Türkiye'nin dört bir yanındaki otogarlardan peronlara yanaşan şehirlerarası otobüslerde son günlerde alışılagelmişin dışında, oldukça tatsız bir sessizlik hakim. Gecenin bir yarısı muavinin tekerlekli arabasıyla koridorda süzüldüğü ve uykulu gözlerle çay, kahve, kek bekleyen yolculara servis yaptığı o nostaljik manzara hızla kayboluyor. Son bir aydır artan maliyet krizleri ve yakıt zamları nedeniyle birçok otobüs firması, tasarruf tedbirleri kapsamında ücretsiz yiyecek ve içecek servisini tamamen durdurma kararı aldı.
İşin aslı o ufak ambalajlı kekin ve plastik bardaktaki çayın ardında yatan ağır ekonomik faturada gizli.
Sektör temsilcileri adeta kan ağlıyor. Hesap aslında çok ortada ve acımasız. Bir bardak kolanın firmaya gelişi 7 lira, ufak bir şişe suyun maliyeti 3 lira. Yanına eklenen sıradan bir bisküvi 12, küçük bir kek ise ortalama 6-7 lira bandında dolaşıyor. Otobüs tam kapasite yola çıktığında, sadece ikramın kişi başı minimum maliyeti 100 lirayı buluyor. 40 kişilik bir araçta her sefer için fazladan 4 bin lira masraf demek bu. Bir firma yetkilisinin, "800 liralık bileti rekabet yüzünden 500 liraya satınca, ister istemez ikram veremiyoruz. Külliyen zarar" şeklindeki isyanı, tekerleğin artık nasıl zor döndüğünü çarpıcı bir şekilde özetliyor.
Şu sıralar otobüs firmaları arasında tam bir fikir ayrılığı yaşanıyor. Bir yanda bilet fiyatlarını aşağı çekip mutfak masrafını sıfırlayan ve "Mazot ateş pahası, ikram artık büyük bir lüks" diyen şirketler var.
Diğer yanda ise yılların getirdiği o prestijden ödün vermeyenler. "20 saatlik uzun yola çıkıyoruz, vatandaşa bir bardak su da mı vermeyeceğiz? Böyle bir şey yok!" diyen gelenekçi firmalar, müşteri memnuniyeti adına çay-kahve ve atıştırmalık servisini inatla sürdürüyor.
İşin ilginç yanı, bu durum vatandaşın bilet alma alışkanlıklarını da kökünden değiştirdi. Artık peronda bekleyen yolcu, koltuk numarasından veya otobüsün modelinden önce "Araçta ikram var mı?" diye soruyor. Şeker hastası olanı var, yaşlısı var, uzun yolda o sıcak çayla midesini yatıştıran, yol tutmasına karşı bir yudum su arayanı var. Sırf bu hizmet devam ediyor diye biletini 50-100 lira daha pahalıya alıp ikram veren firmaya yönelenlerin sayısı hiç de az değil.
Ufuktaki manzara aslında oldukça net. Tıpkı havayolu şirketlerinde yıllar önce başlayan o meşhur "düşük maliyetli uçuş" (ucuz bilet, ücretli yemek) modeli, yavaş yavaş karayollarına da entegre ediliyor. Çok yakında muavinin elindeki o tekerlekli arabadan uzatılan çaya, tıpkı uçaklardaki gibi cebimizden para ödeyerek ulaşmamız işten bile değil.