İtalyan mutfağı denildiğinde akla ilk olarak bol peynirli pizzalar, makarnalar ve hamur işleri geliyor. Buna rağmen İtalya, yetişkinlerde obezite oranının OECD ortalamasından daha düşük olduğu ülkeler arasında bulunuyor.
OECD’nin 2025 verilerine göre İtalya’da yetişkinlerin beyana dayalı obezite oranı yüzde 12 seviyesinde. OECD ortalaması ise yüzde 19 olarak kaydedildi. Ancak bu tablo, İtalyanların istedikleri kadar pizza ve makarna yiyerek hiç kilo almadıkları anlamına gelmiyor.
Kilo kontrolünde yalnızca tüketilen besinin adı değil; porsiyonu, hazırlanma yöntemi, yanında yenilenler ve gün boyunca alınan toplam enerji etkili oluyor.
Makarna tek başına kilo aldırmıyor
Makarna, ekmek ve pirinç gibi karbonhidrat içeren besinler tek başına kilo artışının nedeni olarak gösterilemez. Vücudun ihtiyaç duyduğundan daha fazla enerji alınması ve bu durumun uzun süre devam etmesi kilo artışında belirleyici rol oynar.
İtalyan beslenme rehberlerinde kuru makarna için standart porsiyon yaklaşık 80 gram olarak kabul ediliyor. Sosun yağ, krema ve peynir miktarı arttıkça aynı porsiyonun toplam kalorisi de hızla yükselebiliyor.
Bu nedenle sade domates sosu, sebze veya baklagillerle hazırlanan bir tabak makarna ile yoğun krema, tereyağı ve bol peynir içeren bir tarif aynı şekilde değerlendirilmiyor.
Porsiyonlar sanıldığından daha önemli
İtalyanların kilo dengesinde öne çıkan noktalardan biri, yemeğin tamamen yasaklanması yerine miktarının kontrol edilmesi.
İtalyan Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyinin beslenme rehberinde yalnızca yiyeceğin kalitesine değil, miktarına ve tüketim sıklığına da dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Rehbere göre ortalama bir pizza; ekmek, yağ ve peynir gruplarından birkaç porsiyonu aynı anda içerebiliyor. Bu nedenle pizza yenilen bir öğünde patates kızartması, fazla sos, ekmek ve şekerli içecek gibi eklerin sınırlandırılması toplam enerji alımını azaltabiliyor.
Sofrada yalnızca pizza ve makarna yok
İtalya’nın günlük beslenme düzeni, dünyaya tanıtılan birkaç popüler yemekten ibaret değil.
Geleneksel Akdeniz tipi beslenmede sebzeler, meyveler, baklagiller, tahıllar, zeytinyağı, balık ve kuruyemişler önemli yer tutuyor. Makarna ise çoğu zaman sebze, domates, baklagil veya ölçülü miktarda peynirle birlikte tüketiliyor.
Yüz binlerce yetişkinin verilerinin incelendiği bir araştırmada, Akdeniz tipi beslenmeye daha yüksek uyumun fazla kilo veya obezite riskinde daha düşük oranlarla bağlantılı olduğu görüldü. Ancak bu beslenme modeli de sınırsız tüketim anlamına gelmiyor.
Sos seçimi tabağın dengesini değiştirebilir
Bir tabak sade makarna ile kremalı ve işlenmiş et ürünleriyle hazırlanan makarnanın enerji değeri aynı değil.
Domates, sebze, baklagil ve ölçülü zeytinyağı kullanılan tarifler tabağın besin çeşitliliğini artırabilir. Krema, tereyağı, fazla peynir ve büyük miktarda yağ kullanımı ise toplam enerjiyi yükseltebilir.
Makarnanın yanında ekmek, kızartma ve şekerli içecek tüketilmesi de aynı öğünde alınan karbonhidrat ve kalori miktarının artmasına yol açabilir.
Bu nedenle kilo kontrolünde “Makarna yenir mi?” sorusundan çok “Ne kadar, hangi sosla ve neyin yanında yeniyor?” sorusu önem kazanıyor.
Yavaş yemek porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir
Yemeğin aceleye getirilmemesi ve lokmaların daha yavaş tüketilmesi, kişinin doyduğunu fark etmesine yardımcı olabilir.
Uzun sofralar ve yemeği sosyal bir etkinlik olarak görme alışkanlığı, hızlı biçimde büyük miktarlarda yiyecek tüketilmesini sınırlandırabilir. Ancak sofrada geçirilen sürenin uzaması tek başına zayıflamayı garanti etmez.
Yemek süresince sürekli atıştırılması veya porsiyonların büyütülmesi hâlinde toplam enerji alımı yine artabilir. Asıl farkı, yavaş tüketimle birlikte porsiyonun da kontrol edilmesi oluşturur.
“00 un düşük glütenlidir” bilgisi doğru değil
İtalyan pizzalarının kilo aldırmamasının nedeninin “00 un” olduğu ve bu unun glüten oranının düşük bulunduğu sıkça ileri sürülüyor. Ancak bu bilgi her ürün için doğru değil.
“00” ifadesi unun otomatik olarak düşük glütenli olduğunu değil, İtalya’daki un sınıflandırmasında oldukça rafine bir kategoriye ait bulunduğunu gösteriyor. İtalyan mevzuatında 00 un; nem, kül ve asgari protein değerleri üzerinden tanımlanıyor. Kullanılan buğdaya göre protein ve hamur gücü farklılaşabiliyor.
Dolayısıyla 00 unla hazırlanmış bir pizzanın kendiliğinden daha az kalorili, glütensiz veya kilo aldırmayan bir ürün olduğu söylenemez.
Hareket önemli ancak tablo anlatıldığı kadar kusursuz değil
Kilo dengesinin korunmasında günlük yürüyüşler, merdiven kullanımı ve düzenli fiziksel hareket önemli rol oynuyor.
Bununla birlikte tüm İtalyanların çok hareketli olduğu yönündeki genelleme de verilerle tam olarak örtüşmüyor. OECD’ye göre İtalya’daki yetişkinlerin yüzde 45’i yeterli fiziksel aktivite yapmıyor. OECD ortalaması ise yüzde 30 seviyesinde bulunuyor.
İtalya’da çocukluk çağı fazla kilo sorunu da devam ediyor. İtalya Ulusal Sağlık Enstitüsünün 2023 araştırmasında çocukların yüzde 19’unun fazla kilolu, yüzde 9,8’inin ise obez olduğu belirlendi.
Bu veriler, İtalya’da herkesin zayıf olduğu veya pizza ve makarnanın hiçbir koşulda kilo aldırmadığı düşüncesinin gerçeği tam olarak yansıtmadığını gösteriyor.
İtalyan sofrasından alınabilecek 6 ders
İtalyanların geleneksel beslenme düzeninden günlük hayata uyarlanabilecek temel alışkanlıklar şöyle sıralanabilir:
Makarnayı tamamen yasaklamak yerine porsiyonunu kontrol etmek,
Kremalı ve ağır soslar yerine sebze ve domates ağırlıklı tarifleri tercih etmek,
Aynı öğünde ekmek, kızartma ve şekerli içecekleri üst üste tüketmemek,
Sebze, baklagil, balık ve zeytinyağına daha fazla yer vermek,
Yemeği acele etmeden ve doyma sinyallerine dikkat ederek tüketmek,
Beslenme düzenini günlük fiziksel hareketle desteklemek.
Sonuç olarak İtalyanların kilo dengesinin arkasında mucizevi bir un veya sınırsız makarna tüketimi bulunmuyor. Porsiyon kontrolü, çeşitli beslenme, sade tarifler ve toplam enerji dengesi formda kalmanın asıl anahtarını oluşturuyor.