Yoğun tempolu egzersizin sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili dikkat çeken yeni bir araştırma, fiziksel aktivitenin kronik hastalıklara karşı koruyucu rolünü yeniden gündeme taşıdı. Oxford Üniversitesi’nin kardiyoloji alanındaki önemli yayınlarından European Heart Journal’da yayımlanan çalışmaya göre, az miktarda bile olsa yüksek yoğunluklu egzersiz yapmak sekiz farklı hastalığa yakalanma riskini azaltabiliyor.
Araştırmada yalnızca spor süresi değil, egzersizin şiddeti de belirleyici unsur olarak öne çıktı. Özellikle toplam fiziksel aktivitenin küçük bir bölümünün bile yüksek yoğunlukta yapılmasının, sağlık üzerinde güçlü etkiler yaratabileceği vurgulandı.
Hangi hastalıklarda risk azalıyor?
Çalışmada yüksek yoğunluklu egzersizin ilişkilendirildiği başlıca alanlar demans, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, kronik solunum yolu hastalığı, böbrek hastalığı, bağışıklık sistemi kaynaklı iltihaplanma, büyük kardiyovasküler hastalıklar ve atriyal fibrilasyon olarak sıralandı.
Paylaşılan verilere göre risk azalmasının en dikkat çekici olduğu başlıklardan biri demans oldu. Demans riskinde yüzde 63, tip 2 diyabette yüzde 60, karaciğer yağlanmasında yüzde 48, solunum yolu hastalıklarında yüzde 44, böbrek hastalığında yüzde 41, iltihaplanmada yüzde 39, kardiyovasküler hastalıklarda yüzde 31 ve kalp ritim bozukluğunda yüzde 29 oranında düşüş görüldüğü aktarıldı.
Ölüm riskinde de dikkat çeken azalma
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de genel sağlık görünümüyle ilgili oldu. Bulgulara göre yoğun egzersiz yapan kişilerde herhangi bir hastalıktan ölüm riskinde de önemli düşüş görüldü. Çalışmada bu oranın yüzde 46’ya kadar gerileyebildiği belirtildi. Bu sonuç, egzersizin yalnızca belirli hastalıklara karşı değil, genel yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından da önemini güçlendirdi.
Uzmanlar neden yoğun egzersize dikkat çekiyor?
Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman isimlerden Dr. Leana Wen, yüksek yoğunluklu fiziksel aktivitenin faydalarının özellikle bu çalışmayla daha görünür hale geldiğini vurguladı. Wen’e göre araştırmanın en dikkat çekici yönü, toplam spor süresinin çok büyük olmasına gerek kalmadan, egzersizin belirli bölümünün yoğun yapılmasının dahi ciddi fark yaratabilmesi.
Bu yaklaşım, özellikle zamanı sınırlı olan kişiler için de önemli bir mesaj veriyor. Uzun saatler spor yapamayan bireyler için kısa ama etkili yoğun aktivitelerin sağlık açısından güçlü katkılar sunabileceği görüşü öne çıkıyor.
Hangi aktiviteler yoğun egzersiz sayılıyor?
Yüksek yoğunluklu egzersiz denildiğinde akla ilk olarak koşu, hızlı bisiklet sürme, yüzme ve merdivenleri tempolu çıkma gibi aktiviteler geliyor. Ancak uzmanlara göre yoğunluk kişiden kişiye değişebiliyor. Temel ölçüt, egzersiz sırasında kalp atışının ve nefes alışverişinin belirgin biçimde hızlanması.
Bu noktada en sık kullanılan yöntemlerden biri konuşma testi olarak biliniyor. Egzersiz yaparken rahatça tam cümle kurabiliyorsanız düşük ya da orta şiddette aktivite yapıyor olabilirsiniz. Ancak yalnızca birkaç kelime söyleyebilecek kadar nefes nefese kalıyorsanız, bu durum yüksek yoğunluklu egzersiz olarak değerlendirilebiliyor.
Günlük hayattaki hareketler de etkili olabilir
Uzmanların dikkat çektiği önemli bir başka ayrıntı da yoğun egzersizin her zaman spor salonuyla sınırlı olmaması. Otobüse yetişmek için hızlanmak, ağır market poşetlerini merdivenden taşımak ya da normalden daha tempolu yürümek bile bazı kişiler için yüksek yoğunluklu aktivite anlamına gelebiliyor.
Bu nedenle egzersiz kavramı yalnızca planlı spor saatleriyle sınırlı değerlendirilmiyor. Günlük yaşam içinde kısa süreli ama nefes yükselten hareketlerin de sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği belirtiliyor.
Az süreyle bile etkili olabilir
Araştırmanın verdiği en güçlü mesajlardan biri, yoğun egzersizin mutlaka uzun sürmesi gerekmediği oldu. Günde sadece birkaç dakikalık yüksek tempolu fiziksel aktivitenin bile önemli sağlık katkıları sunabileceği ifade ediliyor. Bu durum, hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaştığı dönemde kısa süreli ama etkili egzersizlerin değerini daha da artırıyor.