorbalık çoğu zaman evde konuşulan dilden beslenir. 

“ Sen zaten beceremezsin”

“Bak herkesin çocuğu başarılı”

“ Öğretmen de abartmış”…

     Bu cümleler küçük görünür ama çocuğun beyninde iki şey inşa eder: 

Ya yetersizlik…

Ya da savunma olarak saldırganlık.

   Bir çocuk evde saygı görmüyorsa, okulda saygı göstermeyi öğrenemez. Evde sınır yoksa okulda otoriteyi kabul etmekte zorlanır. Evde empati konuşulmuyorsa sınıfta merhamet gelişmez. 

  En tehlikelisi ise şudur: 

Çocuk, anne babasının öfkesini model alır. 

Eğer bir veli okul koridorlarında bağırıyorsa, öğretmeni tehdit ediyorsa çocuk şunu öğrenir:

“ Güçlüysen bağırabilirsin”

  Oysa güçlü olmak; duygunu kontrol edebilmektir. 

   Zorbalığı sadece okulda , trafikte, dışarıda, iş yerlerinde… aramak kolaydır. Asıl cesaret aynaya bakabilmektir. 

   Yani aslında zorbalık bir zincirdir. Ailede gördüğü ile başlar, akran zorbalığıyla devam eder. Bir çocuk başka bir çocuğu dışlar, bir genç başka bir genci küçük düşürür, sosyal medyada linç kültürü gelişir…

Sonra sınırlar aşılır.

Saygı zayıflar.

Otorite değersizleşir. 

Empati kaybolur. 

Ve güç, en çok korkutanın ya da en çok ses çıkaranın eline geçer. Oysa güç kontrolsüzlük değildir. 

Öğretmene Yönelen Şiddet Ne anlatıyor?

    Bir öğrenci öğretmenine hakaret ediyorsa,

     Bir genç sınıfta öğretmenini  tehdit ediyorsa,

    Bir veli okul koridorunda bağırıp çağırıyorsa….

Burada sadece bireysel bir öfke yoktur.

Burada toplumsal bir değer kayması vardır. 

Evde sürekli öğretmenini eleştiren bir dil varsa,” benim çocuğum yapmaz” anlayışı varsa, sorumluluk almak yerine suçlu aramak refleksi varsa….

Genç sınır tanımamayı öğrenir. 

En tehlikelisi ise şudur:

Şiddet,  hak arama yöntemi gibi sunulmaya başlandığında, çocuklar bunu model alır. 

Cinayet Bir Anda Olmaz

    Bir öğretmenin hayatına kasteden genç, o noktaya bir günde gelmez. Küçük sınır ihlalleri görmezden gelinir. Disiplin” çocuğun özgürlüğü” adı altında zayıflatılır. Empati eğitimi ihmal edilir. 

Ve bir gün geri dönülmez bir eşik aşılır.

Hiçbir öfke , bir hayatı sonlandıracak  kadar haklı değildir. Hiçbir başarısızlık şiddeti meşru kılmaz. 

Çözüm Nerede?

. Evde kullanılan dilde

. Okulda konulan net sınırlarda

. Empati ve değer eğitiminde

. Öğretmeni itibarsızlaştırmayan toplumsal söylemde…

Çocuklarımıza şunu öğretmeliyiz:

Hak aramak başka şeydir, şiddet başka. 

İtiraz etmek başka şeydir, aşağılamak başka.

Güçlü olmak başka şeydir, zarar vermek başka.

Son Söz

Okullar sadece matematik,  fizik, tarih… öğretmez. Okullar bir toplumun karakterini yetiştirir. 

Eğer sınıflarda korku varsa,

Koridorlarda saygı azalmışsa,

Öğretmen kendini güvende hissetmiyorsa…

Geleceğimizi yeniden düşünmek zorundayız. 

Şiddet bir anda başlamaz. Normalleştiği yerde büyür. 

Ve biz yetişkinler, çocuklara neyi normal gösteriyorsak, yarın onu yaşarız. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *