Ara

TÜRK DÜNYASI’NIN ORTAK SİNEMA HEDEFİ

YAYINLAMA:

Türk Dünyası dediğimiz zaman nüfusu 300 milyonu aşan Türk halklarının tarihi, kültürü, ekonomileri ve bağımsızlıkları ile potansiyeli yüksek ciddi bir güçten söz ederiz. 

Bir ülküden, hedeften, vizyondan bahsederiz.

Bu güç, yalnızca askeri ve ekonomik hedeflerle değil aynı zamanla kültürel hedeflerle de birbirini tamamlayacaktır.

Bu bağlamda daha önceden teklif ettiğim ‘’Türk Dünyası Gençlik Buluşmaları’’ndan sonra bu konuda bazı adımların atılıyor olduğunu görmek gerçekten mutlu ediyor.

Gençlik buluşacak, akademi toplanacak, siyaset zirve yapacak…

Sadece bu yeter mi? Elbette hayır.

Bu hedefler silsilesini eğlence sektörüne de taşımak gerekir.

Yedinci sanat kabul ettiğimiz sinema perdesine yansıyacak olan Mete(Mo-tu), Alparslan, Bumin, Fatih, Atatürk, Mağcan Cumabay, Cengiz Aytmatov gibi isimleri ekranlarda görecek olan milyonlar onlardan ilham alacak.

Hayatlarına bakacak ve zorluklara nasıl göğüs gerdiklerini, ne mücadeleler verdiklerini, Türklük için hangi çetin yolları aştıklarını göreceklerdir.

Milyonlar Oğuz Kağan Destanı’ndan kopan satırları sinema perdesinde görecek ve Türk milli kimliğinin destani hikayelerine dev perdede şahitlik edecek. 

Ortak tarih inşasından söz ediyorsak bu mesele son derece hayati bir görev taşıyor.

Hollywood ile bütün dünyaya giren ABD, Iron Man ile Afganistan’a gidiyor ise, Thanos’u yenip evrenlerin savaşına son veriyor ise bizim Oğuz Kağan, bu seferde sinema yoluyla  yedi cihanı fethetmesin mi?

Çoktan fethetmesi gerekir ki, cümle cihan Türk destanlarının epik anlatılarından görsel olarak da nasiplenebilsin.

Bu bakımdan başta bağımsız, tam üye Türk Devletlerinin kültür ve sanat  ile uğraşan üst düzey isimleri zirveler yapmalıdır. Toplantıların sonucundan çıkan raporlar bizzat devlet(ler) eliyle desteklenecek filmler serisinin önünü açmalıdır. Tek(solo) bir film ile önce Mehmet Akif Ersoy, Cengiz Aytmatov, Mağcan Cumabay gibi büyük yazarları hayatlarının yanı sıra Türk dünyasının ortak acıları bir dijital dizi halinde, iki sezonluk bir iş olarak izlenebilir. Ya da İpek Yolu ismini taşıyan her bölüm farklı bir coğrafyada(Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye) geçen polisiye, macera dizisi her kuşaktan insanı dikkatini celb edebilir.

Bir de bence en önemli proje, bir filmler evreni inşa edebilmektir.

Destanlar evreni…

Nasıl mı?

Her devletin popüler ve başarılı oyuncularını seçerek ortak bir filmler serisi olmalı ve bu filmlerin peşi sıra devamı gelmelidir. 

Destanlar özelinde böyle bir film serisi çok da güzel olur.  Çünkü burada hem yerele, Türklüğe atıfta bulunabilecek hem de cihanşümul bağlamda herkesin kendisinden bir pay bulabileceği hikayeler var.

Dede Korkut bu konuda bence çok olağanüstü bir örnektir. Her hikaye farklı konuları ele alsa da biraz kurgu, biraz da orijinal metinden esinlenerek inşa edilecek ortak karakterler bütün filmlerde olabilir. 

Böylece Türkiye’deki bir oyuncu Kazakistan’da, Kazakistan’daki bir oyuncu Türkiye’de tanınacaktır.

Bu süreç kısa vadeli olarak düşünülmemelidir. kültürel süreklilik ve devamlılık getirecek şekilde planlanması gerekir.

Ortak tarih varsa, ortak kültür vardır.

Ortak kültür varsa, ortak sinema da olmalıdır.

Bu proje en az savunma sanayi kadar önemlidir.

Türk Dünyası bugün ortak alfabe, ortak savunma sanayinden bahsedebiliyorsa neden ortak, yekpare bir sinemadan bahsetmesin?

 

Akkız Destanı ile yetişen Türk kızları, Bamsı Beyrek’in yiğitliği ile yetişen Türk oğulları geleceğin inşasında kendi ruh köklerinden ilham alarak çağı şekillendirecektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *