Eskiden kira sözleşmesi demek; bedel, ödeme günü ve depozito miktarından ibaretti. Şimdilerde ise Samandıra’dan Esenyurt’a, Ankara’nın sitelerinden İzmir’in lüks konutlarına kadar her yerde ev sahipleri adeta birer "yaşam koçu" edasıyla kontrat hazırlıyor. Artık sadece parayı zamanında yatırmanız yetmiyor; evde kaç kişi kaldığınızdan balkona ne astığınıza kadar her şey mercek altında. Gayrimenkul piyasasında tırmanan bu gerginlik, hukuki metinleri birer "disiplin yönetmeliğine" dönüştürmüş durumda.
Site yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte, yönetim planındaki katı kurallar doğrudan kira sözleşmelerine sızdı. Artık birçok mülk sahibi, dış cephe görüntüsünü bozduğu gerekçesiyle balkona çamaşır asılmasını veya dış cepheye klima/anten takılmasını sözleşmeye "kesin yasak" olarak ekliyor. İş sadece bununla da bitmiyor; evde gürültüye sebep olabilecek koşu bandı veya ağırlık istasyonu gibi spor aletlerinin kullanımı da artık birer "tahliye kozu" haline geldi.
Bu kuralların ihlali, hukuk sisteminde "sözleşmeye aykırılık" olarak değerlendiriliyor. Yani ev sahibiniz balkondaki o çamaşır ipini bahane ederek sizi mahkemeye verebilir ve haklı çıkabilir. Uzman Şenay Araç, bu maddelerin kiracıların özel hayatına müdahale gibi görünse de, taraflar imza attığı anda bağlayıcı birer hukuki belgeye dönüştüğünü hatırlatıyor.
Yeni nesil kontratlarda en sık rastlanan ve en tehlikeli maddelerden biri "konaklayacak kişi sayısı" sınırlaması. Ev sahipleri, evin yıpranma payını düşürmek ve olası alt kiralama (sub-let) durumlarını engellemek için evde kaç kişinin yaşayacağını isim isim metne döküyor. Eğer sözleşmede "2 kişi yaşayacaktır" ibaresi varken eve üçüncü bir kişi yerleşirse, bu durum doğrudan bir "tahliye nedeni" sayılıyor.
Buna ek olarak, ekonomik dalgalanmalardan korunmak isteyen mülk sahipleri, kira ödemesinde yaşanacak en ufak gecikme için %5’e varan gecikme faizlerini de metne eklemeye başladı. Bu, aylık 40 bin TL kira ödeyen bir kiracı için sadece bir günlük gecikmede bile binlerce liralık ek yük anlamına geliyor.
Kendi zevkinize göre boyattığınız bir duvar veya değiştirdiğiniz bir musluk başınıza iş açabilir. Sözleşmelere eklenen yeni bir maddeyle, kiracının yaptığı hiçbir iyileştirme veya tadilat için mülk sahibinden hak talep edemeyeceği, hatta çıkarken evi "eski haline getirme" yükümlülüğü olduğu hüküm altına alınıyor. Yani yaptığınız masraf yanınıza kar kalmadığı gibi, çıkarken bir de eski haline döndürmek için para harcamak zorunda kalabilirsiniz.