Manisa
27 May, 2024, Monday
  • DOLAR
    32.18
  • EURO
    34.94
  • ALTIN
    2426.9
  • BIST
    10726.01
  • BTC
    68386.83$

Yine bir muhtarlık, belediye başkanlığı ve meclis üyelikleri seçimleri Siyasetçi ve seçmen yalanlarına hazır mısınız?

29 November 2023, Wednesday 15:44

 

Belediye başkanlığı, meclise üyelikleri, muhtarlık seçimleri için yola çıkan siyasetçilerinin her seçimde söylediği yalanları ne yazık ki bu seçimde de görmek hatta duymak zorunda kalacağız.

Düşünün ki bir muhtar adayı broşürüne “Mahallemizi birlikte yöneteceğiz” diye yazıyor. Sanırım bu yazıyı burada noktalayıp bırakmak gerekiyor. Çünkü ne yazacağım daha başından belli ve bu seçimde yaşanacaklar da başında belli.

Aday olurken partisindeki dava arkadaşlarını bir çırpıda satan adamlar kalkıp siyaset arenasında dürüstlükten, gönül dostluğundan, vefadan, buna benzer bir çok sübjektif değerden bahsedecek. Partisinde attığı kazıkları saymıyor, yediği kazıkları aklında tutuyor.

Doğal olarak bunları sayan adaylardan birisini seçmek zorunda kalacaksın. Yani diyelim ki lokantaya gittin tezgahta bulunan yemeklerden birisini tercih etmek zorundasın. İsteğin yemek yok ama karnını doyuracağın bir yemek çeşidi var.   

Şimdi siyaset arenasına çıkan aday adaylarının kullanacağı sloganları şöyle bir sıralayalım.

Şehrimizi hep beraber yöneteceğiz

Kapım herkese açık olacak

Marka şehir yapacağız

Sizlere hizmet için buradayım

Yaşanabilir bir şehir yapmak için geliyoruz

Bu şehir bunları hak etmedi

Makam odasını kaldıracağım

Ve yazıyı çok uzatmamak için diğer yalanları yazmayayım ama siz anlayın.

Bunlar vaat edilenler birde bunları söyleyebilmek için konuşmaya başladıkları cümleler olacak. Onları da şöyle bir hatırlayalım sonra mevzuya dalalım.

Hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum

Derin muhabbetlerimi sunuyorum.

En kalbi duygularımla selamlıyorum

Ahmet amcam, Fatma teyzem, Bahri dedem, Ayşe ninem.

Diye başlayıp, siyaseten devam eder gider ve biz bunu her yerel seçimde görürüz.

Farklı olan siyasetçi zaten bu işin en tepesinde olduğu için bu cümleleri kuran siyasetçiler ise bir yerlere gelebilmek ve seçilebilmek için tırmalayıp dururlar. Her gördüğü seçmene samimi görünmek, keşke daha önce bu adama bir kere selam vermiş olsaydım pişmanlığı, memleket nere? diye sorduğunda “Bitlis” demişse, “benimde komşum var Bitlisli” gibi her türlü atraksiyon yaşanıyor. Yeter ki o anda tokalaştığı, selamlaştığı ona yakınlık göstersin.

Hele bir de girdiği kahvede birkaç kişiden birkaç güzel cümle işitirse var ya o gün o siyasetçi için bereketli bir gün olur çıkar.

Hele gittiği ortamda “Başkanım” denilip bu şehri yönetmek size yakışır cümleleri havada uçuşmuşsa “Aman Allah’ım o girdiği ortam hiç bitmesin ister.

Birde bu siyasetçilerin seçmen kolpaları vardır ki o daha beter. Bir kahveye gidersiniz ya da bir derneğe orda birkaç kişi “ Benim 2 bin oyum var” diye cümleye başlar ve yanında siyasetçiyi esir eder.

Öyle ya 2 bin oy deyip geçmeyin adamı ihya eden bir yalandır. İnanmazsınız ama “YA DOĞRUYSA” içinizi bir şüphe içten içe kemirir.

Lannnnnnn 2 bin oy iki bin yazıyla da rakamla da ikibinnnnnnnnnnnnnnnn.

Biz gelelim yine siyasetçi ayağına.

Çünkü en kolpa siyaset burada.

*Hepinizi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum.

*Belediyenin makam kapısını sökeceğim.

Ben bu memlekette “Belediye binası yapıp, kendimi saraylarda oturtuyor dedirtmem” deyip en kral belediye binasını yapanları gördüm.

“Her ay bu mahalleye gelmezsem” deyip o mahalleye adım atmayan siyasetçi bilirim.

“Kadınlar başımızın tacıdır” diyen siyasetçilerin hayat kadınlarına ilişkin tek hizmet yapmadıklarını gördüm.

Şehri kalkındırmayı söz verip, heykelle donatanlara şahitlik ettik.

Seçimlerde bunu yazın deyip, seçimden sonra üstünü çizenleri.

Her sözün başında Allah, kuran, kitap, sünnet, inşallah, maşallah diye sağcıları,

Atatürk, cumhuriyet, demokrasi, hak, adalet diyen solcuları gördük.

Velhasıl herkes her şeyi gördü bildi lakin kimsenin bir şey yapacağı yok.

Şimdi kalkıp mezvuyu sisteme getirirsek bu işi çok ucuza satmış oluruz.

Evinin çatısına kaçak kat yapıp, belediye başkanından dürüstlük beklemek.

Pikniğe gittiği yerde çöplerini bırakıp, evinin önündeki çöp bir gün alınmayınca kıyameti koparmak.

Kaçak elektrik kullanıp, emlak parasını bedavaya getirmeye çalışmak, seçim zamanı başkan adaylarının dağıttığı erzakları havada kapıp, başka torba yok mu diye sormak.

Hem siyasetçi tarafı, hem seçmen tarafının boklu olduğu bir seçim sürecinde kimsenin dürüstlük beklemeye hakkı yoktur.

“Devlet malı deniz, yemeyen keriz” cümlesini kahvede kurup haklı duruma çıkmak en ucuzundan kahve sohbetidir.

Gazete, internet yahut haber bültenlerinden okuduğu öğrendiği haberi kendi fikri gibi kahvede satmaya çalışan seçmen yani halk, o haberlerin kamuoyuna servis ettirildiğinden habersiz kendi fikri gibi konuşunca ayağına gelen siyasetçiye ahkam kesmeyi yetenek sanıyor.

Şehirlerin imar planları, köylerin imar durumu, ülkede nüfusa bakmaksınız otopark sorunu, kaldırım ve yol sorunu, özellikle DEPREM sorunu, öğrencilerin eğitim ve öğretim sorunu, okul problemi yağmur yağdığında göle dönen şehirlerin, yolların, toplu taşımanın ve daha nice alt yapı sorunlarının her seçim döneminde çözüleceğini sanan bir toplum ve ülke.

Her seçim öncesi tamiri, bakımı yapılan yollar ve bundan dolayıp trafiğe kapanan yollar adeta işkenceye dönerken belediye başkanına küfürler edilir ama iki adım yola arabasız gitmeyeyim kimse demez. 20 bin nüfuslu bir ilçede park sorunu yaşanabilir mi? Evet bu ülkede yaşanıyor. Çünkü şehrin merkezi dediğimiz çarşıya herkes aracıyla gidiyor.

Arabayla her yere gitmeyi alışkanlık haline getirince, park edebilmek için 6 tur attığımızı fark edemiyoruz. Otopark parası vermemek için yaktığımız benzini hesap edemeyecek kadar kafayı yemiş durumdayız.

Siyasetçinin yalanı, dolanı, aymazlığını eleştirecek durumda değiliz çünkü aynı yalan, dolan ve aymazlık seçmende de var.

Tabi biz yine siyasetçi ayağına gelelim çünkü asıl mevzu burada.

Belediye başkanı olmayı arzu ettiği şehri için hiçbir planı projesi olmayan siyasetçilerin evinde karısıyla kağıda çizip proje olarak anlattığı bir seçim sürecinden bahsediyorum.

Seçim kazanabilmek için bilimsel bir araştırma yapmayı bile akıl edemeyen siyasetçileri anlatıyorum size.

Kahvede bizim konuştuğumuz konuların haricinde bilgisi ve vizyonu olmayan siyasetçiler diyorum size.

İlçesinde ve şehrinde bulunan üniversiteden destek alamayan, bulunduğu şehrin jeolojik yapısından, sosyolojik entegrasyonundan haberi olmayan adaylardan bahsediyorum.

Şehrinin tarihçesini bilmeyen, ekonomisini, tarımını, halkını tanımayan adayları anlatmaya çalışıyorum.

“En kalbi duygularımla selamlıyorum” diyerek samimiyetsizliğini ortaya koyan, makam odasının kapısını sökeceğini anlatarak kolpa siyaset sinyalleri veren adaylardan söz ediyorum.

Aday olduğu ilçenin ve şehrin çocuk nüfusu kaçtır, kaç yaşlı yaşıyor, kadınların durumu, gençlerin arayışından haberi olmayan adaylar var diyorum ey seçmen ve siyasetçi.

Saçma sapan gelecek ama mahallenize gelen siyasetçilerden imzalı belge isteyin. Mahallenize verdiği sözleri anlatan noterden imzalı belge isteyin. Ne işe yarayacak derseniz? Yarın yalanlarını belgeli şekilde suratına vurun diye yazıyorum.

Emekli maaşlarının % 10’nun su parasına gittiği, toplu taşımaya alınmayan yaşlılar, doyduğunu zanneden ancak beslenemeyen üniversite öğrencileri, barınma ve beslenme sorunu yaşayan düşük gelirli aileler, sokak hayvanları, hafta sonu piknik yapacağı bir yer bulamayan kendi halinde aileler, arabasını park edemeyen mahalle sakinleri, hala elektriği kesilen köyler, köyde düğün olursa eğlenebilen köy gençleri, çay parasını hesap edip kahveye gidemeyen yaşlılar.

Bunlar bu ülkenin gerçekleri ancak hala belediye başkan adayları MARKA KENT YAPACAĞIZ deyip bastırdığı broşürü kendi okumadan seçmene dağıtıyorlar.

İzmir’in Beydağ İlçesi’ni Karşıyaka’dan ibaret sayan bir siyasi yapı, Nazilli’nin sıkışan sanayisini tarımsal ekonomiyle bütünleştiremeyen Aydın, Köyceğiz’i Muğla’dan saymayan şehir kültürü, Selendi’nin Uşak iline bağlanması için dua eden Manisalılar, “Edremit Van’a bakar. İçinde çaylar akar” türküsündeki Edremit’i hala Balıkesir’de sanan coğrafya siyaseti.

Hadi buyurun marka kent yapın bakalım bu saydığım yerleri.

Muhtar adayı çıkıp “Mahalleyi birlikte yöneteceğiz” diyorsa bu yazdıklarımın alayı boş. Çünkü yarın gelip birisi size şöyle seslenecek; “SEVGİ SAYGI VE MUHABBETLE KUCAKLIYORUM HEPİNİZİ”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.