Manisa
Açık
weather
15°

Ekranın Ardında Bir Çocuk Var

Bir çocuğun elindeki telefonu sınırlamak kolay olabilir; peki o telefonun içinde karşılaştığı dünyayı anlamasına nasıl yardımcı oluyoruz?

Bazen çocuklarımızın ne izlediğini bilmiyoruz. Kimlerle konuştuğunu, hangi oyunlarda vakit geçirdiğini, hangi içeriklerden etkilendiğini fark etmiyoruz. Sonra bir sorun ortaya çıktığında şaşırıyoruz. Oysa çocukların dijital dünyasını tanımak, onları sürekli kontrol etmekten çok daha fazlası. Onlarla iletişim kurmayı, soru sormayı ve gerektiğinde yargılamadan dinlemeyi gerektiriyor.

Bir çocuk hata yaptığında yalnızca cezalandırılacağını düşünüyorsa yaşadıklarını saklayabilir. Zorbalığa uğradığında anlatmaktan çekinebilir. Öfkelendiğinde kendisini ifade edecek bir yol bulamayabilir. Bu nedenle çocuklarımızla aramızda, sorun yaşadıklarında çekinmeden gelebilecekleri bir güven alanı oluşturmak çok önemli.

Elbette bütün sorumluluk ailelerin omuzlarında değil. Okulların, öğretmenlerin, dijital platformların ve bu alanları düzenleyen kurumların da görevleri var. Şiddeti sıradanlaştıran içeriklerin, aşağılamanın, tehditlerin ve başkasının acısını eğlenceye dönüştüren paylaşımların karşısında hepimizin sorumluluğu bulunuyor.

Bir diğer önemli nokta da biz yetişkinlerin davranışları. Trafikte öfkemizi nasıl gösteriyoruz? Bir anlaşmazlık yaşadığımızda nasıl konuşuyoruz? Bize ters düşen birini hemen düşman mı ilan ediyoruz? Bir başkasını küçümserken, hakaret ederken ya da sorunlarımızı bağırarak çözmeye çalışırken çocuklarımızın bunlardan etkilenmediğini söyleyebilir miyiz?

Çocuklara saygıyı anlatırken saygısız davranıyorsak, öfkeyi kontrol etmelerini isterken kendi öfkemizi yönetemiyorsak, söylediklerimizle yaptıklarımız arasındaki farkı görmemeleri mümkün mü?

Bugün ihtiyacımız olan şey yalnızca yaşanan olaylara üzülmek veya sorumluları bulup cezalandırılmalarını istemek değil. Elbette adalet sağlanmalı, güvenlik önlemleri alınmalı ve şiddetin önüne geçmek için gereken adımlar atılmalı. Ancak bütün bunların yanında, çocukların neden bu kadar yalnız, öfkeli ya da anlaşılmamış hissedebildiğini de konuşabilmeliyiz.

Her çocuğu aynı kefeye koymadan, yaşananları küçümsemeden ve birbirimizi suçlamakla yetinmeden harekete geçmeliyiz.

Çünkü çocuklar yalnızca geleceğimiz değil, bugün aynı dünyayı paylaştığımız insanlar. Onları korumak, dinlemek ve doğruyu yanlıştan ayırmayı öğretmek hepimizin ortak sorumluluğu.

Belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Çocuklarımızı yalnızca hayata hazırladığımızı mı düşünüyoruz, yoksa onların içinde yaşayacağı dünyanın daha güvenli, daha anlayışlı ve daha insanca olması için biz de bir şeyler yapıyor muyuz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız