Manisa
Kapalı
weather
13°

BİR ÇOCUĞU TANIMAK İÇİN KAÇ DAKİKA GEREKİR?

Bir çocuğu tanıdığımızı ne zaman düşünürüz?

Onunla aynı evde yaşadığımızda mı, her gün okuldan geldiğinde nasıl geçtiğini sorduğumuzda mı, yoksa karnesindeki notlara baktığımızda mı?

Belki de bir çocuğu tanımak, onu ne kadar zamandır gördüğümüzden çok, ona ne kadar dikkatle baktığımızla ilgilidir.

Okuldan eve gelen çocuğumuza çoğu zaman benzer sorular soruyoruz: Bugün kaç aldın? Ödevin var mı? Sınav ne zaman? Öğretmenin bir şey söyledi mi?

Bunlar elbette önemli. Fakat günün içinde çocuğun yaşadığı her şeyi anlatmaya yetmiyor.

Arkadaşıyla küsmüş olabilir. Sınıfta bir soruya cevap veremediği için utanmış olabilir. Birinin söylediği küçük bir söz bütün gün aklında kalmış olabilir. Ya da hiçbir sorun yaşamamış, yalnızca bizimle paylaşmak istediği komik bir olayla eve gelmiş olabilir.

Bazen çocuklar anlatmak için fırsat bekler. Biz ise cevaplarımızı, önerilerimizi ve uyarılarımızı hazırlamakla meşgul oluruz.

Oysa her anlatılanın hemen çözülmesi gerekmiyor. Bazen yalnızca dinlemek yeterli.

Bir çocuğun sessizliğini hemen sorun olarak görmek de doğru değil, her zamanki neşesini mutlaka iyi olduğunun kanıtı saymak da. Çocuklar da yetişkinler gibi farklı duygular yaşar. Önemli olan değişimleri fark etmek, yargılamadan sormak ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında olabilmek.

Belki akşam yemeğinde bir günlüğüne notları ve ödevleri konuşmayabiliriz. “Bugün seni en çok ne güldürdü?” diye sorabiliriz. Ya da “Bugün canını sıkan bir şey oldu mu?” deyip cevabını gerçekten dinleyebiliriz.

Cevap vermek istemezse zorlamadan, konuşmak istediğinde de acele etmeden…

Çünkü bir çocuğun kendisini anlatabilmesi için önce anlaşılacağına inanması gerekir.

Çocuklarımızı yetiştirmek istiyoruz. Onlara doğruyu, yanlışı, sorumluluğu ve hayatı öğretmek istiyoruz. Fakat bütün bunları yaparken onların kim olduklarını, neler hissettiklerini ve dünyayı nasıl gördüklerini öğrenmeyi de unutmamalıyız.

Belki bir çocuğu tanımak için belirli bir dakika sayısı yoktur. Bazen yıllar geçer, yine de bilmediğimiz yanları kalır. Bazen de yargılanmadan dinlendiği birkaç dakika, aramızdaki mesafeyi azaltmaya başlar.

Mesele her şeyi bilmek değil; bilmediğimizde sorabilmek, anlatıldığında dinleyebilmek ve çocuğa kendisi olabileceği bir alan açabilmek.

Çünkü çocuklarımızın hayatında bulunmakla, onların hayatına gerçekten eşlik etmek aynı şey değil.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız