1 Mayıs : Herkesin Bildiği Ama Pek Söylemediği Şeyler
Bazı günler vardır…
Herkes aynı şeyi yaşar ama kimse aynı yerden anlatmaz.
1 Mayıs’ta öyle bir gün…
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü deyince çoğumuzun aklına ya bir tatil geliyor ya da “bugün ne günüydü ” deyip geçiyoruz. Ama içten içe biliyoruz. Bu konu öyle geçilecek bir konu değil.
Biraz geriye gidelim…
Chicago sokaklarında insanlar bir şey istemiş : “ 8 saat çalışalım.” Bugün baktığımızda çok basit bir istek gibi duruyor. Ama o gün için bu , resmen hayat istemek gibi bir şey.
Haymarket Olayı ile birlikte mesele sadece çalışma saatleri düzenlemesi isteğinden çıkmış. İnsanlar aslında şunu söylemiş : “ Biz de insan gibi yaşamak istiyoruz.”
Bu ses orada kalmamış tabi.
Dünyaya yayılmış.
Bizde de 1977 Taksim 1 Mayıs Olayları bugünün hafızasında yer etmiş bir geçmiş olarak duruyor.
Bugüne gelecek olursak…
Herkes kendi hayatında bir şeylerin peşinden koşturuyor.
Kimi çalışıyor , kimi yetişmeye çalışıyor , kimi de sadece ayakta kalmaya çalışıyor.
Masa başı da olsa , ayakta da olsa , evde de olsa… Yorgunluk bir şekilde herkese değiyor.
Ve çoğu zaman insanın zihninde aynı düşünceler yer ediyor. “ Ben bu kadar uğraşıyorum ama gerçekten görülüyor mu?”
Açık konuşayım…
İnsan çoğu zaman işten değil , görülmemekten yoruluyor .
Bir teşekkür eksik kalıyor mesela.
Bir “ farkındayım” cümlesi hiç kurulmamış oluyor.
Bir”kolay gelsin “ bile bazen günün şeklini değiştiriyor.
Bir” seni görüyorum” hissi bile yükü hafifletiyor.
Çünkü emek dediğin şey sadece çalışmak değil.
Devam etmek.
Dayanmak.
Bazen de sessizce sabretmek.
Şunu da kabul edelim :
Herkes çok güçlü görünüyor ama aslında herkes biraz yorgun.
Hayat akıyor , iş bitiyor , yenisi başlıyor. Kimse büyük bir şey beklemiyor belki … Kimse sahneye çıkıp alkış beklemiyor belki. Ama içten içe bir yerde anlaşılmak istiyor.
Ve belki de en çok bu eksik : Birbirini gerçekten görmek.
Ezcümle demiyorum artık.
Şöyle bitireyim.
Hayat büyük cümlelerle değil , küçük fark edişlerle biraz daha hafifliyor.
Bazen birinin yükünü çözmek değil mesele… Sadece “ fark ettim , biliyorum, görüyorum ” diyebilmek.
İnsan bazen en çok buna ihtiyaç duyuyor:
Görülmeye…
Çünkü en sessiz yorgunluklar bile görülünce biraz azalıyor.