Aynı Otobüste, Aynı Hayatın İçinde 2
Ama toplu taşımanın içinde yalnızca kızdığımız, eleştirdiğimiz şeyler yok. Bazen hiç tanımadığımız insanların yaptığı küçücük bir iyilik de günün bütün havasını değiştirebiliyor.
Geçtiğimiz günlerde buna benzer bir ana şahit oldum. Bir öğrencinin kartında yeterli bakiye yoktu. Yanındaki öğrenci ise onu tanımıyordu. Buna rağmen hiç düşünmeden kendi kartıyla onun geçişine yardımcı oldu. Belki birkaç liralık bir şeydi. Ama mesele zaten para değildi.
Mesele, “Ben tanımıyorum” demeden bir çocuğun zor durumda kaldığını görüp el uzatabilmekti.
İşte aynı otobüsün içinde bütün bunlar bir arada yaşanıyor. Bir tarafta kimsenin rahatsız olup olmadığını düşünmeden yüksek sesle müzik dinleyenler, telefonla konuşanlar, kuralları önemsemeyenler; diğer tarafta hiç tanımadığı birine yardımcı olanlar…
Belki de toplu taşıma sadece bir yerden bir yere gitmemizi sağlamıyor. Bize her gün insanlarla nasıl bir arada yaşayacağımızı da hatırlatıyor.
Birinin müziğinin sesini biraz kısmak, yaşlı birine yer vermek, kapının önünü boş bırakmak, çantayı yan koltuktan almak, birbirimizi uyarmak gerektiğinde bunu kavga etmeden yapmak… Bunların hiçbiri büyük fedakârlıklar değil.
Aynı şekilde bazen bir öğrencinin kartına birkaç lira yüklemek kadar basit bir iyilik bile bir çocuğun gününü güzelleştirebiliyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: Birbirimizin hayatını zorlaştırmamak ve fırsat bulduğumuzda kolaylaştırmak.
Çünkü hepimiz o otobüsün içinde sadece yolcu değiliz. Aynı şehrin, aynı hayatın içinde birbirimize değerek ilerliyoruz. Ve yolculuğu nasıl yaptığımız, nereye vardığımız kadar önemli.