Tatil Yapıyoruz Ama Dinlenebiliyor Muyuz?

YAYINLAMA:

Bölüm 1: Yorulan Tatiller

Yıl boyunca aynı cümleyi kuruyoruz: “Bir tatil gelse de dinlensek…” Gün sayıyoruz, plan yapıyoruz, hayalini kuruyoruz. Çünkü tatil, zihnimizde hâlâ huzurun, sessizliğin ve nefes almanın adı.

Ama beklenen gün geldiğinde gerçekten dinlenebiliyor muyuz?

Daha tatil başlamadan bir telaş sarıyor hepimizi. Valizler hazırlanıyor, eksikler tamamlanıyor, rezervasyonlar kontrol ediliyor, gidilecek yerler tek tek planlanıyor. Tatilin ilk gününden son gününe kadar neredeyse her saat dolu. Görülecek yerler, tadılacak lezzetler, çekilecek fotoğraflar, paylaşılacak anlar…

Eskiden tatiller, zamanın biraz yavaşladığı günlerdi. Şimdi ise zamanla yarıştığımız başka bir maratona dönüştü. Bir yere yetişme telaşı iş hayatında kalmadı; tatillerimize de taşındı.

Üstelik artık sadece gezmiyoruz. Gezdiğimizi göstermeye de çalışıyoruz. Güzel bir manzarayla karşılaştığımızda önce durup onu hissetmek yerine telefonumuza sarılıyoruz. Gün batımını izlemekten çok, en güzel kareyi yakalamaya çalışıyoruz. Paylaşım yapmadan yaşanmış sayılmayan anılar biriktiriyoruz.

Oysa dinlenmek; sadece şehir değiştirmek değildir. Bazen hiçbir yere yetişmeden yürüyebilmektir. Sessizce oturabilmek, denizin sesini gerçekten duyabilmek, kitabın birkaç sayfasını acele etmeden okuyabilmektir. En önemlisi de zihnimize kısa bir mola verebilmektir.

Belki de bu yüzden tatilden dönen birçok insanın ilk cümlesi aynı oluyor: “Tatilden geldim ama dinlenemedim.”

Çünkü bedenimiz tatile çıkıyor, ama zihnimiz hâlâ koşturmaya devam ediyor.

Belki de asıl ihtiyacımız olan şey, yeni bir rota değil; biraz yavaşlamayı yeniden öğrenmek.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız