Samimiyetin Modası Geçti mi? 2. Bölüm – Olduğun Gibi Kalabilmek

YAYINLAMA:

Geçen bölümde etrafımızdaki yapaylıktan, söylenen sözlerle yapılan davranışlar arasındaki farktan bahsetmiştik.

Belki de hepimizin kendimize sorması gereken soru şu:

Samimiyetin modası mı geçti?

Çünkü bugün birçok insanın birbirine karşı davranışında garip bir hesap var.

Ne söylemeliyim?

Nasıl görünmeliyim?

Bunu söylersem hakkımda ne düşünür?

Bunu yaparsam bana ne kazandırır?

Kimse kırılmasın diye değil, yanlış anlaşılmayayım diye susuyoruz bazen.

Kırmamak için değil, tepki almamak için güzel konuşuyoruz.

İnsanları gerçekten sevdiğimiz için değil, hayatımızda bir yeri olduğu için yanımızda tutuyoruz.

Ve farkında olmadan ilişkilerimizi de birer çıkar hesabına dönüştürüyoruz.

Oysa insan ilişkilerinin en güzel tarafı, hesap yapmadan kurulabilmesiydi.

Bir arkadaşın başarısını kıskanmadan kutlayabilmek…

Bir başkasının mutluluğuna kendi mutluluğumuz kadar sevinebilmek…

Birinin arkasından konuşmak yerine yüzüne söyleyebilmek…

Hata yaptığımızda “Ben yanlış yaptım” diyebilmek…

Bunlar aslında çok büyük şeyler değil.

Ama bugün o kadar kıymetli hale geldiler ki…

Çünkü samimiyet azaldıkça güven de azalıyor.

İnsanlar birbirinin sözünden çok niyetini sorgulamaya başlıyor.

“Bunu gerçekten mi söyledi?”

“Benden bir şey mi isteyecek?”

“Bunu neden yaptı?”

“Arkamdan ne konuşuyor?”

İşte yapaylığın en büyük zararı da burada ortaya çıkıyor.

İnsan, karşısındaki insanın gerçek olduğundan emin olamadığında kendisi de gerçek olmaktan korkuyor.

Böylece herkes bir maske takıyor.

Biri güçlü görünmek için…

Biri mutlu görünmek için…

Biri başarılı görünmek için…

Biri herkesi memnun etmek için…

Ve sonunda birbirimize bakıyoruz ama birbirimizi göremiyoruz.

Belki de artık bu döngüyü kırmanın zamanı geldi.

Birbirimize kusursuz görünmek zorunda değiliz.

Her zaman güçlü olmak zorunda değiliz.

Her ortamda gülmek, herkesi sevmek, herkes tarafından sevilmek zorunda da değiliz.

Bazen sadece olduğumuz gibi olmak yeterli.

Çünkü insanın en güzel hali, hiçbir şey kanıtlamaya çalışmadığı halidir.

Belki bugün çevremizde daha az insan olsun ama daha gerçek insanlar olsun.

Daha az “Nasılsın?” sorusu sorulsun ama sorulduğunda cevabı gerçekten dinlensin.

Daha az “Yanındayım” denilsin ama ihtiyaç olduğunda gerçekten yanında olunsun.

Daha az gösteriş, daha çok iyilik…

Daha az rol, daha çok gerçeklik…

Daha az yapaylık, daha çok samimiyet…

Çünkü hayat zaten yeterince yorucu.

Bari birbirimizin hayatını daha da zorlaştırmayalım.

Ve belki de bugün kendimize şu soruyu soralım:

Biz insanların hayatında gerçekten olduğumuz kişi miyiz, yoksa onların görmek istediği kişiyi mi oynuyoruz?

Cevap ne olursa olsun, değişmek için hâlâ zaman var.

Çünkü samimiyetin modası geçmedi.

Sadece ona yeniden cesaret etmemiz gerekiyor.

Olduğumuz gibi görünmeye…
Göründüğümüz gibi olmaya…
Ve birbirimize gerçekten insan gibi davranmaya.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız