KENDİMİZE DÖNMEK BİRİNCİ BÖLÜM
Bu hafta biraz kendimize dönelim istiyorum.
Çünkü galiba hep bir yerlere yetişiyoruz da kendimize yetişemiyoruz. İşe, eve, çocuklara, aileye, arkadaşlara, yapılacaklara… Gün içinde o kadar çok şeyle ilgileniyoruz ki akşam olduğunda “Bugün kendim için ne yaptım?” diye düşününce bazen verecek bir cevabımız bile olmuyor.
Aslında insan kendinden bir anda uzaklaşmıyor. Yavaş yavaş oluyor bu. Önce bir şeyi erteliyoruz, sonra başka bir şeyi. “Şimdi sırası değil” diyoruz. “Sonra bakarım” diyoruz. Bir süre sonra kendi isteklerimizi de ihtiyaçlarımızı da hep sonraya bırakmaya alışıyoruz.
Bir de herkesi düşünürken kendimizi düşünmek biraz ayıp gibi geliyor nedense. Birine hayır dediğimizde vicdan yapıyoruz, birinin gönlü olsun diye istemediğimiz bir şeyi yapıyoruz, sırf sorun çıkmasın diye susuyoruz. Sonra da içimizden bir ses, “Peki ya sen?” diye soruyor.
Belki de en çok o sesi duymazdan geliyoruz.
Oysa kendimize dönmek, bencil olmak değil. Hayatımızdaki herkesi bırakıp sadece kendimizi düşünmek hiç değil. Sadece kendi hayatımızda kendimize de bir yer açabilmek.
Bize iyi gelmeyen bir şeyi sırf alıştık diye sürdürmemek… Bir ilişkide, bir arkadaşlıkta, bir işte ya da günlük hayatımızın içinde bizi sürekli yoran şeyleri fark etmek… Ve bazen “Ben artık bunu istemiyorum” diyebilmek.
Bunun için büyük kararlar almamız da gerekmiyor. Bazen uzun zamandır ertelediğimiz bir şeyi yapmak, biraz yalnız kalmak, telefonun sesini kapatıp sessizce oturmak bile yetiyor.
Çünkü insan biraz durunca kendini daha net duyuyor.