EN HAYIRLI İNSAN OLABİLMEK

YAYINLAMA:

 

Peygamber Efendimiz (S. A. V) bir Hadis-i Şeriflerinde: "İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok hayrı dokunandur." Buyurmaktadır. 
Bir insanın Faydalı bir insan olabilmesi için ilmiyle, ameliyle, vasıflı bir insan olması gerekir. 
Yaradılış itibarı ile medeni bir varlık olan insan, toplu halde yaşamak ve yükselmek ister. İnsanoğlunun aklen araştırıp ruhen meylettiği hususları elde edebilmesi için, her çeşit mesleğe ihtiyacı vardır.
Mesleklerin ilk önderliğini peygamberler yapmışlardır. Topluma gerekli meslekleri öğretmişler ve kendileri de bizzat değişik mesleklerle uğraşmışlardır.

Hz. Âdem; ziraat mesleğinin ilk önderliğini yapmış, çiftçilik mesleği o günden bu güne kadar payidar olmuş, bundan sonrada değerini devam ettirecektir.

Hz. İdris; insan vücuduna ilk elbise diken peygamberdir. Bunun için Yunus Emre bir beytinde;

İdris nebi hülle biçer,
Diker Allah deyu deyu.

Hz. Nuh; Allah’tan aldığı emirle kavmini, bir takım hayvanları ve bunların erzakını alabilecek genişlikte ve altı ay suların üzerinde kalıp, dalgalara dayanabilecek sağlamlıkta bir gemi yaptı. O günün imkânları ile kurduğu tersanede böyle bir gemi inşası, Hz Nuh’un elinde zuhur eden sanat harikasıdır. Bu husus Kuran-ı Kerimde: “Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zülmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.” (Mü’minun; 27).

Hz. İbrahim: inşaat işlerine vakıftı. Kâbe-i muazzama gibi kutsal bir mabedi, oğlu Hz. İsmail’in yardımıyla inşa etmiş ve şöyle dua etmiş:   
“Ey rabbimiz bizden şu hizmeti kabul buyur. Şüphesiz ki Sen hakkı ile işiten, kemali ile bilensin.” ( Bakara; 127)

Hz. Davut (a.s.) demircilikle meşgul olup, harpte giyilen ve insanı düşman saldırısından koruyan zırhı imal etmekle beşeriyete hizmet etmiş ve bu mesleğin önderliğini yapmıştır.

Peygamberimiz (S. A. V.) ticaretle iştiğal etmiş ve "Rızkın onda dokuzu ticaret ve cesarettedir. " Buyurmuş.

Peygamberler ve İslam büyükleri kimseye muhtaç olmamak ve hayırlı insan olabilmek için meslek sahibi olmaya ve sanata büyük önem vermişlerdir.
İnsan çalışır, araştırır, imkânları değerlendirir ilim ve teknikle her şeyi faydalı hale getirirse huzur içerisinde olur. Aile efradı darlık çekmez. Bu durumun dışında olan insan gönül darlığı, değişik hastalık ve değişik sıkıntılara müptela olur.
Şayet biz, ilim teknik ve meslek dallarında ilerlemezsek, ihtiyaç duyduğumuz meslek ve aletlerini dışarıdan tedarik edersek başka milletleri kalkındırmış ve iktisadi açıdan da sömürge durumuna düşmüş oluruz.
Bir zamanlar İslam dinini layıkıyla anlayıp, kemaliyle tatbik ettiğimiz için ilim, teknik ve sanatın önderliğini yapmışız. İlim, teknik ve mesleki açıdan her turlu imkân var iken bütün bunları iyi değerlendiremez isek istikbale ümitle bakmak biraz zor olur. Peygamberimiz (a.s.) “ Allah, sanatkâr mü’min kullarını sever.” Buyurmaktadır.
Mimar Sinan’a ne kadar çok güzel cami, köprü, minare, vb. yapmışsın diye sormuşlar. Oda; “Ben bir şey yapmadım, sadece taşların fazla yerlerini yonttum yerine koydum.” Diyor.
İçimizde iki ben vardır biri Musa biri Firavun ve hep savaş halindedirler. Önemli olan Musa olabilmektir.

Bahane yok başarmak var:“Yattığım sedirin kenarı okul sıramdı. Çamaşır torbası çantamdı. Dizimin üstündeki bir karton parçası ise yazı masamdı. Mum ve yağ alacak paramda yoktu kışları yanan ateşin ışığından yararlanıyordum.
Bana yardım edecek yol gösterecek ne annem ne babam ne kardeşimde yoktu. Ben böyle durumda başarırsam acaba her türlü imkânı olup ta başaramayanlar neyi bahane edebilirler.”    William Cobbet

Kardeşim sen nesin? 
Sen en iyisi ol
Dağ tepesinde bir çam olamazsan da, bir vadide çalı ol…
Fakat o vadideki en iyi sen ol…

Hadis-i Şerif: “Pek yakında aç insanların sofralara üşüştüğü gibi gayri Müslimlerde sizin üzerinize üşüşecekler. Birisi Peygamberimize sordu biz az olduğumuz için mi böyle olacak? Ya Resulullah deyince Peygamberimiz: Bilakis, siz o gün çok olacaksınız fakat sel sularının sürüklediği çer-çöp kabilinden değersiz kimseler olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden sizin heybet ve saygınlığınızı giderecek ve sizin kalbinize de “vehn” koyacak. Birisi vehn nedir? Deyince; Dünya sevgisi ve ölüm korkusudur.” Buyurdu. (Ebu Davud; 2–426)
Müslümanlar, muazzam bir medeniyet kurup dünyanın en güçlü ve zengin topluluğu oldukları halde, zamanla bu güç ve zenginliklerini kaybetmeleri, toprak ve servetlerinin düşmanlarca yağmalanması, aziz iken zelil, zengin iken fakir olmak çok acıklı bir haldir.
Bu durumda olmanın pek çok sebebi vardır. Fakat hadis-i şerifte belirtilen sebep en önemlisidir. Nedir o sebep kalitesizlik. Sayı çok ama bilgi ve meslekle çalışıp üretme yoksa fakir ve mühtaç olur insan. Hâlbuki dinimiz; çalışıp üretip veren el olmayı emrediyor.
Bir zaman Dünyanın ilimde, teknikte, sanat ve diğer bütün hayırlı işlerde dünyanın hâkim gücü idi Müslümanlar. Bütün sahip oldukları imkânları zulüm vasıtası olarak değil, adalet ve merhametle insanlığa hayırlı hizmetlerde yarışmışlar. Bizde bugünün imkanları ile en iyi durumda olmalıyız çünki Dinimizde güçlü olup zülmetmek yok, güçlü olup hayırlı insan olmak emredilmektedir.
Yüce Rabbimiz ilim, irfan, çalışma, üretme ile güçlü ve faydalı insan olmayı bizlere lütfeylesin inşaAllah.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız