Okul çıkış saatlerinde bir dolmuşun yakınından geçerken ya da bir okulun kapısının önünde birkaç dakika durup çocukları izlerken hiç düşündünüz mü, aslında ne kadar çok şey görüyoruz?
Kimi çocuk zil çalar çalmaz koşarak dışarı çıkıyor. Kimi arkadaşını bekliyor, kimi çantasını omzuna atıp telefonuna bakıyor. Bir başkası kalabalığın içinde sessizce ilerliyor. Bazıları dolmuşa binerken arkadaşlarıyla şakalaşıyor, bazıları ise bir an önce eve ulaşmaya çalışıyor.
Hepsi aynı okuldan çıkıyor ama hiçbiri aynı günü yaşamış olmuyor.
Belki birinin sınavı iyi geçmiş, diğeri soruları yetiştirememiştir. Bir çocuk teneffüste arkadaşlarıyla gülmüş, bir başkası bütün gün kendisini yalnız hissetmiştir. Kimi eve gidince anlatacak çok şeyi olduğunu düşünürken kimi, sorulsa bile anlatmak istemiyordur.
Dışarıdan baktığımızda yalnızca bir kalabalık görüyoruz. Oysa her çocuğun içinde, bizim bilmediğimiz ayrı bir gün yaşanıyor.
Bazen çocukların hareketlerini değerlendirirken acele ediyoruz. Yüksek sesle konuşanı saygısız, sessiz kalanı içine kapanık, sürekli koşanı yaramaz olarak nitelendirebiliyoruz. Oysa tek bir davranış, bir çocuğu tanımaya yetmez. Belki heyecanlıdır, belki yorgundur, belki de yalnızca arkadaşına yetişmeye çalışıyordur.
Çocukları anlamak için yalnızca ne yaptıklarına değil, hangi koşullarda nasıl davrandıklarına da bakmak gerekir.
Dolmuşta yaşanan küçük bir olay bile bize farklı şeyler düşündürebilir. Bir öğrencinin yaşlı bir yolcuya yer vermesi, arkadaşının kartında yeterli bakiye olmadığını fark edip yardım etmesi ya da kalabalıkta bir başkasını düşünmeden hareket etmesi… Bunların her biri üzerinde durulabilecek davranışlardır. Ama bir çocuğun karakteri hakkında karar vermek için tek bir ana bakmak yerine, ona zaman tanımak gerekir.
Belki de yetişkinler olarak biraz daha dikkatli gözlemlemeye, biraz daha az etiketlemeye ihtiyacımız var.
Çünkü çocukları yalnızca sınav sonuçlarından, öğretmenlerin anlattıklarından ya da evdeki davranışlarından tanıyamayız. Onları hayatın içinde de anlamaya çalışmalıyız.
Bir sonraki okul çıkışında etrafınıza biraz daha dikkatli bakın. Çocukların ne kadar hızlı yürüdüğünden çok, nasıl bir dünyadan çıkıp kendi dünyalarına doğru ilerlediklerini düşünün.
Belki o zaman, her gün önümüzden geçip giden o kalabalığın aslında birbirinden farklı binlerce hikâye taşıdığını daha iyi anlarız.