GENÇLİK EN ÖNEMLİ ÇAĞ
Gençlik bir toplumun geleceği olduğu gibi, aynı zamanda o toplumun aynasıdır. Gençliğin değerlerinden koparılması; iyi bir eğitim verilmemesi, yanlış temeller üzerine yetişmesi, elbetteki yabancı kültürlerin tesiriyle taklit ve özenti içerisinde bocalayıp, kimlik bunalımı yaşayacaktır.
Başta Peygamberimiz (s.a.v) in ve atalarımızın gençliğe vermiş olduğu değere bir bakacak olursak; Başta Peygamberimiz (s.a.v) “ El Emin” sıfatını Peygamberliğinden önce, yani gençlik yıllarında kazanılmıştır.
Yine Peygamberimiz; (a.s); Genç yaşlarında, yaşlı mağdur, faziletli ve haksızlığa uğrayan insanların korunması için “Hilfül Füdül” cemiyetini kurup, o cemiyetin yönetiminde bulunmuştur.
Yine Peygamberimiz; Mescid-i Nebevide gençlerin eğitimi için ilk yatılı okulu açıp, öğretmenliğini bil fiil kendisi yaparak, Ashap-ı Kiramdan Ehl-i Suffe burada eğitim görmüş. Peygamberimiz eğitilen bu münevver( aydın) insanlar için: “her biri gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tabi olursanız sizi kurtuluşa götürür.” Buyurmaktadır.
Yine Peygamberimiz (s.a.v); Usame Bin Zeyd ( r.a) u 18 yaşında ordunun başına tayin ederken, küçük yaşlarından itibaren Hz.Ali ye önemli görevler verip hicretinde yatağında bırakırken, İslam’ın sancaktarlığını yaptırırken, Peygamberimizin gençliğe verdiği önem ortaya çıkmaktadır.
Yine Peygamberimiz (s.a.v) genç bir köle iken İslam la Müşerref olan, bütün eza ve cefalara rağmen, Allah bir diye haykırmaktan vaz geçmeyen müezzinlerin piri, Bilal-i Habeşi de bir gençti.
Çok zengin ve narin bir kişi iken, İslam la şereflendikten sonra çeşitli işkencelere maruz kalmış, Uhud savaşında sancağı taşırken Resulullah (s.a.v) i koruma uğrunda şehit edilen Muaz Bin Umeyr ( r.a ) da bir gençti.
Kur’an-ı kerimde kıssası geçen, Ashab-ı kehf hadisesinde de Karanlık ruhlu Kral Dakyanus’a karşı iman ve azimle mücadele vererek bir mağaraya sığınmayı, saray zevk ve sefayı tercih eden, Ashab-ı Kehf de yedi gençten ibaret idi.
Kendi tarihimize baktığımızda; 21 yaşında, o zamanın en büyük imparatorluğu olan Bizans İmparatorluğunu yenerek, İstanbul’u fethedip çağ açıp, çağ kapayan ve peygamberimiz (s.a.v) in övgüsüne mahzar olmuş olan Fatih Sultan Mehmet Han da bir gençti.
Yine İlahi Kelimetullah uğruna, devlet-i Ebet Millet için, nice fetihler yapan Yıldırım Beyazıt, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi nice civan mertler hepsi birer gençti.
İstiklal Harbinde, bugün ki tabirle yedi süper devlete karşı, kurtuluş savaşı için ülkemizin muhtelif yerlerine giderek Kuvay-Milliye ruhunu oluşturan Gazi Mustafa Kemalde bir gençti. Kurtuluş svaşından sonra da Mustafa Kemal Atatürk, Müslüman Türk gençliğini takdir ve onure etmek için 19 Mayıs tarihini,tüm gençliğe, Gençlik ve Spor Bayramı olarak armağan etti.
Bu örnekleri verirken önemli bir gerçeği göz ardı etmemek gerekir. O da şudur: Her örnek gencin yetişmesinde, ilmiyle amil ya bir öğretmen, ya bir usta veya iyi eğitilmiş Allah dostlarının mayası vardır. Birkaç örnek verecek olursak; Bunlar, Asr-i Sadette, Peygamberimiz (s.a.v.) Osman Gazide, Şeyh Edebalı. Yunus Emrede, Taptuk Emre. Fatih Sultan Mehmet de Akşemseddin gibilerdir.
Gençlik; Fizyolojik ve psikolojik olarak hareketlilik halidir. Delikanlı kelimesi de bu durumu belirtir. Bir düşünür şöyle diyor: “ İnsan yapacak veya yıkacak bir şeyle meşgul olmazsa sıkıntısından patlar.” (Alain)
Milli manevi değerlerimizin teminatı olan gençlerimize; gereken ilgi, sevgi ve bilgi ile donatmak temennisi ile hayırlı günleriniz olsun.