Aynı Otobüste, Aynı Hayatın İçinde

YAYINLAMA:

Bu hafta biraz hepimizin her gün yaşadığı ama çoğu zaman üzerinde durmadığı bir şeyden bahsetmek istiyorum: Toplu taşıma.

Otobüs, minibüs ya da metro… Her gün onlarca insanla aynı alanı paylaşıyoruz. Birbirimizi tanımıyoruz ama birkaç durak boyunca aynı yolun yolcusu oluyoruz. Tam da burada aslında birbirimize ne kadar saygılı olduğumuz ortaya çıkıyor.

Bazen otobüse biniyorum, şoför yüksek sesle müzik dinliyor. Belki onun için sıradan bir şey ama arka taraflarda oturan yolcular için rahatsız edici olabiliyor. Üstelik sesin biraz kısılmasını rica ettiğinizde hâlâ aynı şekilde devam ediyorsa, mesele artık sadece müziğin sesi olmaktan çıkıyor. Çünkü toplu taşıma, hepimizin ortak alanı. Şoförün de yolcunun da birbirinin konforunu düşünmesi gerekiyor.

Aynı şeyi yolcular için de söyleyebiliriz. Telefonundan yüksek sesle video izleyen, müzik dinleyen, arkadaşlarıyla bütün otobüsün duyacağı şekilde konuşan, yaşlı ya da hamile biri bindiğinde yerinden kıpırdamayan insanlar var. Çantasını yan koltuğa koyup iki kişilik yer kaplayanlar, inecek insanların önünde kapının ağzında bekleyenler de…

Bunların her biri küçük gibi görünüyor. “Ne olacak canım?” deyip geçiyoruz. Ama zaten günlük hayatımızı zorlaştıran şeylerin önemli bir kısmı bu küçük davranışların birikmesi değil mi?

Bir otobüste onlarca insan var ve herkesin o gün ayrı bir derdi, ayrı bir yorgunluğu, yetişmesi gereken bir yeri var. Kimsenin birbirinin hayatını daha da zorlaştırmaya hakkı yok.

Aslında toplu taşıma bize küçük bir hayat dersi veriyor: Aynı yere gitmek zorunda olmasak bile aynı alanı paylaşmayı öğrenmek zorundayız.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız