Anneler…
Galiba insan annesini en çok büyüyünce anlıyor…
Küçükken her şeyi normal sanıyoruz çünkü.
Evin hep toplu olmasını…
Acıkınca sofranın hazır olmasını…
Canımız yandığında birinin hemen başımıza gelmesini…
Ama büyüyünce fark ediyorsun ; o “normal” sandığımız şeylerin hepsi bir annenin emeğiymiş aslında.
Mesela anneler kolay kolay kendini düşünmüyor. Kendine bir şey alacakken vazgeçip çocuğuna alıyor. Hasta oluyor yine mutfağa giriyor. Canı sıkkın oluyor ama belli etmemeye çalışıyor.
Bir de annelerin o içten içe yaşadığı yorgunluk var…Çok konuşulmayan ama hep olan. Kimseye anlatmadan taşıdıkları şeyler var. Evladını düşünmekten gece kafasını yastığa koyunca bile tam dinlenemeyen anneler var.
Ama bir şeyi de galiba artık kabul etmek gerekiyor…
Anneler de insan aslında. Biz bazen anneliği , hiç yorulmamak gibi anlatıyoruz.
Hiç kırılmamak…
Hep güçlü durmak…
Hep kendinden vazgeçmek gibi…
Oysa çocukların da şunu görmeye ihtiyacı var bence ;
Annem de bazen üzülür,
Bazen yorulur,
Bazen dinlenmek ister…
Ama yine de hayatın içinde ayakta kalmaya çalışır.
Çünkü güçlü olmak hiç düşmemek değil , düştüğünde yeniden toparlanabilmektir.
Belki de çocuklara bırakılacak en güzel şey;
Kusursuz görünmeye çalışan bir anne olmak yerine, sevgiyi , emeği, şefkati, gerçek duyguları…gösteren bir anne olmaktır.
Ve bir anne olarak şunu da çok iyi anlıyorum artık…
İnsan bazen gerçekten çok yoruluyor.
Bazen kırılıyor…
Bazen her şeyi bırakıp sadece sessiz kalmak istiyor.
Ama sonra evladının sesiyle bile yeniden toparlanabiliyor.
Galiba annelik biraz da böyle bir şey…
İnsanın en güçlü ve en hassas tarafının aynı yerde olması.
Çocuk kaç yaşına gelirse gelsin değişmiyor bu arada.
30 yaşına da gelsen… 40 yaşına da gelsen … Annen için hala ”çocuksun”.
Mesela telefonu geç açınca içi huzursuz olur annenin. Sesin kötü gelirse “bir şey mi var “ der hemen. Sen herkese ” iyiyim” dersin ama annen gerçekten iyi olup olmadığını hisseder.
O yüzden Anneler Günü bana hep biraz duygusal geliyor.
Çünkü insan düşünüyor ister istemez…
Bugüne kadar annem benim için nelerden vazgeçti diye.
Kaç gece uykusuz kaldı…
Kaç kere kendi yorgunluğunu içine attı…
Ve bugün…
Belki dünyanın en zor ama en kıymetli görevini sessizce taşıyan kadınların günü.
Yorulsa da devam eden,
Kırılsa da toparlayan,
Bazen kendi içini susturup evladına güç olmaya çalışan tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
İyi ki varlar…
Ve iyi ki insanın hayatında “anne” diye bir şey var…